Her Yer Bayram Alanı

Bu bayramda figüran yok, herkes ASİL oyuncu.

Ulusun kendi kendisini yönetmek için bu günden 100 yıl önce meclis kuruldu.

Bugün o yokluklar içinde kurulan,

Çalıştırılan meclisin çalışmaması için çaktırmadan,

Sessizce,

Çoğunluğu ellerinde bulundurdukları için olabildiğince pasif duruma düşürerek,

Hatta önceki günden başlayarak 45 günlük tatile soktular.

Meclis, halkın meclisi.

Halk için olan her şey orada konuşulup karara bağlanmalı,

Halkın zararına olanların engellenmesi,

Halk için halkla beraber halkı yönetebilmek için ,

 Halk temsilcilerini seçerek, o yüce meclise gönderir.

Öyle de olmalı.

Acaba gerçekler,

Uygulamalar öyle mi?

 Halkın gerçek temsilcileri mi orada?

Halk mı kendisinin yerine karar alacakları,

Kendi gibi düşünenleri listeye yerleştirip seçip de oraya gönderiyor?

Bunu bir kez Merhum Turgut Özal denedi.

Milletvekili seçimini tercihli oy ile yaptı.

Bir kez de Sayın KILIÇDAROĞLU listedeki yerlerini belirlemek için 54 ilde partiye kayıtlı üyelerle seçim yaptı.

Halk kendi temsilcilerinin oy pusulasındaki  yerlerini belirledi.

O seçimin sonuçlarına sadık kalarak üyelerin belirlediği liste ile seçime gitti.

Peki bütün bunlar yeterli mi?

Elbette ki hayır.

Vekiller parti liderlerinin emirlerine ve grup kararlarına uymak zorunda.

Vekiller herhangi bir konuda kendilerini seçip, yüce meclise gönderenlere ne kadar danışıyor?

Halkın dileklerini, isteklerinin ne kadarını yüce mecliste dile getiriyor?

Başka türlüde soralım;

Mecliste,

 Halkın dilekleri, istekleri dile getirilince yüce meclisin koltuklarını dolduran vekilleri tarafından bu istekler,

 Bu dilekler ne kadar kabul görüyor?

Demokrasi uzlaşma rejimi,

Halk için halkı yönetme rejimi değil mi?

Bu acaba ne kadar gerçekleşiyor.

Günümüzde görünen manzara ;

Bir parti lideri” İN” diyor yetkili iniyor.

“Dur” diyor yetkili duruyor.

“BİN” diyor,  biniyor.

Ve hatta “derhal” istifalar bile gördük, yaşadık.

Bunlardan bazıları tarihin sahnesinden silinir oldular.

Bazıları da aradan yıllar geçtikten sonra halkı hatırlayıp,( acaba halkı mı? Birilerinin çıkarlarını mı ? Orası henüz kuşkulu bir durum olsa da, kendileri cesaretlerini toparlayıp)  meydana çıktılar.

Yeminli bağlılıkları, ölünceye kadar liderlerine bağlılık sözleri vardı.

Onlar ya öldüler ya da ölü taklidi yapıyorlar.

Neyse…

 Onlar yine bir şekilde cesaretlerini toplayıp, kendi liderleri ile maça çıkmaya hazırlanıyorlar.

Hazırlansınlar.

Maç biraz daha renklensin.

 Umarım maç süresince yılmadan pes etmeden maçı tamamlamış olurlar.

Hem rakipleri, hem de maçın hakemi olan tarafından diskalifiye edilmeleri, ettirilmeleri de beklenebilir mi?

 Diye sorumuzu da buraya koyalım.

Halk yapılacak olan demokrasi müsabakasına acaba yeterince hazırlanabiliyor mu?

Oyuncuları,

Oyun alanlarını,

Oyunun kurallarını,

Maçın önemini

Kendilerinin bu müsabaka hakkındaki düşüncelerini ne kadar netleştirebilmişler? 

 Orta Afrikada Uganda’da diktatör olan İdi Amin’e sormuşlar;

–  Deniliyor ki; ülkenizde  fikir beyan etme özgürlüğü yoktur. Nedersiniz?

Cevabı bir o kadar ilginç ve iç acıtıcı kadar acı…

 –“ Hayır. Herkes fikrini özgürce beyan edebilir. Sonrasına karışmam.”

Tabi ülkemizi muz cumhuriyetleri ile mukayese edemeyiz.

Burası,

Dünyaca saygın, Önderimiz Atatürk’ün temellerini atarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti.

Kendini bilmez birileri her ne kadar reklam arası demiş ise de,

Onlar, kendileri tarihin çöp sepetinde bile yer alamayacaklar.

Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletiyle birlikte ebediyete giden yolda kararlılıkla,

Sendelemeden yoluna devam edecektir.

Yüce Önderimiz meclisin kurulmasını,

Geleceğimizin teminatı çocuklarımıza armağan etmiştir.

Biz yarınlarımıza neler verebiliyoruz?

Yarınlarımız olan çocuklarımızı yarınlara nasıl hazırlayabiliyoruz?

 Geleceğimizi bağladığımız, umudumuz olan çocuklarımızın geleceklerinden ne kadar eminiz?

Geleceklerine ne kadar güven duyuyoruz?

 Müslüman denince akla Türk,

Türk denince de akla İslam gelen bir dünyada yaşıyoruz.

Gördüğümüz,

Yaşadıklarımız bu manzara ile uyuşuyor mu?

Çocuklarımıza, dilini, dinini, tarihini, kültürünü…

Eğitimdeki kalitemiz, başarımız…

Onları yeterince yetiştirebiliyor muyuz?

V e ayrıca “muasır medeniyet” için onlara neler verebiliyoruz?

Belki de paralı tutulmuş sosyal medya sapıklarının dillerine doladıkları “heykeller”   görülüp,

Konuşulur da;

 Cumhuriyetle birlikte “cahillikten“ kurtulduğumuz, her alanda atılımlar yaptığımız,

 Neden görülmüyor?

Görülemiyor mu?

Gösterilmek istenmiyor mu?

Parayla tutulmuş veya parasız gönüllü kemik yalayıcıları neden bu kadar acımasız,

Neden bu kadar kör olabiliyor?

Bu da ayrı bir soru…

Dinimizin ”oku “olan ilk emrini unutup,

Cahil insanların ferasetine güvenen diplomalı cahillerin yetiştirmeye çalıştığı,

Çalışacağı çocuklarımız acaba ne kadar geleceğimizin güvencesi olabilir?

Dinimizi,

İslam’ın güzelliklerini öğrensin,

Uygulasın,

Özümsesin diye ailelerince “O “ yuvalara verilen çocuklarımızın başına gelen ağırın da ötesinde bir durumun yazılmasını,

Konuşulmasını yasaklamak;

 Acaba çocuklarımızın geleceğini yeterince güvence altına alabiliyor mu?

Bir anne,

Bir baba,

 Bir dede,

 Bir nine…

Olarak gönülleriniz yeterince rahat mı?

Rahat değil ise; sorunun giderilmesi için ne kadar çaba gösteriyorsunuz?

Bu ve buna benzer örnekleri sayılamayacak kadar çoğaltmak,

 Zaten kararmış olan iç dünyamızı daha da karartmaktan başka bir işe yaramaz.

Genç cumhuriyetin temellerinin atıldığı 23 Nisan TRT önderliğinde her yıl   “DÜNYA ÇOCUKLARI BAYRAMI” olarak kutlanıyordu.

Dünyada olduğu gibi,

 Güzel yurdumuz da mikrop korkusu ile eve kapanmak zorunda kaldı.

 Bu yıl bayramı dışarıda coşkulu bir şekilde kutlayamasak ta,

 İçimizdeki coşku ile bayramı ara vermeksizin kutlamaya devam edeceğiz.

 Geçen yıllarda unutturulmaya çalışılan,

Güdük kutlamalarla geçiştirilmeye çalışılan bayramı…

Bu yıl da mikrop nedeniyle alanlarda,

Meydanlarda,

Sokaklarda,

Okullarda kutlayamasak da;

İçimizdeki coşku ile bütün evleri bayram yerine çevireceğiz.

Hiçbir zorluk neşenizi bozmasın.

Gelecek…

Hak, hukuk, adalet kuralları içinde

Demokrasi şöleni havası içinde,

Güzel ve güneşli günler çalışanların olacak.

Güzel ve güneşli günler hepimiz için doğacak!

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Tüm Çocuklarımıza Kutlu Olsun.

Halil Boz
Köşe Yazarı

Bir cevap yazın