Muhalefet

Bugün Sayın K.Kılıçdaroğlu’nun ve Sayın M.Akşener’in eleştirilerini izledim. Konu; hepimizin malumu olacağı üzere Suudi gazeteci Kaşıkçı ve casusluktan hüküm giyen sonrada salıverilen ABD.li casus rahip Brunson.

Kılıçdaroğlu, senin ülkende bir yabancı gazeteci nasıl öldürülür ve sen nasıl bir şey yapamazsın şeklinde hükümete, Cumhurbaşkanı’na eleştirilerini sıralıyor.

Akşener; Brunson’un tahliye edilmesine yönelik olarak bu adam casus değil idiyse neden tutukladınız, yok casus ise neden salıverdiniz…. şeklinde yine hükümete, Cumhurbaşkanı’na eleştirilerini sıralıyor.

Öncelikle Sayın Kılıçdaroğlu’na şunu hatırlatmak isterim ki, öldürüldüğü-kaybolduğu iddia edilen Suudi gazetecinin, kendi ülkesinin İstanbul Konsolosluğu’na kadar girdiğini bu ülkenin emniyet birimleri görüntülü olarak kanıtlıyor ve kamuoyuna sunuyor. Kanıtlayamadığı bölüm ise, Suudi toprağı sayılan ve dokunulmazlığı olan konsolosluk binasının içi. Çalışanlarının dahi Uluslararası kanunlarla dokunulmazlığa sahip olduğu konsolosluk binasının içinde olanları ülkemiz emniyet ve istihbarat birimleri nasıl ve hangi yöntemlerle takip edebilirler çok merak ediyorum. Eğer sayın Kılıçdaroğlu nun bildiği bir yöntem varsa ve paylaşırsa sevinirim. Zaten konsolosluk binası içerinde arama, inceleme yapılabilmesi için konsolosluğun ait olduğu ülkeden yazılı onay alınmadan bir şey de yapılamıyor malum olduğu üzere.

Sayın Akşener’in; Brunson’un tutuklanması, sonra da salıverilmesiyle ilgili yargı mercilerini eleştirmesinin yargımıza ve ülkemize ne gibi katkıları olacaktır çok merak ediyorum. Bizim hukuk sitemimizi eleştirirken, haksız yere tutuklanarak hapse atılan ve halen ABD’de tutuklu bulunan Halk Bankası Gn.Md.Yrd. Hakan Atilla için ABD hukuk sistemi ile ilgili neden en ufak bir açıklama, eleştiri yapmaz anlamış değilim. Eğer yapmış ve ben takip edememişsem sözlerimi geri alacağımı taahhüt ederim.

Sırf muhalefet edeceğim, ülke yöneticilerinin her yaptığını eleştireceğim, eleştirmeliyim çabası içinde olursanız, geldiğiniz noktadan ileriye gidemezsiniz.  Özellikle pek çok konuda haklı, devlet ve millet menfaatine faydalı konuşma, eleştirileriniz, faaliyetleriniz varken, bu kadar ayağı yere basmayan eleştirilere kalkışırsanız inandırıcılığınız kalmıyor, size ve söylediklerinize inanç, itibar kalmıyor. Bu da benim gibi her şeyin en güzelini hak ettiğine sonsuz inandığım ülkem ve milletim geleceği için umutların tekrar tekrar kararması anlamına geliyor.

Siz; kilometrelerce adalet için yürüyeceksiniz, emekli ve çalışanların hakkı için mücadele edeceksiniz, çözümler sunacaksınız ve sayenizde en azından emekli ve asgari ücretlinin yüzü gülmese de biraz tebessümle dolacak ve sonra kalkıp bu tip hatalar yapacaksınız, olmuyor olmuyor… Hatta yazık oluyor…  Birilerinin ekmeğine yağ sürmenin, değirmenine su taşımanın ne anlamı var…

Muhalefetin; basın yayın kuruluşlarının taraflı olduğuna, kendileri hakkında yeterli haber yapmadığına dair varsa eğer düşüncesi, buna katılmamı, destek olmamı, kendilerine hak vermemi da sakın beklemesinler. Ülkeyi yöneten mevcut parti 2002, 2004, 2007 seçimlerinde hangi basının desteğini alarak iktidara geldi ve her seçimden güçlenerek yönetimi tek eline aldı? O günün gazetelerinde yazılanların, manşetlerin içinde bugünkü iktidarı öven, destek veren bir tek sayfa bulamazsınız, tüm bunlara rağmen gelinen nokta ortada.

Muhalefet; sırf muhalif olmak için yapılmaz, yapılmamalı. Muhalefet akla, bilime ve toplum sorunlarına dayalı, eleştirel olmakla beraber yapıcıda olmalı ki, itici olmaktan çıksın, sempatik ve kabullenilebilir olsun ve nihayetinde yönetimin başı olunabilsin. Giyimiyle, konuşmasıyla, hareket ve tavırlarıyla halkın yanında, halktan olduğunuzu tüm ekibinizle birlikte bütünlük içinde sağlayamaz, ikna edici, tutarlı olamazsanız iktidar olamazsınız. Pazardan sebze meyve alamayacak duruma gelmiş vatandaşa, çıkarda pahalı bir gömleği giyebilmenin nedeni olarak param vardı aldım kardeşim derseniz olmaz, olmaz, olmuyor da…

Eğer istenen gerçekten ülkeyi yönetmekse, isteneni gerçekleştirmek için samimiyet ve halkın kendisi olmaktan öte çözümün olmadığı bilinmeli, yapmacık değil, tüm ekibiyle söylediği ile yaptıkları tutarlı, istikrarlı muhalefet, inandıklarını bıkmadan gündemde tutmayı başaran, kimseyi ötekileştirmeyen, birilerinin bilerek ve isteyerek her gün gündem değiştirme çabasına alet olmadan, kendi gündemini yaratan ve bunların gündemde kalmasını başarabilen, halkından kopmayan muhalefet elbette bir gün, uzaklarda olamayan bir gün iktidara gelebilecektir elbet.

Bir cevap yazın