Bunlar Kimin Çocuğu

Bakın bu ülkede nelerle uğraşıyoruz… Kimliğini satıp, soyuna söven, köklerini, yadsıyan, aklınca şöhret olacağı savıyla yola çıkan “godoşlar” (!).. Ben hiçbir zaman soyunuzu merak etmedim ki, bana kendinizi kanıtlamak zorunda değilsiniz…

Ben sizi ta geçmişten tanıyorum… Hani işgalcilerle işbirliği yapıp, benim mübarek askerimi, düşmana peşkeş çekmeye kalkışıp, cephe gerisinde her türlü kalleşliğin içerisine girmenizi görmezden gelebilir miydim ?

Seni eğitip öne sürenler tarafından benim o güzel insanlarımın üzerine fetvalar yayınlayıp atan soysuzların torunlarısınız işte, var mı ötesi ?..

Ne idüğü belli olmayanlar tarafından kutsanmaya çalışılan ve kendisine iade-i itibar sağlanmak için uğraşılan bu soysuzlar, vefakar ve cefakar halkın vicdanında gerekli yeri işgal etmekle kalmamış,  yaptıklarıyla her zaman insanların  gözünde hak ettiği şekilde kendilerine yer bulmuş, dünya döndükçe bulundukları çirkefte debelendikleri çukuru garantiye almışlardır…

Ne yazık ki kendilerini, destekleyenler tarafından, bu aksaklıkları ve ihanetleri  görmezden gelinip, kendilerini kutsayan (!) gürüh tarafından el üstünde tutulmaları bir yana, aksine kendilerine toplumda en aşağı seviyede yer bulmaları kaçınılmaz olmuştur…

Şimdi bakar mısınız, parkta spor yapmaya  çalışan hamile bir kadına karşı saldırıda bulunan, ve duruşması aylara yayılan, en son duruşmada hamile bir kadını kendini savunup- savunamayacağının araştırılması savıyla duruşması ertelenen  –tüm hayvanlardan özür dilerim- hayvana verilen bu ödüne nasıl yaklaşılması gerektiğini sizlerin taktirine bırakıyorum, sevgili okurlar…

Burada ikinci bir konu ise, hani otobüse şortla binen genç kıza tekme atılması sonucu darp edilmesi olayı… Bu olay da yine tekme atan – yine hayvanlardan özür diliyorum- hayvanın serbestçe aramızda dolaşması saçmalığı…

“Kadına pozitif ayrımcılık” diye yola çıkan bu kerameti “kendinden menkul” kalabalık tarafından ülkenin getirildiği yere bakar mısınız ?..

Anımsayın, “gezi parkı olayları” sırasında, polisin önünden kaçmaya çalışan bir kızımıza eline palayla saldıran, hatta isabet ettiren, sonrasında bir süre ülkeden kaçıp olayı soğutacağını sanan o karanlık kafalıya verilen takipsizlik kararı…

Yani burada kadınlara yüklenen misyonun “evinde otur, doğurabildiğin kadar çocuğu doğur, eş olmaktan öte, kendini bir şekilde  “cariye”  pozisyonunda görüp, ona göre “evinin kadını” olman gerektiği gerçeği mi ?..

Yani kutsal aile kurumunu, hantal ve karanlık Osmanlı dönemindeki, harem-selamlık günlerine götürmek midir amaç ?..

Sormak istiyorum, çağdaş dünyada yerimiz, yobazların bu günlere taşımaya çalıştıkları, zorla aştığımız o yobaz dayatması sistemleri ülkemize yeniden yaşatmak mı ?.. Yani yılların çabası bu uğraşlarımız, bir şekilde böylesi boş bulunma sonucu heba edilir duruma sürüklenmesi gerçeği midir ?..

Tarihte ömrünü bu yola adamış atalarımıza böylesi bir ihaneti nasıl reva görebileceğiz bilmiyorum…

 

SÖZÜN  ÖZÜ

Her zaman yobazın, izinde giden,
Dışlanmış , horlanmış, mantık ve beden,
Mutlak olacaktır, kendini güden,
Herkes layığını, bulur övünür…

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X