Bir Koyup Üç Almak

kose_cemil_bicer

Gerek ülke içinde gerekse uluslararası ilişkiler bağlamında politika ile iştigal etmek yorucu ve yıpratıcı bir uğraştır,bilgi ister, görgü ister,deneyim ister, sabır ister, feraset ister,özveri ister….ister oğlu ister..ama bütün bunların toplamından kat ve kat fazlası ile uluslararası denkliği olan üniversal bir eğitim kariyeri ister.

Metropol varoşlarında gecekondu mektep tedrisatı ile politika bulvarında yürünmez mi..? yürünür,yürünür ama uzun soluklu olmaz, ilk yokuşta tık nefes olup taşikardi geçiren pin-pon ihtiyarlara dönersiniz,şekil Türkiye’de olduğu gibi.

Bizim kifayetsiz muhteris çakma politikacılarımızın en büyük handikapları budur.

Siyasi yelpazenin en radikal sağ ucundan en militarist sol ucuna kadar herkes için geçerlidir bu tespit.

Yerelliğin pespayeliğine birde “şark kurnazlığı” eklenince politikacılarımıza tahammül etmek mümkün olmuyor.

Turgut Özal , ekonomi politiğini “bir koyup üç almak” pratiği üzerine inşa etmişti, arkasından gelen sosyal demokrat soslu üçlü kaolisyon “fifti-fifti” üzerinden politika yürüttürdü, şimdikiler “kazan,kazan” pozisyonunda ısrarcılar yani sizin anlayacağınız bu politikanın Türkçesi “ne yana dönersen dön ,delük benden yana” anlayışıdır.

Oysa uygar Dünya ülkeleri bu tür ekonomik,politik,kültürel ilişkilerini Evrensel ahlak koşullarına paralel olarak ADALET-EŞİTLİK-KARDEŞLİK triosu üzerine inşa ediyorlar.

“Bir koyup üç alma” kurnazlığı ile pazara çıktığınızda “üçün birini alma” olasılığınız ile aynı orandadır,velev ki elinize verilen üçün biri kallavi bir fellah fallusu boyutunda ise artanından boynunuza kravat bile bağlarsınız.

“Herkes kendine benzeyeni iktidara taşır” bu genel geçer bir kuraldır.değişime kendimizden başlamak gerek.

Türkiye’nin sorunu politik değil sosyolojiktir dostlar yanlış sokaktan doğru adrese ulaşılmaz.teşhisi doğru koyamazsanız kullanacağınız ilaçlar ölümünüze sebep olur.

Bir cevap yazın