Yerel Seçimler ve Siyaset… Mart’ın Sonu Bahar!

Yerel seçimlere bugün itibariyle seksen bir gün kaldı…Siyasetten arınmış ve kişilere endekslenmiş bir seçim stratejisi  ve siyasetin ülkeye ne kadar zarar verdiği üzerine yorumlar yapılıyor…

Siyasi partiler yerel seçimlere ittifaklar kurarak giriyor… İktidar yerel seçimlerde seçim kaybetmenin düşüşü hızlandıracağından korkuyor muhalefet artık bu defa da başarılı olamazlarsa koltuklarının daha çok tartışılacağı endişesi ile güçbirliği yapmanın yollarını arıyor…

Güç birliği ya da dayanışma elbette kimsenin itiraz etmeyeceği bir dinamizm yaratır bunu yaparken doku uyumu gözardı edilmeden ve politik tutarlılıktan asla vazgeçmeden yol alınmalıdır…

Siyasetin kötü bir şey olduğu pompalanıyor..oysa siyaset daha mutlu yaşamanın daha adaletli ve paylaşımın  daha adil olacağı bir dünya  yaratmanın yol haritasıdır ya da öyle olmak zorundadır…
Yerel seçimlerde adayın kişiliği elbette önemlidir ama tek başına yeterli değildir…Aday mensubu olduğu siyasi partinin programı doğrultusunda taahhütlerde bulunur ve parti bunun uygulanıp uygulanmadığını denetler…

Siyasi partinin programı rant ve talana karşıysa belediye başkanı şehrin ormanını yeşilini meydanını betona teslim etmez…

Siyasi partinin programı kadının yaşama ortak olmasından söz ediyorsa belediye başkanı kadının çalışma hayatına daha etkin katılması için her mahalleye kreşler açmayı projelendirir…

Siyasi partinin programı eğitimi dogmalardan uzak özgür akademik eğitimin ülkeyi geleceğe umutla taşıyacağını kitabına yazmışsa gençleri geleceğe hazırlamak için onlara çalışma alanları ve bu olanaktan yoksun olanlara her türlü desteği sağlamanın yollarını bulur…

Siyasi partinin programı kültür ve sanatın toplumun  gelecekteki varlığının ayak izleri olduğunu tarihsel sürecin taclandırılması olarak görüyorsa belediye başkanı konservatuvarlar…sergi salonları ve sanatın her alanıyla ilgili çalışma atölyeleri oluşturmak zorundadır…

Siyasi partinin programı ülkenin ilgiye ve bakıma muhtaç yaşlılarına saygı duymanın sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğunu açıklıyorsa belediye başkanı yaşlıların kendi akranlarıyla sosyal ilişkiler kurabileceği ve bakımlarının üstlenileceği merkezler kurmak zorundadır…

Siyasi partinin bir tarım politikası varsa belediye başkanı gerekirse sadece üreticilerin satış yapacağı pazar yerleri oluşturmak zorundadır…
Yani talep edilen hiçbir şey siyasetin dışında değildir ve siyasetin görevi bu talepleri gerçekleştirmektir…

Siyasetin bu günlerde itibarsızlaştırılması halkın haklı talepleri için sesini yğkseltmesine engel olabilmek için sahneye konmuş bir projedir.. Toplumu örgütlü olmaktan uzaklaştırarak bireyleri yalnızlaştırmanın küresel sermaye tarafından sömürge uluslar oluşturmanın  yeni dünya düzeninin ortaya attığı  bir versiyonudur…

Siyaset neyi nasıl ve hangi unsurlarla yapacağının topluma sunulmuş bir taahhütnamesidir…
Yani ben belediye başkanı seçerken adayın niteliğine bakmalıyım ama onun hangi siyasi felsefeyi özümsemiş olduğuna da en az onun kişiliği kadar bakmalıyım…hatta siyasi kimliğini siyasi pratikleriyle  daha çok sorgulamalıyım… Çünkü siyasi partilerin programlarının uygulayıcıları kişiliklerini mensubu oldukları siyasi partinin öğretileriyle birleştirirler ve neye ve kime hizmet ettiklerini bu biçimiyle somut olarak bizlere gösterirler….

Evet…
31 Mart 2019 seçimlerine üç aydan az bir zaman kaldı…
“Martın sonu bahar” diyorsak bunun gereği olarak bu ülkenin Cumhuriyet’le sorunu olmayan kesimleriyle ittifak yapmalıyız…

Bu ülkenin aydınlarıyla bu ülkenin emek örgütleriyle bu ülkenin demokratik kitle örgütleriyle ittifak yapmalıyız…

Bu ülkenin üniversite mezunu işsizleriyle köyden göçmüş kentin varoşlarında kente yabancılaşmış yoksullarıyla ittifak yapmalıyız…

Bu ülkenin traktörü hacizlenmiş tarlasından ürün kaldıramayan köylüleriyle ittifak yapmalıyız…

Mutfağın ateşini yüreğinde hisseden okula giden çocuğuna beslenme çantası hazırlayamayan anneleriyle ittifak yapmalıyız…

Bu ülkenin bütünüyle yedi bölge yedi iklimindeki herkesle siyasetin ve ilkelerin öncülüğünde ittifak yapmalıyız…

Yani bu ülkeye aidiyet duygusuyla bağlı herkesle ittifak yapmalıyız…

Siyaseti yok saymadan..siyasetten korkmadan ve siyaseti topluma bir öcü gibi göstermeden…
“Martın sonu bahar”
Bahardan öncesi kıştır..fırtınası vardır..soğuğu karı vardır ama sonra doğanın değişmez kuralı baharı vardır…

Elbette bahar gelecek… Yaşadığımız sancılı süreci birbirimizi kırıp dökmeden farklılıklarımızı zenginlik sayarak atlatırsak ben de inanıyorum..”Martın sonu bahar… “

Bir cevap yazın