Yazar Süleyman Erkan: “Cahilliğin Önünü İlim ve Fenle Kesebiliriz”

Samsun Umut Özel Röportaj serisinin bugünkü konuğu gerçek hayatın izlerini taşıyan öğretmen, TV programcısı, gazete köşe yazarı ve yeni kitabı “Heybemdekiler” adlı eseriyle karşımıza çıkan araştırmacı yazı emekçisi: Süleyman Erkan.

Kendinizi Samsun Umut okuyucularına kısaca tanıtır mısınız?

Tokat’ın Turhal ilçesinde bir çiftçi ailesinin ilk çocuğuyum .  Babamın çocuğu olmadığından benim adımı da kendi adını vermiş. Altı yaşına gelince okula gitme merakımdan ,babamında ” Oğlumu okutacağım.Benim gibi kör geride kalmasın .” Hevesinden beni okula yazdırmak istedi. Okul müdürü yaşımın küçük olması nedeniyle okula kayıt etmedi. Babam bir öfke,hiddetle  ” Nasıl olur da oğlumu okula almazsınız ‘ ‘ der ,  beni mahkemeye verir yaşımı İki yaş büyütür. O yıl okul da kalırım.Ama ilerleyen zamanlarda okulumu çok sevdim.Saçtan yuvarlak iki bölümden olan okulumun adı Devrim İlk Okuluydu. Orta Okula başladığımda okulumun  adı Atatürk Orta Okuluydu. Bu iki isim aklımda gönlümde en güzel yerini almıştı . Sonra Endüstri Meslek Lisesi Torna Tesviye Bölümünü bitirdim. Cumhuriyeti çok sevmeliyim ki  Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Sınıf Öğretmenliği bölümünü 1981 yılında bitirdim . Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet çocuğu sevgisiyle büyüdüğümden aklımın bir köşesine silinmez kalemle okuyacağım bu ulusa hizmet edeceğimi yazmıştım . O kalemin izleri kafamda izlerini , gönlümde sevgisi yer almaktadır .

Eğitim Fakültesinde okuduğunuz yıllar da ne gibi zorluklarla  karşılaştınız ? 

Yetmişli yılları hatırlarsınız ? Anadolu’nun kıraç verimsiz toprakların çocuklarıydık . Aile yaşam mücadelesinde alın teri emeğini çiftçilikten çıkartıp karnını doyura bilirse mutluydu. Dışarı illerde çocuk okutmayı bırak yol parası bulmak meseleydi . Zamanın tüm siyasetin ayak oyunlarına rağmen , Cumhuriyet Ulusuna güneş gibi aydınlatıyor ve eşit şekilde ısıtıyordu. Hiç kimseyi ayırmıyordu . Elbette siyasi ayak oyunları , çalanlar, yankesiciler vardı . Yokluk ,yoksulluk , siyaset ,cahillik ayaklarımıza dolaşsa da bir yolunu bulup okuyabiliyorduk . İlk ,orta ,liseyi okurken baba evinde zor da olsa rahattık . Başka ilde okumak için yaşama tutunmak için haçlığını bulacak ,sorumluluğunu taşıyacaksın ve okulda başarılı olacaksın. Boş zaman tatil diye bir kavram yoktu . İş bulup çalışacaksın, ders kitaplarında ki konuları öğreneceksin. Birde zamanın siyasetini iyi bilmek için kitapları okuyacaksın . Yaşam bizim gibi insanları silindir gibi ezse de onurla ayakta durmayı çoğumuz başarıyorduk .  Arkadaşlar arasında birlik beraberlik ve dayanışmamız da üst safhalardaydı . Bizim için alın teri emeğimizle zor kazandığımız paranın değeri çok yüksekti . Harcarken kılı kırk yararak harcardık . Bu arada bol kitap okuyacak bir çok konuya hakim olacaksın,tartışmalarda yerini alacaksın . Gazi Eğitim Enstitüsünde okurken evliydim . Yeni mahallede bir bodrum katında ev tutmuştum . Ben eşim ve Ulaş adında bir oğlum vardı . Çalışarak okumanın ev geçim sorumluluğunu omuzlarımda taşımanın ne olduğunu en iyisini ben bilirim . Hamallığı , inşaat işçiliğini , garsonluğu , gençlik parkı eğlence yerlerinde nasıl  aç susuz çalışmanın tadını iyi bilirim . Okuduğun konuları kafanda nasıl tutacağını mı sokakta ,okulda siyasetle kendini nasıl savunacağını mı düşünür durursun . 

Hangi yıl öğretmen oldunuz , öğretmen olduktan sonra hangi illerde çalıştınız ?

İşçi olarak Gebze Takın Tezgahları Torna Fabrikasında çalıyordum . Öğretmen okuluna puanım yetiyordu . 1978 yılın da Amasya Eğitim Enstitüsüne kaydoldum . Tokat Eğitim Enstitüsüne kaydımı aldırdım ev kirası vermeyeyim diye. Siyasi  nedenlerle okulumuz kapandı Ankara Gazi Eğitim Enstitüsüne bizleri naklettiler . 1980 yılında mezun olduk . 12 Eylül darbesiyle karşılaşınca atanamadık . Askeri yönetim yurdun her yerinde ki yönetime el koymuştu . 05-01-1981 yılında Ağrı ,Tutak Dorukdibi köyünde göreve başladım . Bir koli tencere tava ,bir kat yatak, oğlumun ve bizim giyeceklerim izle köye gelip yerleştik .Taş duvarlarla örülü lojmanda teneke soba da yakacağımız koyun tezeğinden başka bir yakıt yoktu . Yaşamımızda cehaleti yenmek için bizlere ihtiyaçları olanlar da varmış .  Niğde Eğitim Okulunda bir yıl yeterlilik kursu aldık .Diyarbakır , Dicle ,Kuru dere köyüne atandım .Tokat , Turhal Çayır altı köyü, Orman özü köylerinde çalıştım . Tokat Orman beyli köyünde ,merkez Fatih İlk öğretim de,Halil Rıfat Paşa ilk Okulun da çalışarak 28 yıl Altı ay çalışarak 1999 yılın da emekli oldum .Öğretmen olduğum  yıllarda Eğitim İş Sendikasını arkadaşlarla kurduk. Kurucu başkanlığını yaptım  . 

Öğretmenlik yaptığınız yıllarda tema gönüllüsü olarak da çalıştınız. Bizlere bu çalışmanızdan da bahseder misiniz ? 

Tema gönüllüsü olarak okulda ki kulübün  başkanıydım , Tema ile sıkı eğitim çalışması yaparken Tema başkanı Mustafa Yarılan ” Hocam televizyonlarda program yapacağız senide bir TV de görevlendirdik . O bizim köyümüzdür program yapım ve sunucusu sensin ” dedi . On yıl boyunca İki Yüz Elliden fazla programa imza attım . Bu arada Hayrettin Karaca ,Nihat Gök yiğit ,Kıvırcık Ali .Ediz Hun ,Hadise , Zeynep Başkan , Nilüfer Sarı taş , Kemal Aşk ve adını unuttuğum bir çok sanatçılarla da programlar yaptım  .  Şunu öğrendim ki  Anadolu da öğrenilecek yüzlerce konu ,tarih,anı ve öykülerin bizi beklediğini  anladım . Daha çok kitap okuyup kalemle yazılacak güzellikler gördüm . Yaşamın asıl amacının acıları , mutlulukları paylaşarak bütünleşmek olduğunun lezzetini tattım . 

Emekli olduktan sonra neler yaptınız ?

Emekli olduktan sonra İsmail bey daha fazla çalışmaya başladım . Kanal 60 TV de bir müddet daha programlar yapmaya devam ettim . İstanbul Şişli de kızıma yabancı dil okulu açtım . Birlikte işlettik .Bu arada Tokat da ki yerel Arayış gazetesine köşe yazıları yazdım . Daha sonra günlük gazete olan Tokat Gazetesine köşe yazıları yazmaya başladım . İstanbul da olduğum yıllar da 2001 le 2008  yılları arasın da bir filim şirketine kaydoldum . Kanal D de ” Fatma Gülün Sucu Ne ?”  Dizisinde  hakim rolünde oynadım . A TV de ”Alev alev ” dizisinde balıkçı rolünde görev aldım . TRT 1 de ” Beni Böyle Sev ” dizisinde kasap rolünde oynadım . Youtube’da ”Tuz ekmek hakkı ” kısa filminde baş rolde oynadım .  İzlemek için tıklayın.

Sayın Süleyman bey sizin renkli girişimci kişiliğinizi dinlerken gençlere örnek olacağınıza inanıyorum. Gazetedeki yazılarınızın genel olarak içeriği nelerdi? 

Yazdığım yazılar,makaleler,anılar ve deneme yazılarımın esası sosyal,kültürel,eğitici -öğretici ,çevre ve doğa sorunları , ekonomik konuları anlatan yazılardır . Kısacası insana dair neler varsa aklımın erdiğince , dilimin döndüğünce , kalemimin yazdığınca yazmaya çalıştım . Güzelliklerden yana neler varsa sergilemeye çalıştım . Biliyorum ki yalnızca gelişmemizin ve kalkınmamızın yolu bilimden ,  ilimden, sanat ve kültürden geçer . Tam bağımsız olmanın tek yolu budur .Cahilliğin yoksulluğun önünü ilimle fenle kesebiliriz . 

İlk kitabınız olan Heybemdekiler adlı  eserinizi yayımladınız . Kitabınızda nelerden bahsediyorsunuz ?

Günümüzde kitap okumayan , sormayan ,sorgulamayan , üretimden uzaklaştırılan bir toplumla karşı karşıyayız . Yazdığım kitap uzun yılların birikimidir. Arı misali her çiçekten topladığım polenleri bir petekte topladığım dır .  Heybemdekiler adlı kitabımda  akla ,bilime, anılara dayanan ,sosyal toplumda yanlışı yeren, güzelliği öven insana dair sevgi yolunun ana hatlarını anlatmaya çalıştım . Okuyucuyu sıkmasın diye konular değişik ve kısa  tuttum . İki sayfayı geçmeyen bir nefeste okuyacağı ,beğenmediği yeri atlayıp beğendiği konuyu okusun diye bir düzenek geliştirdim . Şu ana kadar okuyanların beğenisini aldım .Okuyup eleştiri yapacak arkadaşlarıma da şimdiden teşekkürlerimi sunarım . Bir sonra ki kitabımda bana yol göstermiş olur. İsmail bey davet ederseniz Samsunda ki kitap okurlarımızla buluşur ,söyleşi yapar kitabımı okur sevenlere imzalarım .

Bizim soramadığımız ,sizin söylemediğiniz başka konular varsa onları da sizden duymak isterim . 

Değerli SamsunUmut.com yöneticilerine, emekçilerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Okuyucularınızla beni buluşturmanız ayrı bir nezaket ve incelikti . Cumhuriyet çocuğu olarak bizlere bu güzel vatanın armağan eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına sonsuz minnettarım .Nurlar içinde uyusunlar. Sizler gibi aydın çağdaş yurt severler oldukça Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır . Bu vatan için bizlere ne görev düşerse gözümü kırpmadan maddi ve manevi yapmaya hazırım . Bu güzel insanları bilgilendirmek amacıyla ilk kitabım Heybemdekiler adlı eseri okuyucuların beğenisine sundum . 

Bundan sonra ne gibi çalışmalar var elinizde ?

Aynı hız ve güçle bilgi birikimimle cehaletin,yoz ve yobazlığın üstüne aklım,bilgim , gücüm yettiğince gideceğim . Elimde yazmakta olduğum ikinci kitabım Osmanlı-Rus savaşının Anadolu da ki savaş acılarını konu alan Balibey i  kitabı üzerinde çalışmaktayım . Yazı yazarak toplumun bilgisine sunmaya,elimin döndüğünce üretmeye çalışacağım .

Sayın Süleyman bey samimi sıcak ve içten anlatımınız için teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın