Ses

3 mins read

Bir umut ışığıdır gözlerinizdeki iris. Onu görebilmek gerekir ya bir başkasının gözünde ya da bir aynada kendi gözünüzle. O umudu yakaladığınız an salarsınız semaya tüm gülücükleri.

Sizlere, bir çocuğun anlatmak istediği ne yazık ki anlatamadığı, birey olma yolunda yürürken önüne set vurulduğu hayatlardan, maalesef ki bahsetmek istiyorum.

Ben psikolog ya da psikiyatrist değilim. Henüz 34’ünde genç bir bireyim, bazen kendi halinde kalmaya çalışan bir çocuk. Bu zamana kadar duyduğum hayatların sesi olmak için yazıyorum. Evlatlarınız dertlerini sizlere anlamaktan çekinir oluyor kimi zaman. Kime nereye gideceklerini şaşırıyorlar. Ya karanlık bir buluta ya da başka başka bilmediği kabus dolu okyanuslara. Birileri onların elinden tutana dek.

-Reklam-

Onlar istismara, tacize, bir psikopat tarafından yediği dayak sonucu hayata tutunmaya çalışıyor. Bazıları şanslı, elinden tutan oluyor. Şans kelimesi burada ne kadar acı. Bazılarıysa bu durumun devamında, onlara bunu yapanlar gibi birer cani olarak ortaya çıkıyor.

Onlar başından geçenleri, içlerine kapanıp veyahut bir yabancıya anlatarak yardım çağrısı yapıyorlar. Özellikle aile yakınlarından bunu gören çocuklar. Basın bangır bangır bunlardan bahsediyor. Mesela boşanmış ailenin çocukları, anne-baba nerede? Yok. Evlatlarınız pinpon topu değil. Oradan oraya sürüklenirken neler yaşadı acaba? Kız çocuğu erkek çocuğu fark etmez, onlar size anlatmaya korkuyorlar artık nasıl bir baskı varsa evde. Bir de siz tekme atmayın. Hele ki dışarda büyümeye çalışan, evsiz barksız, yetim, öksüzlerden bahsetmiyorum bile.

Bu olaylar sadece çocukların başına da gelmiyor bunu biliyorsunuz değil mi?

-Reklam-

Açıkçası anlatmak istediğim bir çok mevzu var. Hangi birini yazacağımı şaşırdım.

Ülkedeki hastanelerdeki sorunlarını mı resmedeyim, ekonomik problemlerden mi, işçi-işveren çatışmasından mı, iş güvenliğinden mi, üzerimize saçılan korku faktöründen mi, sürekli değişen eğitim sisteminden mi, koronadan mı, hayvanlara yapılan zulümden mi? Siz söyleyin.

Sonra neden gülmüyorsun diyorlar. Gülmek zor bir şey değil aslında.

-Reklam-

Birbirimizin yüreğine dokunalım, çocuklar bizim. Bizi güldüren tek varlık onlar. Bu yüzden aranızdaki bağ sadece kan bağı olmasın.

Gökçe Güney

8 Nisan 1988, Diyarbakır doğumlu. Memleketi Ordu. Samsun’da yaşamaktadır. Eğitim ve Öğretim hayatı İziir ve Merzifon’da geçmiştir. 2015 yılında AÖF Görsel-İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü, Radyo ve TV Programcılığını bitirmiştir. 2018’de İlk sinema deneyimini Beyza Çimenot’un “Tutsak” adlı filminde oyuncu olarak gerçekleştirmiştir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.