Bırakın Yıkılsın

Şu coronavirüs salgını başladığından bu yana insanlığın yaşadığı sağlık tehlikesi doğal olarak herkesi büyük bir korkuya sürükledi.

Salgına karşı hazırlıksız yakalanan ya da önlem almakta geciken ülkelerde yitirilen insan sayısı büyük korku ve üzüntüye neden oldu.

Bilim insanları dünyanın hemen her köşesinde salgını durduracak aşı ve ilaç bulma çabasına yöneldi. Önemli ilerlemelerin sağlandığı bilgileri geliyor.

Bunlar sevindirici elbette.

Ama, salgının sağlık boyutu kadar, hatta onu da aşan bir boyutu, ekonomik krize de neden oluşu giderek öne çıkmaya başladı.

Birçok alanda üretimin durması ya da yavaşlaması, işsizlik patlaması, fiyatların tavan yapması, herkesin görebildiği sonuçlar.

Küresel ekonomide büyük bir çöküşün yaşanacağı, yaşandığına ilişkin korkulu değerlendirmeler yapılıyor. Hatta çığlıklar atılıyor.

Görülmemiş “ekonomik paketler” açıklanarak, önlemler alınıyor.  Sorunun büyümesi durdurulmaya çalışılıyor.

Salgının, yaşamın hemen her alanında, elbette ekonomik alanda da, köklü bir küresel değişime  yol açmaya başladığı, bunun kaçınılmaz olduğuna ilişkin değerlendirmeler yapılıyor.

Bu değerlendirmelerin önemli bir çoğunluğunda, korkulu bir telaş havası da yaygın. 

Sanki, beklenen değişimden hoşnutsuzluk sergileniyor.

İlginç, hatta şasırtıcı olan, bu tavrın kimi sol çevrelerden de yansıyor olması.

Sanki, bugüne dek yaşanan bir çok krizin olduğu gibi bu krizin de kaynağının kapitalist sistem olduğu gözden kaçırılmak isteniyor.

Salgında yaşanan can kayıplarının çoğunluğunun yeterli ve dengeli beslenemeyen yoksul sınıflardan insanların olduğu ortadayken, bu durumun giderek vahşileşen sömürü ilişkilerinin bir sonucu olduğu açıkken sözü bile edilmek istenmiyor.

Sermaye iktidarları ve temsilcileriyle, onların sözcüsü sözde aydınların bu düzen sarsılıyor çığlıklarına sol çevrelerin de eşlik etmesi beni şaşırtıyor doğrusu.

Sizin işiniz düzene ağıt yakmak mı?

Bırakın yıkılsın bu düzen.

Size n’oluyor?

Size düşen yerine ne koyulması gerektiğini gündeme taşımak. Halka toplumcu, eşitlikçi, özgürlükçü, üretimci,  dayanışmacı, paylaşımcı, bilimci, sanat ve kültürcü, adil bir düzenin tarifini ve tanıtımını yapmak. Yol ve yöntemlerini ortaya koymak.

Bu doğrultuda örgütlenmek, eylemler düzenlemek.

Feyzi Coşkun
Ankara'da yaşıyor.

Bir cevap yazın