Ulusal Kurtuluş ve 30 Ağustos

Kimileri, güncel siyasal tavırlara uyarak, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını gözden uzak tutma kaygısına kapılarak, “Ulusal Kurtuluş Stratejisini   gerçekleştirmeyi kolaylaştıran temel etkenleri çözümlüyorum.” görüntüsü altında, M.Kemal Atatürk ve arkadaşlarını ya anmaktan kaçınıyor ya da yokmuş gibi davranıyorlar.

Bazılarıysa, tümden nankörce davranıp önemli bir şey yapmadıklarını, hattâ yanlış bir şey yaptıklarını öne sürüyorlar.

Tarihsel olayların, kişisel etkenlerden etkilense de, asıl olarak, o sırada yaşanan, ekonomik, toplumsal, kültürel, siyasal ve uluslararası ilişkilerin sonucu yaşandığını vurgulamak gereklidir elbet. Ancak, halkın kendiliğinden ve çok gönüllüce örgütlenip eyleme geçtiği algısı yaratan değerlendirmeler de abartılıdır.

Bazı yerel örgütlenmeler, Mustafa Kemal ve arkadaşlarından bağımsız ve kendiliğinden gerçekleşse de, bunlar ağırlıkla işgale uğrayan ya da işgale uğrayacağı açıkça öngörülen yörelerdeki halkın, toprak ve namus kaygısı vb. dürtülerden kaynaklanmıştır…

Bir bölümü de, terhis edilip dağıtılan ordunun ulusal bilinç taşıyan subayları ve devlet memurlarının, bulundukları yörelerde halkı örgütleyerek bir özsavunma ortamına gereksinim duymalarıyla gerçekleşmiştir.

Ama, asıl ulusal örgütleniş ve Ulusal Kurtuluşa yöneliş; Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Anadolu’ya geçişleriyle başlamıştır.

Yerel, bölgesel direnişlerin yeterli olmayacağı, ulusal boyutlu ve yurdun her köşesini kapsayan bir örgütlenmenin kurtuluş için kaçınılmaz olduğu görüşü Anadolu’da yapılan olağanüstü çabaların sonucunda ortaya çıkmıştır.

Elde kalan askeri gücü yeniden bu doğrultuda kullanmaya hazırlamak, kongreleri ve sonucunda  TBMM’yi toplamak, yerel ve bölgesel kaynak ve olanakları bu ulusal amaca yöneltmek, söz konusu çabaların temel aşamaları olmuştur.

Kısacası, çağının bilincinde olan, örgütlenme bilgisi ve deneyimi olan bir öncü kadronun, halkı ortak hedefe yöneltmesi ve yeri geldikçe de engelleyici ögeleri zor kullanarak aşmaları, Savaş’ın başarımında en temel etkendir…

30 Ağustos Zaferi, böylesi bir sürecin ürünüdür ve gerçek bir “Başkomutan” yönetiminin sonucudur.

Kutlu olsun.

Bir cevap yazın