‘Soykırım’sa Bana Ne, Sana Ne?

CHP İl başkanlığına Canan Kaftancıoğlu seçilince bir gürültü koptu ki, arş-ı âlâ sarsıldı.
“Soykırım yapıldı.” demiş. “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz sloganı militarist. Mustafa Kemal’in Yoldaşıyız demeyi yeğlerim.” demiş. HDP’yi kutlamış. “CHP-HDP ittifakı da tartışılabilir” demiş.
Ne zaman demiş? Çok olmuş diyeli. O zaman bir şey denmiş mi? Kimseden ses çıkmamış.
Çıkmışsa da duyan olmamış. Neden şimdi gürültü çıkmakta?
“CHP Atatürk’ün partisi olmaktan çıkarılmakta… Y-CHP’ye dönüştürülmekte…
2. Cumhuriyetçiler, liboşlar, işbirlikçiler ve hatta bölücüler partiyi ele geçirmekte.
Cumhuriyet elden gitmekte…” imiş… Oysa, dün, “CHPliler ile CHP’yi ‘başçelişki‘ sayanlar”ın gürültüleri sırasında, bir başkası, MHP Genel Başkanı ve “RTE’nin Askeri” Devlet Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Sistemini güçlendirmek ve oturtulmasına destek olacağız.
Çünkü, 2019’da yeni bir aşama başlayacak. 3. Cumhuriyet Aşaması başlayacak.” anlamında bir açıklama yaptı.
Bu açıklamaya bir şeyi de açığa çıkarmış olmalı.
2. Cumhuriyet kurulmuş. Üstelik dönemini bile tamamlamak üzere. Şurada 2019’a ne kaldı.
Bu durumda şu sorular sorulmalı değil mi? Kim kurmuş 2. Cumhuriyeti? CHP mi? CHPliler mi? Canan Kaftancıoğlu mu? Kim kurmuş?
Bugün her ne duruma gelindiyse, adam açıkça, “2. Cumhuriyet şimdi yaşanıyor. 2019’da da 3.sünü başlatacağız.” diyor.
Anlamıyor musunuz? Yoksa, anlıyor, biliyor da numara mı çekiyorsunuz? Neyin hesabındasınız?
Üstelik, bir de en Kemalist, en Atatürkçü, en Cumhuriyetçisiniz… Hatta, en demokrat, en laik… vs.siniz öyle mi?
Hele şu “soykırım” konusuna bakışınız yok mu, yeme de yanında yat…
Kendinizi, “Olmuş mu, olmamış mı, Türkler mi yapmış, kim yapmış…” sorularının muhatabı saymanızı nasıl açıklarsınız?
Yıl 1915. Emin Oktay tarihçiliğine göre “1. Dünya Savaşı”.
Kemalist, Sol, Sosyalist, Devrimci, antiemperyalist tarihçiliğe göre, “1. Paylaşım Savaşı.”
Şu “Gürültücüler”i en azından Kemalist(Atatürkçülükleri tartışılmaz) sayarsak, “1. Paylaşım Savaşı” diyor olmalılar değil mi?
Kimler paylaşımcı? Emperyalist devletler. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rus Çarlığı, ABD… Paylaşılanlar?
Osmanlı İmparatorluğu, Asya, Okyanusya, Afrika… Paylaşım çatışmaları sırasında dinsel, etnik farklılıklardan da yararlanmışlar mı?
Evet. Osmanlı Halifesi tüm Müslümanlara çağrı çıkarmış. Birlikte savaşalım diye.
Ötekiler de Hristiyan dayanışması olanaklarını kullanmışlar. Soykırım yapıldığı öne sürülen Ermenileri kim kışkırtıp kullanmış?
Ortodoks Hristiyan Rus Çarlığı ile Anglikan Hristiyan İngiltere başta olmak üzere, başkaları da…
Osmanlı kim? Türk Halkı da içinde olan onlarca halkın tepesinde yaklaşık 600 yıl tepinmiş bir fetihçi-talancı hanedan.
Kimini etnik, kimini dinsel, epeycesini de mezhepsel nedenleri kullanarak kesip biçmiş.
Sömürmüş. Ezmiş. Bitmek bilmez fetih savaşlarında harcamış. Yemen çöllerinde Arap aşiretlerine peşkeş çekmiş…
“Etrak-ibi idrak” demiş üstelik. Birinci Paylaşım Savaşı, Osmanlının savaşı. Bir ulusal savaş değil.
Türk Ulusu’nun savaşı hiç değil. Fetihçi-talancı-yağmacı-sömürücü-baskıcı ve zalim bir hanedanın “Memalik-i Şahanem” dediği devletini, topraklarını koruma çırpınışıdır…
Öylesine bir çırpınıştır ki; bırakın vatan savunması anlamında bir şey yapmak isteyip istemediğini, saltanat ve sarayını korumak için paylaşımcılarla işbirliği uğruna, vatanın bölünüp paylaşılmasına imza koyan, ulusun türlü bölümlerini paylaşımcıların tutsaklığına terketmekten kaçınmayan, karşı koyanları “Eşkıya, kâfir, hain…” ilan eden fetvalar verdirebilen alçaklıklarla donanmış…
Bu arada, halkının başına nerede ne geldiği de umurunda olmamış… Bu Osmanlı bizim, Türk Ulusu’nun neyi olabilir? Neden senin benim “ecdad”ım olurlar?
Onun yapıp ettikleri, her neyse, Türk Ulusu’nu, onun kan ve canla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni neden bağlar?
Bir emperyalist paylaşım boğazlaşmasının zalimliklerinin paydaşları belliyken, bu alçaklıktan büyük acılarla kendisini kurtarabilmiş, çağdaş insanlık, uygarlık değerlerine yönelmiş, Türkiye Cumhuriyeti gibi yepyeni bir ulusal egemenlik, eşitlik ve çağdaş yurttaşlık sürecini yaratmış Türk Ulusu neden sorumluymuş gibi tartışılabilir ki…?
“Soykırım” mıdır, “”katliam” mıdır, her neyse yaşananların hesabı neden günümüz kuşaklarından sorulur?
“Ey Emperyalist Batı, İngilizi, Fransızı, Amerikası, Japonyası, İtalyası ve suç ortakları, Ermeniler de içinde olmak üzere, insanlığa çektirilen her tür acının sorumluları sizlersiniz… Hesabı da sizlerden sorulacak.” diyebilecek bir akıl kalmadı mı kimse de? Bırakın ucuz kahramanlıkları artık.
Üstünde tepindiğiniz Türkiye Cumhuriyeti bu kez gerçekten “korunma ve kollanma”ya muhtaç…
Yıkımcıların taşeronları da tepenizde…
Yemeyin birbirinizi artık…
Gelin elele verin.
Yoksa…

Bir cevap yazın