Neyin Peşindeyiz?

Dün akşam saatleri itibariyle Rahip Brunson 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırıldı ve tutuklu bulunduğu süreler dikkate alınarak serbest bırakıldı. Ve ortalık fena karıştı. Kimisi haklı kimisi de öylesine bir şeyler söyleyip durdu, söylemeye de devam edenler var hala.

Anlamadığım ise ister FETÖ olsun, ister PKK/PYD ve diğer terör örgütleri ile yakın  olmaktan çekinmeyen o kadar çok insan (!!!!) varken ve ellerini kollarını sallayarak dolaşırken, teröristlere destek vermekten hüküm giyen neden Amerikalı bir rahip için bu kadar feryadı figan etmekteyiz inanın anlamıyorum daha doğrusu anlamakta zorlanıyorum.

Bu memlekette daha düne kadar “bu ağacın dalları nerenize g…di” diye tüm kameralar önünde ağzından salyalar akıtarak bağıran ve PKK terör örgütü ile yakın ilişki içinde olduğundan şüphe duyulmayan birisi TBMM kürsüsünde yemin ederek milletvekili olmadı mı?  Ve adamın maaşını bizler ödemedik mi? Bunun gibi daha pek çoğu ortalıkta dolaşırken bunu kim sorguluyor, kim hesap soruyor, aslında kim hatırlıyor ki…

Rahip Brunson hakkında casusluk yaptığı ve terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği iddiasıyla hakkında 35 yıl hapis cezası talep eden savcı ile 3 yıl 1 ay 15 güne mahkum eden hakim aynı fakülteden mezun değil mi? Hukuk fakültesi… Peki hukuk fakültelerinde okutulan, öğretilen hukuk kurulları fakültenin ismine, bulunduğu şehre, dersi anlatan öğretim görevlisine göre değişir mi? Elbette ki hayır. Peki bu çelişki niye? Savcı hangi delillere göre 35 yıl mahkumiyet istemekte, hakim hangi delillere göre 3 yıl 1 ay 15 günü yeterli bulmaktadır. Gariplikler silsilesi. Bir suçun en alt ve üst sınırları vardır ve hakim ve savcılar bu sınırlar arasında karar vermek iddiada bulunmak zorunda değiller mi? Ancak ikisi de olmuyor. Peki bu karar hangi hukuk kuralına, kanununa uygun olarak verildi çok merak ediyorum.

Savcılık tarafından iddia olunan suçlarla ilgili olarak  5237 sayılı TCK’nın, madde 309- ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,  madde 314- on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası , madde 313- yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezası  hükümleri ortadayken savcı neye göre 35 yıl talep etmiş, hakim neye göre 3 yıl 1 ay 15 güne hükmetmiş ve sonuçta iki yıldan az bir sürede serbest kalabilmiştir.

Terörle mücadele, ekonomi, devlet eliyle yapılan sınavlar, peşkeş çekilen kadrolar, ücret adaletsizliği, yargı adaletsizliği, seçimler yasası, partiler yasası, milletvekili dokunulmazlığı, cinsel tacizler, eğitimsizlik, sağlık gibi hepimizi, çocuklarımızı, yarınlarımızı yakından ilgilendiren sorgulanması gereken o kadar çok konu varken ve hiçbirisi unutulmaması, her daim hafızalarda kazılı durması, canlı tutulması gereken konular, haksızlıklar varken biz neyin peşindeyiz…

Güzel ülkemin güzel insanları; memlekete sahip çıkmak her Türk vatandaşının asli vazifesidir. Bu vazifede ihmal, hepimizi aynı yere karanlığa, geri kalmışlığa, köleliğe götürür ki Mehmet Akif’in “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal” dizelerinde en güzel ifadesini bulan hak ve istiklal ancak düşünen, sorgulayan, okuyan, araştıran ve unutmayan beyinlerle mümkün olacaktır.

Bir cevap yazın