Kimsiniz, Ne İstiyorsunuz?

Danıştay 8. Dairesinin vermiş olduğu kararla birlikte Öğrenci Andı yeniden gündeme geldi, getirildi ve hararetli tartışmaların yaşanmasına neden oldu, olmakta.

Mesele Andımızda geçen “Türküm, Türk varlığına, Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadeleri. Neymiş efendim ben kürdüm ve bu topraklarda yaşıyor, vergi veriyorum öyleyse neden Türküm demek zorunda kalayım gibi ne dediğini bilmezlerin tamamen siyasi ve ırkçı anlamsız söylemleri. Konuşanların, sağda solda yazanların içinde halk yok, halktan kimse yok. 81 milyonluk ülkemde toplasan bin kişi yapmaz bir gurup topluluğun çığırtkanlığı ama gündem değiştirmek, ülkenin gerçek sorunlarından halkı uzak tutmak için iyi bir yöntem maalesef. Kürt olup da gururla ben Türküm diyen pek çok arkadaşım, akrabam olduğu için bunları ifade ediyorum.

Irk, dil, din vb. ayrımların hiç birini yapmadan, yaşadığı toprak, vatan, bayrak, ezan ve namus davası güderek Milli Mücadele-Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında dile getirmeden, düşünmeden canlarını feda eden ve şehit olan atalarımızın, Aziz Türk Milleti’nin torunları olduklarını iddia edenler çıkmışlar ipe sapa gelmez laflar ediyorlar.

Üzücü olan ise Türkiye Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı’nın; Danıştay 8. Dairesinin Öğrenci Andı ile ilgili vermiş olduğu karara yönelik 23 Ekim 2018 tarihindeki TBMM çatısı altında yaptığı konuşmasında;
“Milletimizin en etkili andı İstiklal Marşıdır. Bunun dışına bir and tanımıyoruz, tanımayacağız.” cümleleri ve arkasından pek çok ilave cümleler kurarak ben pek anlamasam da ne demek istediğini açıklamaya çalışması… Garip, hem de çok garip, çelişkilerle dolu cümleler, açıklamalar.

Ben de sormak istiyorum o zaman, İstiklal Marşımızda defalarca geçen Millet, Irk, Ata kelimelerinden tarafınızdan çıkarılan anlam nedir? Büyük üstat Mehmet Akif ERSOY bu mısralarda, bu kutsal kelimeleri kullanırken neyi kastetmişti de sizler ne anlıyorsunuz, lütfen beni aydınlatın…

Örneğin;
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı,
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

dizelerinde en güzel ifadesini bulan millet, ırk, ata ifadelerinde kafa tasçılık var diyorsanız, neden İstiklal Marşı’ndan başka and tanımam diyorsunuz, bu marşı and kabul ediyorsunuz da, 2013 yılına kadar itirazsız, gururla okunmuş olan,
“Türküm, doğruyum, çalışkanım; yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, illetimi özümden çok sevmektir Ülküm yükselmek, ileri gitmektir Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene” dizeleriyle,

İstiklal Marşımızda vücut bulan ifadeleri yaşatma, yeni nesillere aktarma, millete ortak payda yaratma gayesi dışında hiç bir amacı olmayan ve geleceği emanet edeceğimiz kuşaklar tarafından gayet samimi duygularla, her sabah haykırarak okunan Öğrenci Andı’nın neresini, hangi gerekçelerle beğenmiyor, ırkçılık içeriyor diyorsunuz?

Yoksa her zaman yaptığınız gibi, milletin İstiklal Marşı, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK gibi kırımızı çizgilerinden çekiniyor da gerçek duygularınızı ifade mi edemiyorsunuz? Gerçek derdiniz İstiklal Marşı ve Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu halde andımızı kalkan olarak mı kullanıyorsunuz, ya da gücünüz buraya kadar mı…

Türk Dil Kurumu millet’i; “Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.” olarak ifade etmekteyken “Türküm, Türk varlığına, Ne Mutlu Türküm Diyene” gibi milleti yücelten, topluma millet olma ruhunu ve vasfını veren cümlelerden neden, niçin çekiniyorsunuz.

2013 yılında alınan pek çok kararın hatalı olduğunu fark ettiğinizde, verdiğiniz kararlardan geri dönüş yaparak, uzunca bir süre hatalı sergilediğiniz tutum, davranış ve söylemlerinizden vazgeçtiniz de, neden andımız konusunda verdiğiniz hatalı kararda ısrar etmektesiniz anlamak çok zor. Bu yanlışta ısrar etmenizi iyi niyetli olarak değerlendirmeye, ne aklım ne de vicdanım el vermiyor. Sağdan soldan gelecek bir kaç milyon oyun getirisinden çok ötedir bu değerler. Parayla, oyla değer biçilmez, biçilemez…

Bir milletin 90 sene tüm benliği ve sadakati ile bağlı olduğu değerleri inkara kalkışmak, söylenmek istenenleri niyet okuyarak veya altında başka şeyler arayarak farklı yorumlar ile insanların samimi duyguları ile oynamak, hele bunu bir takım menfaatler için yapmak kimseye bir fayda sağlamaz.

İsteseniz de tarih boyunca aynı topraklar üzerinde yaşamış olan, halende yaşamakta olan, aralarında dil, tarih, kültür, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan Türk Milletini bölemez, yok edemez, andımızı okullardan kaldırsanız da gönüllerden silemez, bu kutsal ifadelerin haykırılmasına mani olamazsınız…

Samimi olarak söyleyin lütfen kültür, dil, tarih, örf, adet, gelenek, bayrak, vatan gibi milletler için ortak değer ve üst kimlik olan Türkçülük, Türklük gibi kutsallarla neden kavga halindesiniz?

Rabia işareti ile ifade edilmeye çalışılan Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan kavramlarının içindeki “Tek Millet”ten kastedilen “Türk Milleti” değilse eğer hangi milletten bahsedilmektedir…

Azerbaycan’a gidecek Devlet Başkanı İlham Aliyev’e gardaşım diyeceksiniz ve ben Türkçü değilim diye haykıracaksınız. Ama Suudi Arabistan Devlet Başkanı Salman’a gardaşım yerine Kral diyeceksin. Gardaşım diyemezsiniz. Sizi diğeriyle gardaş yapan din değil, yaşadığımız ortak tarih, atalarımızın geldiği topraklar, ecdadımız, atamız, soyumuz, sopumuz, ortak değerlerimiz… Siz inkar etseniz de, gerçek tarih inkar etmez, edemez.

Türklük böyle bir kutsal işte. Azerbaycanlıyla, Kazakistanlıyla, Kırgızistanlıyla, Türmenistanlıyla, vatanı olmayan ama ben Türk’üm diye haykıran dünyanın her köşesindeki milyonlarca insanla seni gardaş yapar. Ama bir Suudiyle, Katarlıyla, Yemenliyle, Iraklıyla, İranlıyla, Malezyalıyla ve daha pek çok Müslüman ülke insanıyla seni gardaş yapmaz, yapamaz. Müslüman olmak gardaş olmak için yeterli değildir çünkü.

Türklük makam, mevki için savunulacak ve terk edilecek bir olgu-ülkü-hedef-amaç değildir. Türklük; bu topraklarda yaşamak, bu ülke, millet, bayrak için ortaklaşa çaba harcamak, mücadele etmek ve eğer varsa ödenecek bedeli gözü kırpmadan ödemektir. Siyasetin çok üstünde, ulu orta konuşulmayacak kadar yüce-kutsal-milli bir davadır. Ve bu konuda yazmaktan, yazmak zorunda kalmaktan üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim.

Sonuç olarak; böyle milli bir dava ortak davamız değilse eğer sahi siz kimsiniz, ne istiyorsunuz…

Bir cevap yazın