Türk milleti tarih boyunca çok sayıda devlet kurmuştur. Cumhurbaşkanlığı forsuyla simgelenen sayı, on altı büyük Türk devletidir. Ancak araştırmalar; 16 imparatorluğun yanı sıra 38 devlet, 37 hanlık, 33 beylik ve 10 cumhuriyet gibi toplamda 138 farklı siyasi yapıya ulaşıldığını göstermektedir. Türk milleti; nice zorluklar, acılar, savaşlar ve barışlar yaşayarak günümüze kadar ulaşmıştır. İzmir Marşı da Türk insanının özlü ve çalgılı sözlerini gururla her çağda söylediği marşlardan birisidir.
Bazı haber kaynaklarında eserin, 1876 ile 1920 yılları arasında yaşamış İzzeddin Hümayi Elçioğlu’nun bestesi olduğu söyleniyor. İzmir Marşı diye söylenen marş, zannedildiği gibi yalnızca Milli Mücadele veya Cumhuriyet dönemi eseri değildir. Sözleri daha da eskidir; Osmanlı İmparatorluğu dönemine aittir. Mehter marşı gibi bir Osmanlı marşıdır. Kafkas Marşı 19. yüzyılda yazılmıştır ve Rus işgaline karşı mücadele eden Kafkas Türklerinin milli duygularını yansıtmaktadır. İzmir Marşı ise 20. yüzyılın başlarında düzenlenmiş ve Kurtuluş Savaşı’nı kazanan Türk milletinin milli duygularını yansıtmıştır.
“Altın güneş orada sırmalar saçar” dizesi Kafkas Marşı’nda da aynı şekilde bulunmaktadır. Güneşin altın gibi parladığını ve talihin döndüğünü anlatır. İlk dize olan “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” ile de uyumludur.
Bazı kaynaklar Alman besteci Kurt Striegler’in İzmir Marşı’nın bestecisi ve söz yazarı olduğunu belirtmektedir. Resmi kaynaklarda ise eser anonim olarak geçmektedir. İzmir Marşı olarak bilinen ve son zamanlarda çok beğenilen marşın, aslında I. Dünya Savaşı’nda Kafkasya Marşı olarak yazılıp bestelendiği çok az kişi tarafından biliniyor. “Adın yazılacak mücevher taşa” dizesindeki mücevher taş, Türk insanının bedenidir. İzmir Marşı’nda elbette manevi bir değeri maddi bir değerle ifade edebilmek için “mücevher” kelimesi kullanılmıştır. “Adın yazılacak mücevher taşa” kehaneti adeta ilahi bir şekilde gerçek olmuştur.
Kafkas Türküsü’nün sözleri anonimdir, bestesi ise Kaptanizade Ali Rıza Bey’e aittir. Kafkasya’daki Türk dünyası denildiğinde akla; Nogay Türkleri, Kundurlar, Karaçaylar, Balkarlar, Kumuklar, Azerbaycan Türkleri, Ahıska Türkleri, Gürcistan Kıpçakları, Terekemeler, İran Türkleri ve Rusya’daki Türk halkları gelmektedir.
Kafkas Marşı
Kafkasya dağlarında çiçekler açar. (2 Defa)
Altın sırma orada sırmalar saçar. (2 Defa)
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar. (2 Defa)
Kader böyle imiş ey garip ana,
Kanım helal olsun güzel vatana.
Kafkasya dağlarında oturdum kaldım. (2 Defa)
Şehit olanları deftere yazdım. (2 Defa)
Öksüz yavruları ben bağrıma bastım. (2 Defa)
Kader böyle imiş ey garip ana,
Kanım helal olsun güzel vatana.
Türk oğluyum ben ölmek isterim. (2 Defa)
Toprak diken olsa yatağım diken. (2 Defa)
Allah’tan utansın dönenler geri. (2 Defa)
Kader böyle imiş ey garip ana,
Canım feda olsun güzel vatana.
Kafkasya dağlarına bomba koydular. (2 Defa)
Türk’ün sancağını öne koydular. (2 Defa)
Şanlı zaferle düşmanı boğdular. (2 Defa)
Kader böyle imiş ey garip ana,
Canım feda olsun güzel vatana.
İzmir Marşı
İzmir’in dağlarında çiçekler açar,
Altın güneş orada sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar,
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa,
Adın yazılacak mücevher taşa.
İzmir’in dağlarında oturdum kaldım,
Şehit olanları deftere yazdım,
Öksüz yavruları bağrıma bastım.
Kader böyle imiş ey garip ana,
Kanım feda olsun güzel vatana.
İzmir’in dağlarına bomba koydular,
Türk’ün sancağını öne koydular,
Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular.
Kader böyle imiş ey garip ana,
Kanım feda olsun güzel vatana.
Peygamber kucağı şehitler yeri,
Çalındı borular haydi ileri,
Bozuldu çadırlar kalmayın geri,
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa,
Adın yazılacak mücevher taşa.
Türk oğluyum ben ölmek isterim,
Toprak diken olsa yatağım yerim,
Allah’tan utansın dönenler geri,
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa,
Adın yazılacak mücevher taşa