Mart’ın Sonu Bahar

Abdurrahman Öztürk
Martın Sonu Bahar

Beş gün sonra ülkemizin yerel yöneticilerini seçmek için sandık başına gideceğiz…

Hepimiz farklı gerekçelerle hem siyasi partilerin hem de adayların profillerini irdeleyerek bir tercihte bulunarak demokratik hak ve sorumluluğumuzun gereğini yerine getireceğiz…

Ben bir partiliyim…
Partili olarak eleştiri hakkımız elbette var ve Atatürk’ten aldığımız mirasla asla biatçı değiliz..yanlış gördüğümüz tutum ve davranışları dile getirip gerekirse parti yönetimini uyarı görevini yerine getirmeyi yurttaşlık bilinciyle yerine getirmek CHP’li olmanın bize sağladığı en doğal hakkımızdır…

31 Mart’ta bir seçim yapacağız…

İktidar bu seçimi “beka” olarak göstermeye çalışıyor..bu beka anlaşılıyor ki ülkenin değil kendi bekaları için topluma sundukları bir dayatmadır…

Yerelde demokrasi ne kadar güçlü bir biçimde işliyorsa bunun ülkeye yansıması da aynı oranda güçlü olacaktır..işte ilk önce demokrasimizin gelişmesi için oy kullanacağız..

Kentine yabancılaşmış insanın zamanla kendine yabancılaşması da kaçınılmaz olacaktır..Belediye Başkanı seçerken bizim yaşadığımız yere olan aidiyetimizi güçlendirmek için politikaları nelerdir bunu bilmek ve sonrasında olup olmadığını denetlemek zorundayız…

Kentler durağan değil yaşayan yerler olmak zorundadır..Tarihe yaptığı tanıklıkları ve tarihsel dokusu ön plana çıkarılmalıdır..kültür sanat alanında kent insanını sanat atölyeleri ile buluşturmalı ve kültür ve sanatın insan ruhunu iyileştirici ve geliştirici gücünden yararlanılmalıdır…

Kentin çevreci duyarlılığı kentin imarında öncellenmelidir..yeşil alanları park ve bahçeleriyle hepimizin soluk alabildiği kentler planlanmalıdır..kentin imardan elde ettiği rant yandaşlara değil kentin geleceğine dolayısıyla kentin tüm canlıların yararına kullanılmalıdır..Yani sadece insanlar için değil kenti paylaştığımız sokak hayvanları için de ranttan elde edilen kazanımlar kullanılmalıdır…

Kentin her mahallesinde kreşler açılmalıdır..böylece kadınların sosyal yaşama daha fazla katılması sağlanmalıdır..

İşsizliğin yarattığı travmalar yaşanılan kenti de travmalarla karşı karşıya bırakır…belediyeler istihdam yaratma alanı değildir diye düşünmeden yeni istihdam yaratacak işyerleri için organize sanayi bölgeleri oluşturarak istihdam edilecek alanlarda açılacak kurslar yoluyla işveren ile çalışanları buluşturmayı belediyeler görev edinmelidir…

Demokrasinin en temel göstergesi sayılan hesap verilebilirlik açısından bütçenin nasıl kullanıldığı açık bir biçimde kamuoyunanun incelemesine sunulmalıdır…

Demokrasinin olmazsa olmazı denilebilecek katılımcılık önemsenmelidir..bu açıdan kent konseyleri en küçük ölçekli mahallelerde oluşturulmalı ve kentin karar alma süreçlerinde söz sahibi olmaları sağlanmalıdır..

Geleceğin en büyük iki sorunu sayılan su ve gıda konusunda öngörülü çalışmalar konunun uzmanları ve taraflarıyla yapılmalıdır…su havzaları özenle korunmalıdır..tarım alanları asla imara açılmamalı ve tarım konusunda kooperatifleşme yoluyla köylünün hem yaşadığı yerde mutlu olması böylece köyden kente göçün önlenmesi ve aynı zamanda gıdaya daha kolay ve daha sağlıklı ulaşılması sağlanmalıdır…

Kent engellilerin yaşama katılabilmesi için bütün engellerin ortadan kaldırıldığı bir mimari anlayışla planlanmalıdır…

Yaşlıların yalnızlıklarını unutabileceği ve yaşıtları ile birlikte aynı ortamı paylaşacakları alanlar yaratılmalı ve yaşlı sağlık hizmetlerinde öncü görev üstlenilmelidir…

Eğitim geleceğimiz açısından ulusal bir sorundur…kentin okullarındaki fiziki yetersizlikler tespit edilip bütün okulların eğitim yılı öncesi eksiklikleri tamamlanmalıdır…

Kentin belleği olabilecek kent arşivleri oluşturulmalı ve kent müzesi yoksa kurulmalı varsa da kentte yaşayanların bu müzeyle buluşması sağlanmalıdır…

Taşeronluk sistemi kölelik sistemidir ve bu anlamda belediyenin bütün birimlerinde çalışanlar ne zaman işten çıkarılacağım endişesinden uzak kadrolu olmalıdır…

Belediyecilik anlamında daha çok şeyler söylenebilir…
Demokrasiyi önemseyen siyasi partiler ve adayları bizim haklı ve insani taleplerimizi dikkate alabilir…

CHP demokrasinin kalesidir…

Bu ülkenin kurucu değerlerinin garantisi CHP’dir…

Toplumu kutuplaştırmadan kimseyi ötekileştirmeden hepimizi “Cumhuriyet” çimentosu ile birleştiren CHP’dir…

CHP bir çınardır ve bu ülkenin yurtsever yurttaşları bu çınarın gövdesidir…

Ben Samsun’da yaşıyorum…
Samsun 19 Mayıs 1919’da bağımsızlık ateşinin yakıldığı yerdir…Atatürk’ün “doğduğum yer” dediği Samsun’u Cumhuriyet’le barışık Atatürk İlke ve Devrimleri’nin takipçisi ve uygalıyıcısı olma iddiasında olan ve bu kenti bizimle birlikte yönetecek insanları seçmek çocuklarımıza karşı bizim sorumluluğumuzdur…

Bunun için Samsun’da…
#HayatiTekin

Bunun için Atakum’da
#CemilDeveci

Ağaçlar çiçek açmaya…
Çiçekler yüzünü güneşe çevirmeye başladı…
Mart’ın Sonu Bahar…

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts

Akıldan Al Haberi

Dünyada Seksen milyar insan varsa , seksen milyar da düşünce vardı . Akıl,fikir,düşünce insanlara mahsustur.Diğer canlılarda pek rastlanmaz.Canlılar…
Süleyman Erkan
Oku

İşçinin Emekçinin Bayramı

İşçi; ailesinin geçimi için; emeğini, alın terini satarak onuruyla kazanan kişidir. Geçmiş zamanlardan günümüze iktidarlar olabildiğince bol keseden…
Halil Boz
Oku

Olabiliyor İşte

Bugün n’oldu? Temsili cuma kılındı. Nerede? Millet Camiinde. Nasıl oldu? Diyanet, az sayıda katılımcı seçti. Onlarla namazı kıldı.…
Feyzi Coşkun
Oku

Yayına Başlarken

Merhaba Samsun, Merhaba Türkiye! Samsun’un sorunlarına ve ülkenin sorunlarına ses veren yepyeni bir sitede bir köşe’de bana teklif…
İbrahim Coşar
Oku

Finduk Dalda Kal(ma)sın

Karadeniz ahalisi muhafazakardır, hatta muhafazakarlıktan öte bildiğiniz “tutucu”dur, her türlü değişime,gelişime intibak etmede zorluk çeker. Cumhuriyet devrimine de…
Cemil Biçer
Oku