Her Yer Bayram Alanı

10 mins read

Bu bayramda figüran yok, herkes ASİL oyuncu.

Ulusun kendi kendisini yönetmek için bu günden 100 yıl önce meclis kuruldu.

Bugün o yokluklar içinde kurulan,

-Reklam-

Çalıştırılan meclisin çalışmaması için çaktırmadan,

Sessizce,

Çoğunluğu ellerinde bulundurdukları için olabildiğince pasif duruma düşürerek,

-Reklam-

Hatta önceki günden başlayarak 45 günlük tatile soktular.

Meclis, halkın meclisi.

Halk için olan her şey orada konuşulup karara bağlanmalı,

-Reklam-

Halkın zararına olanların engellenmesi,

Halk için halkla beraber halkı yönetebilmek için ,

 Halk temsilcilerini seçerek, o yüce meclise gönderir.

-Reklam-

Öyle de olmalı.

Acaba gerçekler,

Uygulamalar öyle mi?

-Reklam-

 Halkın gerçek temsilcileri mi orada?

Halk mı kendisinin yerine karar alacakları,

Kendi gibi düşünenleri listeye yerleştirip seçip de oraya gönderiyor?

-Reklam-

Bunu bir kez Merhum Turgut Özal denedi.

Milletvekili seçimini tercihli oy ile yaptı.

Bir kez de Sayın KILIÇDAROĞLU listedeki yerlerini belirlemek için 54 ilde partiye kayıtlı üyelerle seçim yaptı.

-Reklam-

Halk kendi temsilcilerinin oy pusulasındaki  yerlerini belirledi.

O seçimin sonuçlarına sadık kalarak üyelerin belirlediği liste ile seçime gitti.

Peki bütün bunlar yeterli mi?

-Reklam-

Elbette ki hayır.

Vekiller parti liderlerinin emirlerine ve grup kararlarına uymak zorunda.

Vekiller herhangi bir konuda kendilerini seçip, yüce meclise gönderenlere ne kadar danışıyor?

-Reklam-

Halkın dileklerini, isteklerinin ne kadarını yüce mecliste dile getiriyor?

Başka türlüde soralım;

Mecliste,

-Reklam-

 Halkın dilekleri, istekleri dile getirilince yüce meclisin koltuklarını dolduran vekilleri tarafından bu istekler,

 Bu dilekler ne kadar kabul görüyor?

Demokrasi uzlaşma rejimi,

-Reklam-

Halk için halkı yönetme rejimi değil mi?

Bu acaba ne kadar gerçekleşiyor.

Günümüzde görünen manzara ;

-Reklam-

Bir parti lideri” İN” diyor yetkili iniyor.

“Dur” diyor yetkili duruyor.

“BİN” diyor,  biniyor.

-Reklam-

Ve hatta “derhal” istifalar bile gördük, yaşadık.

Bunlardan bazıları tarihin sahnesinden silinir oldular.

Bazıları da aradan yıllar geçtikten sonra halkı hatırlayıp,( acaba halkı mı? Birilerinin çıkarlarını mı ? Orası henüz kuşkulu bir durum olsa da, kendileri cesaretlerini toparlayıp)  meydana çıktılar.

-Reklam-

Yeminli bağlılıkları, ölünceye kadar liderlerine bağlılık sözleri vardı.

Onlar ya öldüler ya da ölü taklidi yapıyorlar.

Neyse…

-Reklam-

 Onlar yine bir şekilde cesaretlerini toplayıp, kendi liderleri ile maça çıkmaya hazırlanıyorlar.

Hazırlansınlar.

Maç biraz daha renklensin.

-Reklam-

 Umarım maç süresince yılmadan pes etmeden maçı tamamlamış olurlar.

Hem rakipleri, hem de maçın hakemi olan tarafından diskalifiye edilmeleri, ettirilmeleri de beklenebilir mi?

 Diye sorumuzu da buraya koyalım.

-Reklam-

Halk yapılacak olan demokrasi müsabakasına acaba yeterince hazırlanabiliyor mu?

Oyuncuları,

Oyun alanlarını,

-Reklam-

Oyunun kurallarını,

Maçın önemini

Kendilerinin bu müsabaka hakkındaki düşüncelerini ne kadar netleştirebilmişler? 

-Reklam-

 Orta Afrikada Uganda’da diktatör olan İdi Amin’e sormuşlar;

–  Deniliyor ki; ülkenizde  fikir beyan etme özgürlüğü yoktur. Nedersiniz?

Cevabı bir o kadar ilginç ve iç acıtıcı kadar acı…

-Reklam-

 –“ Hayır. Herkes fikrini özgürce beyan edebilir. Sonrasına karışmam.”

Tabi ülkemizi muz cumhuriyetleri ile mukayese edemeyiz.

Burası,

-Reklam-

Dünyaca saygın, Önderimiz Atatürk’ün temellerini atarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti.

Kendini bilmez birileri her ne kadar reklam arası demiş ise de,

Onlar, kendileri tarihin çöp sepetinde bile yer alamayacaklar.

-Reklam-

Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletiyle birlikte ebediyete giden yolda kararlılıkla,

Sendelemeden yoluna devam edecektir.

Yüce Önderimiz meclisin kurulmasını,

-Reklam-

Geleceğimizin teminatı çocuklarımıza armağan etmiştir.

Biz yarınlarımıza neler verebiliyoruz?

Yarınlarımız olan çocuklarımızı yarınlara nasıl hazırlayabiliyoruz?

-Reklam-

 Geleceğimizi bağladığımız, umudumuz olan çocuklarımızın geleceklerinden ne kadar eminiz?

Geleceklerine ne kadar güven duyuyoruz?

 Müslüman denince akla Türk,

-Reklam-

Türk denince de akla İslam gelen bir dünyada yaşıyoruz.

Gördüğümüz,

Yaşadıklarımız bu manzara ile uyuşuyor mu?

-Reklam-

Çocuklarımıza, dilini, dinini, tarihini, kültürünü…

Eğitimdeki kalitemiz, başarımız…

Onları yeterince yetiştirebiliyor muyuz?

-Reklam-

V e ayrıca “muasır medeniyet” için onlara neler verebiliyoruz?

Belki de paralı tutulmuş sosyal medya sapıklarının dillerine doladıkları “heykeller”   görülüp,

Konuşulur da;

-Reklam-

 Cumhuriyetle birlikte “cahillikten“ kurtulduğumuz, her alanda atılımlar yaptığımız,

 Neden görülmüyor?

Görülemiyor mu?

-Reklam-

Gösterilmek istenmiyor mu?

Parayla tutulmuş veya parasız gönüllü kemik yalayıcıları neden bu kadar acımasız,

Neden bu kadar kör olabiliyor?

-Reklam-

Bu da ayrı bir soru…

Dinimizin ”oku “olan ilk emrini unutup,

Cahil insanların ferasetine güvenen diplomalı cahillerin yetiştirmeye çalıştığı,

-Reklam-

Çalışacağı çocuklarımız acaba ne kadar geleceğimizin güvencesi olabilir?

Dinimizi,

İslam’ın güzelliklerini öğrensin,

-Reklam-

Uygulasın,

Özümsesin diye ailelerince “O “ yuvalara verilen çocuklarımızın başına gelen ağırın da ötesinde bir durumun yazılmasını,

Konuşulmasını yasaklamak;

-Reklam-

 Acaba çocuklarımızın geleceğini yeterince güvence altına alabiliyor mu?

Bir anne,

Bir baba,

-Reklam-

 Bir dede,

 Bir nine…

Olarak gönülleriniz yeterince rahat mı?

-Reklam-

Rahat değil ise; sorunun giderilmesi için ne kadar çaba gösteriyorsunuz?

Bu ve buna benzer örnekleri sayılamayacak kadar çoğaltmak,

 Zaten kararmış olan iç dünyamızı daha da karartmaktan başka bir işe yaramaz.

-Reklam-

Genç cumhuriyetin temellerinin atıldığı 23 Nisan TRT önderliğinde her yıl   “DÜNYA ÇOCUKLARI BAYRAMI” olarak kutlanıyordu.

Dünyada olduğu gibi,

 Güzel yurdumuz da mikrop korkusu ile eve kapanmak zorunda kaldı.

-Reklam-

 Bu yıl bayramı dışarıda coşkulu bir şekilde kutlayamasak ta,

 İçimizdeki coşku ile bayramı ara vermeksizin kutlamaya devam edeceğiz.

 Geçen yıllarda unutturulmaya çalışılan,

-Reklam-

Güdük kutlamalarla geçiştirilmeye çalışılan bayramı…

Bu yıl da mikrop nedeniyle alanlarda,

Meydanlarda,

-Reklam-

Sokaklarda,

Okullarda kutlayamasak da;

İçimizdeki coşku ile bütün evleri bayram yerine çevireceğiz.

-Reklam-

Hiçbir zorluk neşenizi bozmasın.

Gelecek…

Hak, hukuk, adalet kuralları içinde

-Reklam-

Demokrasi şöleni havası içinde,

Güzel ve güneşli günler çalışanların olacak.

Güzel ve güneşli günler hepimiz için doğacak!

-Reklam-

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Tüm Çocuklarımıza Kutlu Olsun.

Halil Boz

Köşe Yazarı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.