Neo Osmanlıcılar

kose_cemil_bicer

Son günlerde basında ve sosyal medyada yeni türüyen bir gurup. Sipariş üstüne kurulmuş bir STK ‘nın ilginç atraksiyonlarını izlemedeyiz: Osmanlı Ocakları

Demokrasiye saygım var herkes kendini istediği biçimde ifade etme özgürlüğüne sahiptir-en azından olmalıdır.

Lafı eğip bükmeyi pek sevmem bodoslama gireceğim kimse kusura bakmasın. Madem demokrasi var,herkes,-ama herkes-kendini istediği biçimde ifade etmeli.

Halk deyişlerinin ferasetine sonsuz saygı duyarım, ve zamanın imbiğinden süzülmüşlüğünden olsa gerek doğruluğuna da iman ederim.

Alın size klasik bir örnek,Anlı şanlı Osmanlıyı fotokobi gibi resmediyor:

şalvarı şaltak osmanlı
eğeri kaltak osmanlı
eken de yok biçen de yok
yemede ortak osmanlı .

Malum bir şehir efsanesidir bilirsiniz;Osmanlı sefere çıktığında geçtiği bağdan,bostandan kopardığı meyvelerin bedeli olarak ağacın dallarına kese kese altın asarmış….duy da inan.

Şimdilerde bu anlı şanlı imparatorluğun IQ leri ayakkabı numaralarından düşük torunları STK kurmuş gece karanlığında inşaatlarda boğaz tokluğuna çalışan gariban Kürt amelelere saldırıyor.

Hatırlatın da bir başka yazımda Avrupa folklöründe Osmanlının Avrupalının iliklerine işlemiş edebi örneklerini yazayım size.
………………………………………………………….
Mütegallibe taifesi yandaş müteahhit , aldığı devlet ihalesinden çimento ve demirden çalarak inşa ettiği viyadük çökünce kendini şöyle savunuyor :”burada evliya yatırı var”.

İşin vahameti aynı yerin yanı başına yapılacak viyadüğün ihalesi yine bu muhtereme veriliyor.
…………………………………………
Uzun yazıları okumayı sevmeyiz millet olarak ama sabırlı olanlar için anlı şanlı Osmanlı adaleti ile ilgili bir fıkra anlatacağım,-fıkranın müellifi rahmetli Çoban Sülüman dır.:

-DEVLET’Ü ALİ OSMANLIDA ADALET–

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var… Karakuşi Kadı, fırıncıya ‘Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş ama az sonra ördeğin sahibi de gelmiş: ‘Hani bizim ördek?’

Fırıncı boynunu büküp ‘Uçtu’ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, küreğinin sapıyla araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Gayrimüslim de peşinde kovalıyor…

Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış. Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar, kadı sırayla sormuş… Ördeğin sahibi; “Bu adam ördeğimi hiç etti,” demiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş: ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?’
Fırıncı yine ‘Uçtu’ demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış; “Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ‘uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş… Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: ‘Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla…’ Davacı ‘Ne olacak?’ diye sorunca Karakuşi Kadı, ‘Şimdi fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız’ demiş ve gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da Karakuşi Kadı, ‘Tamam’ demiş, ‘Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.’

Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş ve Kadı dönmüş Yahudi’ye: ‘Senin şikâyetin ne bre…”

Yahudi boynunu bükmüş, ‘Bir şey yok efendimiz… Mahkeme olduğunu duyuna izlemeye gelmiştim. Çünkü adaletine hayranım!

-BİLİM BUDUR-

Ortaçağın karanlıklarında bilimsel çalışmalarından dolayı Engizisyon mahkemesince giyotinle kellesi kesilme cezası alan bilim insanı, infaz öncesi dakikalarda asistanına şöyle sesleniyor ” kafam sepete düştüğünde gözlerime bak eğer gözlerimi kırpıyorsam;kafası kesilse bile insan bunun bilinçindedir” demektir.

Ölüm anında bile bilimsel çalışmasına katkı sunan “Gavur’a” bakın dostlarım….

Bizim anlı şanlı din bezirganı allameler ise günde on-onbeş ölümün olduğu can pazarında “cenabet ölen asker şehit olur mu?” tartışması yapıyor anlı şanlı televizyon kanalların da.
ört ki ölem usta.
……………………………..
…………………………
Sussan acıtıyor.
Konuşsan kanatıyor.
……………………………………………………….
……………………………………………….
………………………………………
-BU ŞİİRİM DE BENDEN SİZE –
ÜLKEM AVUÇLARIMDA SAKLI
Uzatın ellerinizi
Avuçlayın beni.
Ben
Türkiye’yim çocuklar
Avuçlarınızda gizliyim
Kucaklayın beni.
Anadolu güneşiyim ben
Hitit’lerin gözlerinde doğdum.
Toroslar’da bir dağ selvisiyim
Akdeniz’i ilk ben geçtim,gemileriydim
Kartaca’nın
Efes’te sevdalı bir ozandım,
Unutulmuş şiirlerim fısıldaşır,
Sam yelinin ılık dokunuşlarında.
Urartu’da yontu ustasıyım,
-Duruyor mu?-
Dağlarımda yontularım,
Sümela’da Meryem anayım fresklerde,
İsa kollarımda ağlar.
Malazgirt’te kılıcıydım Alparslan’ın
Bilir misin?
Ustam Ergenekon yaylasından
Noyan usta
Örsünde çifte su verildi çeliğime.
Taptuk dergahında çile çektim
Yunus’la
Mevlanaydım bir zaman
Dönüp durdum barış barış.
Ben verdim Bizans’ın anahtarını
Fatih’e
Yelkenleri karadan yüzerken,tarihe tanıktım.
Sinan’ın ellerinde,
Kılınç çaldı minarelerim asumana
Atatürk’üm
Şimdi
Atatürk’ün gözlerinde
Cumhuriyet mavisiyim.
Uzatın ellerinizi
Avuçlayın beni
Ben,
Türkiye’yim çocuklar
Avuçlarınızda gizliyim
Kucaklayın beni.

Bir cevap yazın