Akıllı Olduğuna İnananlara Karşın Deliliğin Dokunulmazlığına Sığınanlar

Çoğu kez ülke gündemini takip etmekte zorlanıyorum. Bir ara alnımdaki şişkinliği ( yağ bezesini) aldırıp sosyal medyada paylaştığım gün ‘ Aklımın yarısını aldırdığım’ için mutlu olduğumu yazmıştım. Pek akıl alır işlerin yürümediği coğrafyalarda akıllı adamların çoğu deliliğin dokunulmazlığına sığınarak kurtulma yolları aramıştır. Amiyane tabirle delidir ne yapsa yeridir derler ve her yaptığınıza onay alarak yaşamanıza devam ederseniz. Aslında deli ile veli arasında olan bu insanları anlamak için onları dinlemek gerekir. Önceden bir çoğumuzun delilik dediği hayal ürünü nesneler ve olaylar gerçek olmuş ve bu delilerin hayallerinin sonucunda oluşmuştur.

Ama şarkının sözlerindeki gibi delilerden ben anlarım konuşurum onlarla. Diğer deyiş ile akıllı beni bulmaz deli peşimden ayrılmaz. Tanıdığım tüm deliler dünyayı güzelleştirmek için çalışırlar. Onlardan birkaç tanesinden bahsetmem gerekir. İsimlerini vermeden yazacağım telif hakkı ya da hakaret davası açmasınlar diye bana. Onun için kodluyorum tanıdığım delileri. Birinci delim evinde kediler ve köpeklerle yaşıyor. Tüm sokak hayvanları için kendini adayan bu delimin en önemli özelliği üşüyen aç sokak hayvanı görse korumak ve kollamak için elinden geleni yapıyor. Hayali ise projesi ise her evin bir sokak hayvanına sahip çıkması…

İkinci delim ise, ezilen gruplarla gönüllü yardımlar düzenliyor onlara ücretsiz alnında dersler verip gelişimlerine katkı yapıyor. Özellikle çocuklar için çalışan delimin kışın çocuklar üşümesin diye başlattığı bere ve eldiven projesine hayran kalmıştım. Perihan Abla dizisindeki baş kahraman olan delimin hayali garibanlığı ve fakirliği ortadan kaldırmak…

Üçüncü delim ise, dördüncü üniversitesini okuyor özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar için projeler üretiyor. Özelikle otizmle ilgili çalışan deli dosttum bu gruptaki çocukların özel çocuklar olduğu düşüncesiyle girdiği bölümü bitirince hayali onlar için merkez açmak…

İşte benim çevremde yazan, çizen, okuyan gönüllü insani işler yapan pek akıllı işler yapmayan adamlar var. O yüzden şarkının dediği gibi delilerden ben anlıyorum. Bu arada Samsun tarihe geçmiş ilk delisi ise Deli İsmail’dir. Tabi ben onla tanışamadım 1938 yılında yaşadığı söylenen İsmail’in deliliği ile bilgi ve belgeleri olanlar varsa gelecek bir yazımda yardımlarını bekliyorum. Son olarak bir deli hikayesi ile bu

hafta bana ayrılan köşeyi kapatıyorum. Yazımı bir çoğunuzun bildiği sosyal medyada dolaşan deli hikayesi ile bitirmek istiyorum. Akıllı olduğuna inanlara gelsin.

Elazığ akıl hastanesinden personelin ihmali sonucu bütün deliler kaçar, Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. 423 deli kaçmıştır. Resmi makamlar panikler, başhekime koşup “doktor bey ne yapalım” diye sorarlar. O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastahaneni başhekimdir. Mutemet Bey : “bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin” der. Mutemet Bey önde birkaç personeli arkasında Elazığ’ı “çuf çuf” sesleriyle dolaşırlar. Mutemet Bey’in tahmini tutmuştur. Bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar. Başhekim Mutemet bey yönünü akıl hastanesine çevirince tüm kaçan deliler hastaneye geri dönmüştür. Sorun çözüldüğünden resmi makamlar ve doktorlar çok memnundur. Faka sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar; hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612 kişidir.

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X