Oradan Bakınca… Canlar Değersiz Mi?

5 mins read

Hemen her gün doğal yaşamla ilgili haberler izliyoruz

Bir balık karaya vursa kurtarmak için insanlar seferber olur.

Kedi yavrusu kuyunun içine düşse çevredeki herkes yardıma koşar.

-Reklam-

Derin kuyudaki yılanı kurtarmak için çırpınan insanları gördük.

Kutuplarda aç kalan ayıları beslemek duyarlı insanların öncelikli görevidir.

Karaya vuran balinaların tekrar denizle buluşmasını sağlamak için cana değer veren herkes koşuyor.

-Reklam-

Köylerde kendi gönlünce sere serpe akan derelere HES yapılarak, yatağını, çevresini kurutmak…

Denizler doldurulup, insanları yüzmeye hasret bırakmak,

İnsanları denize uzaktan baktırmak çevreyi korumanın hangi maddesine uyar?

-Reklam-

Öyle zaman oluyor ki;

 Tam bir havuzlu otel yapılacak kadar yangın çıkıyor.

Bütün emeklere karşın devasa otel olabilecek kadar alan yandıktan sonra yangın sönebiliyor.

-Reklam-

Yanan yerler; “Ağaçlandırılacak” denildikten sonra da,

 Bir daha yanmasın diye villa şeklinde ağaçlar dikiliyor.

Ormanların kesilmesi…

-Reklam-

Zeytin ağaçlarının kıyımı…

Verimli ovaları yok etme girişimleri…

Çarşamba ovasına çöp yakma fabrikası yapılması…

-Reklam-

Çevre denince; sadece ağaçları, hayvanları, toprağı düşünmek yeterli mi?

Verilen zararlar sadece onlara karşı mı oluyor?

İçme suları siyanür tehlikesi altında olan köyleri, köylüleri kimler düşünecek?

-Reklam-

Ormanları yok edilip, kıraç araziye çevrilen yerlerde yaşayan köylüler…

Kireç taşı ocakları, taş, çakıl ocakları arasında yaşamak zorunda bırakılmak istenilen köylüler…

Toz içinde, gürültülü bir yaşama nasıl katlanacaklarını,

-Reklam-

Köylerinin içinde, evlerle iç içe çimento fabrikası yapılan köylülerin,

Bir daha göremeyecekleri temiz havayı düşündükçe uykuları kaçıyor.

İnsanların sağlıklı ortamda yaşama hakkı yok mu?

-Reklam-

Hepimiz biliyoruz ki;

Çevre felaketine sebep olanlar Türkiye’nin servetini, kaynaklarını kendi servetleriyle birleştirenlerdir.

Yapılanlara bakınca görülüyor ki;

-Reklam-

Halkın çevre koruma anlayışı ile birilerinin ”çevre koruma” anlayışı farklı.

Onlar, çevre denince doğayı değil,

 Yandaşlarını,

-Reklam-

 Çıkar ilişkileri olanları koruma olarak anlıyorlar.

Avrupa, yaban hayatı ve yaşama ortamlarını koruma sözleşmesi ile yaban hayatını ve ortamlarını koruma altına alırken;

Biz insanların yaşama hakkı için neden sınıfta kalıyoruz?

-Reklam-

Yaşam alanları,

 Havası,

Suyu,

-Reklam-

 Toprakları bir şekilde ellerinden alınan köylüler haykırıyor

“-Yaşamak istiyoruz.

Köyleri çevre felaketleri ile karşı karşıya kalan köylüler haykırıyorlar;

-Reklam-

Sesimizi duyan yok mu ?”

Orada yaşayan insanları tedirgin etmek,

İsteklerini görmezden gelmek  “hak, hukuk, adaletin” hangi sayfasında yer bulur?

-Reklam-

Halk, haklı olarak sesleniyor;

Ülkemize yapacağınız en iyi yatırım henüz el değmemiş doğal alanları,

 Yaşam alanlarını korumaktır.

-Reklam-

O bölgeler korunarak, insanların sağlıklı ortamda yaşamaları güvence altına alınabilir.

Yönetim kademelerinde olanlar halkın sesini ne zaman duyacaklar?

Tek bir sorumuz var;

-Reklam-

 “Bu memleket bizim”

 Bu insanlar bizim değil mi?

-Reklam-

Halil Boz

Köşe Yazarı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.