Efendiler, Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz!

Köşkte sabah saatlerinde o günün farklı bir gün olacağı belliydi. Sabah erken saatte uyanmasına rağmen öğleden sonra mutfağa inan Latife Hanım o gün kahvaltıdan hemen sonra indi. Aşçılara akşam ki yemek listesini verdi. Kalabalık bir listeydi. Aşçıbaşı listeyi incelerken köşede duran köşk çalışanlarından Ali efendiyi çağırdı Latife Hanım.

Ali efendi, bugün Gazi Paşanın önemli misafirleri olacak ve bugün her günden daha güzel olamalı her bir şey dedi. Kıyı bucak her yerin temizliği ile tertibi düzeni ile tek tek ilgilendi Latife Hanım. Akşam saatleri yaklaştıkça Latife hanımın heyecanı artıyordu. Gazi Paşa gelmek üzeredir elinizi çabuk tutun derken bir yandan da yemekleri karıştırıyor. Gazi Paşanın en sevdiği meze olan Fava için dereotunu kendi elleri ile yıkıyordu.

Latife hanımın gözleri İbrahim Efendiyi aradı. İbrahim Efendi Gazi Paşanın en sevdiği mezenin ustası Selanikli bir aşçıydı. Gazi Paşa ile yolu Ege’de bir yol üstü lokantasında kesişmişti. Kendi halinde ailesini geçindirmek için küçük bir lokantası olan güzel mezeler yapan bir Selanikliydi. Gazi Paşa onun yemeklerini ve mezelerini yedikten bir süre sonra köşke meze ustası olarak almıştı. Gazi Paşaya sadakati ve hürmeti tamdı.

İbrahim Efendi dereotları hazır dedi. Tamam, hanımım birazdan hazır olur “fava” dedi İbrahim efendi o sırada Gazi Paşanın köşke giriş yaptığını bildirdiler. Latife Hanım hızlı adımlarla mutfaktan çıkıp köşkün kapısında Gazi Paşayı karşıladı. Hoş geldiniz Paşa Hazretleri dedi Latife Hanım, Gazi Paşa hoş buldum Latif dedi. “Latif”, Gazi Paşanın aile arasında Latife Hanıma söylediği sözdü. Latife hanım “bu kadar önemli bir günde bu ne rahatlık Paşa” dedi içinden, şaşırdı Gazi Paşanın paltosunu portmantoya asarken.

Gazi Paşa köşkün misafir odasına geçti. Geçen geceden hazırladığı notları gözden geçirirken misafirler teker teker gelmeye başladı. Sırayla, Özel kalem müdürü Süreyya Bey, Mazhar Müfit, İsmet Paşa, Kemalettin Sami Paşa geldiler. Ardından, Ali Fethi Bey, Ruşen Eşref ve diğerleri.

Latife Hanım, sofranın hazırlanmasına eşlik ederken gece Paşanın söyledikleri ve heyecanı ile bugün köşke gelişindeki rahatlığını bağdaştıramıyordu. Paşa önemli şeyler olacak demiş ama çok rahat davranmıştı. Gelen kişilere bakınca konu “yine İstanbul beyleri mi acaba” diye düşündü. Çatal ve bıçakların yanlış konulduğunu görünce düşünceleri aklından uçtu bir anda. Onları düzeltti ve olması gerektiği gibi hazırdı masa.

Latife hanımı kapının önünde görününce Gazi Paşa “yemekte devam edelim” dedi. Başköşede Gazi Paşa karşıya da Latife Hanım oturdular sağ ve sol taraflara beyler oturdular. Ali Fethi Bey, “dün her yerde 26 Ekim gecesi burada topladığınız bakanlar kurulundan bahsediyor. Gazeteci Hasan Fehmi Beyler özel ulak bile göndermişler olan bitenin havadisini almak için, bugün, üstünden iki gün geçmesine rağmen tekrar toplanınca daha çok merak olacaktır. Sadece onlar değil bende merak içindeyim”. Bu sadece bir yemek mi?

Gazi Paşa rakısını yudumlayıp favadan biraz aldıktan sonra Latife hanıma dönüp, “İbrahim Efendi yine döktürmüş” dedi. Ruşen Eşref “biz neyin derdindeyiz Paşa sefada” diye düşünmekten aklını alamadı, “Paşa eskiden bu kadar içme ile etkilenmezdi. Sanırım yaşlanıyor” diye düşündü. Gazi Paşa herkesin dikkatinin dağıldığını görünce:

Elini sertçe masaya vurarak “Efendiler, Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi. Latife hanımın içtiği su boğazında kaldı. Masada derin bir sessizlik ve şaşkınlık yaşanıyordu, 28 Temmuz 1919’ da sabaha karşı Paşanın “yaz Mazhar 1-Cumhuriyet ilan edilecek, 2- Padişah ve hanedan hakkında gereken yapılacak, 3- Fes kalkacak şapka giyilecek ve 4” dediğinde kalemi düşüren Mazhar Müfit’in o anı hatırlaması ve alkışlaması ile sessizlik bozuldu. Şaşkınlık yerini mutluluğa, gelecek güzel günlerin umuduna bırakmıştı.

Evet, yukarda anlattığım 28 Ekim 1923 akşamı tamamen bir hayal ürünü ama 29 Ekim 1923’ünde Cumhuriyet ilanı bir gerçek. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

YAŞASIN CUMHURİYET…

 

 

 

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X