Çocukları Salın Gitsin

Herkesin bildiği bir şey var; hızla doğadan kopuyoruz! Çocuklarımız doğayı hiç görmeden büyüyorlar. Kâşifiz de bir yandan, bebeğin televizyon reklamları karşısında sustuğunu gördüğümüz an ilk susturucu cihazı bulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sonra gitsin televizyon, gelsin tablet. Araya rüşvet olarak çikolata veya dondurmayı da sıkıştırdık mı her şey tamam oluyor.

Çocuk okula gidene kadar park yüzü görmüyor. Görse de bizim müsaitliğimiz kadar izni var. Çocuk paylaşımı öğrenmeden okula başlıyor. Okulda yaşadığı uyum sorununa arkadaşla iletişim sorunu da ekleniyor.

Tabii ilerleyen süreç çocuğu sosyalleştirme ve yeteneklerini fark ettirme süreci başlıyor. Saz, gitar, bale, halk oyunları ve daha neler neler? Hafta sonu çocuğun elinden tutan kursa koşuyor.

Ülkede 2 milyonu aşkın lisanslı satranç sporcusu var biliyor musunuz? Soru şu ki zekâ oyunu oynamış bu kadar çocuk varken, bu çocukların öğrendiklerinin bilime ve bilimsel düşünceye katkısı ne kadar olmaktadır?

Çocukları İsviçre Çakısı yapma derdindeyiz. Oluyor mu? Emin olun olmuyor. Çocuklar her ne kadar bu koşturmacadaki rollerini oynasalar da mutsuzlar. Çünkü onların Serbest Oyun zamanlarını katlediyoruz.

Peki bu “Serbest Oyun Zamanı” denen şey neden bu kadar önemli? Çünkü çocuk kendisini deneme ve dinleme açısından serbest oynadığında daha başarılı oluyor. Yaratıcılık süreçleri, strateji geliştirme becerileri, uzamsal  -moda deyimiyle hayalinde üç boyutlu(3d) canlandırabilme-düşünme becerileri ve daha neler neler serbest oyun oynayabilen çocuklarda çok daha ileri seviyelerde gelişiyor.

Serbest Oyun oynayan çocukların hayal gücünün çok geliştiği bilinmektedir.

Son dönemde birçok veli ve öğretmen çocukların dengelerini sağlamakta zorluk çektiğini fark ettiklerini  söylüyor. Bilim bize çocuğun denge merkezinin bile serbest oyun ile geliştiğini söylüyor.

Duyar gibiyim “Ben çocuğumu spora götürüyorum ama!” diyenleriniz varsa bilsinler ki bilim bize disipline spor faaliyetlerinin bile Serbest Oyun kadar çocuk gelişime katkı sağlamadığını söylüyor.

Bu durumda yapılacak olan şey çok basit; oyun alanlarına yakın yerlerdeki evleri tercih etmeliyiz. İmkânlar dâhilinde çocuğun oyun oynayacağı park sürelerini mümkün olduğunca artırmalıyız. Çocuğumuzun doğayla buluşması ve uyum sağlaması için elimizdeki tüm fırsatları değerlendirmeliyiz.

Kısaca “Salalım çocukları gitsinler.”

 

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X