Verin Cebinizden 100 Bin Lira

Gazetecinin görevi haber kovalamak, haber bulmak ve bunu ülke insanlarıyla yazılı ve görsel iletişim araçlarıyla paylaşmaktır.

Ancak bu görev artık gazetecinin işi olmaktan çıktı sanırım ya da birileri öyle sanıyor. Peki gazeteci ne yapacak bu anlayışa göre, soruları önceden verecek, yalan olduğu halde doğru imiş gibi haber yapacak, ya da ülke gerçeklerinden uzak her şey çok güzel gidiyor, iyi ki varsınız şeklinde tatmin edilmesi mümkün olmayan insan egosu ile mi uğraşacak, ne yapacak bu gazeteciler…

Ülke insanları gerçekleri kimlerden nasıl öğrenecek…

Sayın Tarım ve Orman Bakanı, bugün FOX haber muhabirinin ithal et ihalesi konusundaki sorusuna ıvız zıvır işler, siz gazetecilik yapmıyorsunuz gibi üzücü ifadeler kullanarak, peygamberimizin hadisini, emaneten bulunduğu makamın gücüyle unutarak yıktı geçti…

Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde “Kalp kırmak, kâbeyi yıkmak gibidir…” buyuruyor.

Tüm dünyada ve ülkemizde sürekli gelişen ve çok hızlı bir şekilde gelişmesine devam eden bu teknoloji çağında, bir şeylerin gizli kalmasının mümkün olmadığını, gizli kalmasına çalışılan konular üzerine çıkarılan spekülatif haber ve söylentilerle gerçeklerden nasıl uzaklaşıldığını ve gerçeğinden daha vahim sonuçların ortaya çıktığını görmemekte inat etmek niye…

Yurt dışından ithal edilen tonlarca et için, devlet tarafından çıkarılan kanunlar kapsamında ihale yapılması gerekirken,  ihalenin yine kanunlarla belirlenmiş ilan süreleri varken, siz bunları dikkate almayacak, süre falan dinlemeyeceksiniz, kim olursa olsun, hangi dünya görüşünden olursa olsun birilerine bu etleri kanuna aykırı yöntemlerle verecek ve piyasaya sürülmesine neden olacaksınız, sonra da konu hakkında gerçekleri öğrenmek ve ülke vatandaşlarına bu gerçekleri aktarma çabasındaki, ekmek parası için koşuşturan bayan bir gazeteciye bunlar ıvır zıvır işler , altı üstü 100.000 (yüz bin) liralık bir iş, ne var bunda bu kadar büyütecek, devlet milyon dolarlık ihalelerle uğraşıyor, bu para mı ki, anlamına gelecek üzücü ifadeler kullanacaksınız. Bunları söylerken devlet ve millet parasının bir TL.sinin de milyon TL.sinin de aynı olduğunu unutacaksınız…

Sizin için önemli bir miktar olmayan 100.000 TL.;  öncelikle bu milletin parası sayın Bakanım. Farkında olmaya bilirsiniz ama, bu millet çocuğu için 40 liralık pantolonu alamadığı için intihar eden, cebinde 10 TL.den başka parası olmayan ve bir türlü ataması yapılmayan öğretmen adayının intihar ettiği, ailesine bakabilmek için en az iki işte çalışmak durumunda kalan emekli, memur, işçinin, çöptekileri toplarım diye akşam karanlığında pazara gitmek zorunda kalan insanların olduğu bir ülke maalesef, haberiniz olmasa da ülke insanının yaşadığı üzücü gerçekler bunlar…

Devletin makamlarında, devlet ve millet çıkarlarını korumak için geçici süreyle, emaneten oturan, devletin – milletin parasını ve malını kendi parası-malı gibi görmek-korumak-harcamak zorunda olan makam sahibi insanlar,  emanete canı gibi sahip çıkmazsa, devletin çıkardığı kanuna uymazsa adalet, huzur, ahlak, sadakat, güven ortamından eser kalır mı?

Sonuç olarak; benim size “verin cebinizden 100.000 TL” demeye hakkım var mı yok mu…

Bir cevap yazın