Gitti-Gider

Annan Planına  “evet” derken, sözde Avrupa Birliğine gireceklerdi bizim çok bilmiş kuru kalabalık (!) aslında bir bardak suda koparılan fırtına vatandaşı kandırmaktan öteye bir anlam taşımıyordu…

Her şeyin en iyisini bilen bizim dünya lideri (!) ömrünün tamamını Kıbrıs davasına adamış olan merhum Rauf Denktaş’a en büyük hakaretvari yaklaşımı göstermiş, kendileri diplomatik olarak her fırsatta tosladıkları duvarı görmezden gelip, fikir beyan etmeleri yok mu idi, sanırsınız ki kendileri dünyada diplomatik deha…

Oysa Türk Halkına yutturmak istedikleri Annan Planı, Türkleri azınlık statüsüne düşürmekte, Kıbrıs’ı Rum egemenliğine teslim etmekte idi… Hocaları merhum  Erbakan’ın federe sözüne bile karşı olduğu herkes tarafından bilinirken, aynı ocaktan yetişenlerin bu kutsal davayı nasıl Rum insafına teslim etmeyi nasıl bir teslimiyetçilik olarak görmemiz gerektiğini sizlerin taktirine bırakıyorum sevgili okurlar…

Şu anda Kıbrıs konusunda nasıl bozguna uğradığımızı bizzat dünya liderinin ağzından duymak gibi bir talihsizliği yaşamaktan inanın çok zorlanıyor, hatta çok utanıyorum… Bir devlet yöneticisin böylesine fiyasko tarafı olmasını kendime yediremiyorum… Her seferinde kürsülerden çevreyi azarlamayı kendince marifet  gören, her geçen gün dünyada yalnızlığa doğru sürüklenmekten gerekli dersleri çıkaramayan, duyarsızlıkları hak etmiyor benim ülkem…

Merhum Rauf Denktaş beyefendiye bir nevi kumpas kurup, aradan çekilmesi konusunda  kampanyalar başlatan “diplomatik acemiler mangası” (!) sonunda amacına ulaşmış, yerine İngiliz maşası şahsı başkan seçtirmişler, sonuçta referandumda “evet”  (“YES BE ANNEM”)demeleri konusunda Kıbrıs halkını zorlayarak, Rumların ekmeğine yağ sürmelerine fırsat tanımışlar, Rumlar ise, verdikleri “hayır” oyları ile AB’ye üye olurken ve Kıbrıs’ın tek sahibi konumunu elde ederken, – tabii Annan Planı Rumları adanın tek sahibi, Türkleri ise azınlık olarak gören – ne yazık ki bizler, yıllardır süren haklı davamızın elimizden kaymakta olduğunu talihsiz bir şekilde, en yetkili ağızdan duymak zorunda kalıyoruz…

Geçmişte çok bilen dünya liderimiz (!) tarafından merhum Rauf Denktaş’a “danışmanlarını değiştir” diyen bu çok bilen zat-ı muhterem, acaba yaptığı  bu kadar diplomatik hata sonrası, kendileri danışmanları konusunda ne düşünüyorlar dersiniz ?..

Avrupa ülkeleri tarafından her seferinde dışlanan, ülkelerine davet edilmeleri bile  ayrı sorun haline gelen bizim yönetenlerimiz, artık neyi yanlış neyi doğru yaptıkları konusunda bir durum değerlendirmesi yapmaları zamanı gelmedi mi ?..

 

Kaç kez yazdım yine yazmaktan bıkmayacağım, bu ülkenin itibarını uluslararası platformlarda bu kadar aşağı seviyelere taşımanızın sonu gelmeyecek mi ?..

Kıbrıs Barış Harekatının 43. yıl dönümünü kutladığımız bu yıl , şu anda  “yavru vatan” olarak yere göğe koyamadığınız, teslimiyetine hiç bir zaman kıyamadığımız Kıbrıs konusunda olumlu yönde umut taşıyanınız var mı ?.. Bence yok, zira yönetenlerimizin o dirayetli tavrı gösterebileceklerinden en ufak bir umut kırıntısı bile göremediğimi üzülerek gözlemliyorum…

SÖZÜN ÖZÜ

Haklı dava gözden çıkmış gidiyor,
Neden kılı kıpırdamaz kiminin.
Kıbrıs Türk’ü bakın feryat ediyor,
Arakasında durulmuyor yeminin.

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X