Dindarın Ateist Avukatı

İlknur Ünsal

Ateist, “Teolojik perspektif göz ardı edilerek dindar O L U N M AZ insanları çok zorluyorsun. Onlar için imanlı gitmek önemlidir bu dünyadan, adil gitmek değil. Dinin mantalitesinde tavrı belirleyen vicdani sorumluluk değildir kutsal metinde yazan neyse ona uyulur. Kulun görevi tanrıyı yüceltmektir.”

Avukat, “Peki, adaletin yanında durabilmeleri için illa tanrılarını inkâr etmeleri mi gerekiyor, sizin de onlardan illa öncelikle bunu istemeniz mi gerekiyor?”

Ateist,“Hangisi yanımıza gelmiş de biz kovmuşuz?”

Avukat,”Mesele gelememeleri zaten kovulmaları değil.”

Ateist,“Gelememelerinin sebebi biz miyiz yoksa bizim eleştirdiğimiz o dünyaları mı?”

Avukat, “O dünya” dediğin? Şimdi yine gireceğim topa. Zaten yukarıda dediğin şeyi “Onlar için önemli olan bu dünyadan imanlı gitmek adil gitmek değil” çok da kabul etmiş değilim.  Bunlar aslında birbirinden çok faklı şeyler değildir.

Bence dindarları teoloji dünyasına terk etmek yerine teolojinin rasyonalitesini ortaya çıkarmak olmalıdır ateistliğin olaya yaklaşım perspektifi. Diğeri yani onları teoloji dünyasına terk etmek en az onlar kadar teolojinin dokunulmazlığını kabul etmekten başka bir şey değil. Gerçek bir ateistte insanlığın ortak dilini yakalamaya dair inancın bu kadar zayıf olmaması gerekiyor normalde.

Ayrıca bir ateist tanrıyı reddedebilir ama tarihteki tanrı olgusunu anlamaya mahkûmdur. Tanrı olgusu, ihtişamını tamamen adalet temelinden alır kimse onu öncelikle caniliğinden ötürü yüce kabul etmez, adaletin koruyuculuğu misyonuna sahip olduğu için ceza ve tehditleri saygı görür.

Durum böyle olunca bir müminin ahiret beklentisi, kendisinin bu dünyada adil davranmadığına inandığı halde öteki tarafa imanlı gitmiş olabileceği yönünde olabilir mi?

Mesela, 6 yaşındaki bir çocuğun iğfaline vicdani ret çekeceksin ama “Kuranda buna cevaz var” diye sessiz kalacaksın. Senin öz düşüncenin bu olduğunu tanrının bilmeme şansı var mı, özünde kendisini aşağıladığını çok iyi bildiği bir kulu ile cennette sarmaş dolaş bir tanrı düşünemiyorum. Ayrıca da daha çocukluk algılarına sahipken dedesi yaşındaki adama, babası tarafından cinsel hizmete zorlanmış o kulun da tanrı ile bir yüzleşmesi olacak elbet. Mahşer gününde tanrının böyle perişan bir vaziyette olması tasavvur edilemeyeceğine göre aklı başında insana Allah’ına saygısından ötürü dini metinlerle bağını kesmek düşer.  Bunu başarmaya takati yetmeyen dindara düşen ise yine de vicdanlarının sesini dinleyerek hareket etmektir ve tanrının huzurunda “Çocuğun yakarışlarına bakarak hareket ettik, ayetten bir şey anlayamadık, affına sığınırız” demeyi seçmektir. İnan bana dinin insanlara genel anlamda verdiği terbiye bunu gerektirir, “mazlumu korumak” temel şiarıdır dinlerin, bu konsepti, çağının algılarına göre şekillendiremediği için bugün ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Zaten ben, dinlerin insanların bilincine yer ettirdiği “Adaletli olun” genel sorumluluk ilkesi gereği insanların bu durumlarda ya ayetin öyle söylemediğini savunduğunu ya da ayete yorumsuz kaldıklarını ve olaya çocuk tarafından yaklaştıklarını pek çok kez görmüşümdür. Dinin teolojik bağlamını onlardan çok sahiplenip tepeden öyle saldırgan söylemleriniz oluyor ki işte bu sebepten dolayı aslında adalet duyarlılığında ortak kumaşa sahip olduğunuz bu insanları verdiğiniz mücadele saflarına çekemiyorsunuz.

Ayrıca da bir insanın inandığı değerlerle mücadele etmekle o insanın kendisiyle mücadele etmek aynı şey değildir. Cehennem korkusu olan bir insana “Cehennem yoktur” demekle;  korkunç boyutta iflas yaşamış inançsız bir insana “Allah büyüktür” demek eşdeğer seviyede duyarsızlıktadır.

Bir insan ruh sağlığını koruyacak asgari güvende korkularını yenemediği müddetçe o korkularına bağımlı hissettiği sorumlulukları insani özgürlükler sınırları içinde değerlendirilmek zorundadır. İnsana saygı bunu gerektiriyor. Ancak dinen icazet göstererek 6 yaşındaki çocuğuna nikâh kıymak isteyen bir kişiye aynı hoşgörü gösterilemez çünkü bu nikâhı kıymadığında o kişi cehennemde yanmayacaktır ayrıca yansa bile bizim önceliğimiz daha masum olanın yani çocuğun korkularına odaklanmaktır. Burada da insani sorumluluk bunu yapmayı gerektirmektedir.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts
Muharrem İnce

Neden Muharrem İnce?

Neden Muharrem İnce’ye oy vermeliyiz? Günümüzün en temel sorusu bu.Herkesin Cumhurbaşkanı olacağım dediği için,Ötekileştirmediği için,Parti rozetini çıkardığı için.…
İsmail Tutoğlu
Oku
kıllıya çatarsın oğul

Kıllıya Çatarsın Oğul

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kocaeli Yuvacık’ta konuşurken CHP’li Öztürk Yılmaz’a seslendi: “Ulan ahlaksız sen sıcak yatağında yatarken ÖSO…
Cemil Biçer
Oku
Corona Virüs (2019-nCoV) ve Küresel Ekonomik Kriz

Tatile Devam Mı Edecek?

Bir virüs her şeyi askıya aldırdı. Vakalar gittikçe azalıyor. Dünya artık normalleşmeye başlıyor Hayat normale dönüyor. AVM ler…
Halil Boz
Oku

Milletvekillerimiz…

Milletvekillerimiz, bizim seçtiklerimiz. Onların başarıları ile övünürken başarısızlıklarında da onları eleştirme hakkımız olduğunu bilmesi gerekenlerimiz. Onların Milletvekili olma…
Tekin Akın
Oku