Kuşkusuz ki Filistin sorunu , üzerinde çokça yazılmış, çokça konuşulmuş, üzerinde a labildiğine çok
çalışma yapılmış bir unsur olarak karşımızdadır.Hal böyle iken şu soru akla gelebilir: Neden yine
Filistin?
Kuşkusuz ki bazı sorunlar üzerinde ne kadar konuşulsa yeridir çünkü hem bu tür konular alabildiğine
önemlidir ve bundan dolayı bu konular üzerine ne kadar yazılıp çizilse ve konuşulsa o kadar yararlıdır,
o kadar farkındalık oluşturur. Bunun yanında bu tür meselelerde taraflar manipülasyon ve
dezenformasyon yaparlar. Ayrıca Bu tür hassas konularda değişim ço hızlı gerçekleştiğinden dolayı
sürecin yeniden anlaışması, tanımlanması ve bilinmesi gereklidir.
İşte bütün bu unsurlardan dolayıdır ki bu tür hassas konu ve sorunların tekrar tekrar ve doğru
perspektiften ele alınması son derece önemlidir.
İşte bu hassas konulardan- sorunlardan biri de ( Belki de en öneml isi) Filistin sorunu dur.
Filistin sorunu ile ilgili günümüzde inanılmaz derecede manipülasyon ve dezenformasyon söz
konusudur.Bu durumun çeşitli nedenleri vardır. Bunun en önemli nedeni (Emperyalizmin nitelemesi
olmasına rağmen kullanıyoruz)Ortadoğunun Dünya tarihinin başlangıç noktalarından biri olması,
stratejik bir konumda olması ,üç dinin ortaya çıktığı coğrafya olması ve belki de en önemlisi de bu
bölgede bol miktarda petrol bulunmasıdır.
Filistin aslında bir parametredir.Bir turnusol kağıdıdır.Filistin İsrail sorunu karşısındaki tutumunuz ve
duruşunuz aslında sizin insana dair tutumunuzun göstergesidir.
Filistin bu gün Nazi Almanyasının katliamlarına – tabiri caiz ise- rahmet okutacak katliamların
yaşandığı bir coğrafyadır.Sadece yaşayanların değil, anne karnındaki bebeklerin bile toplu katliama
maruz kalmasının teklif edildği , teklif edilmenin yanısıra bu niyetlerin, bu tekliflerin yaşama
geçirildiği bir coğrafyadır Filistin…
Hal böyle iken İsrail ( ki burada şunu da belirtelim asıl sorun israilin tümü olmaktan çok, ırkçı ve dinci
faşizmin bölgedeki en önemli adresi olan siyonizmdir) bilgi kirliliği , yanlış enformasyon ve kendi
yandaşı olan algı inşaasını gerçekleştirerek katliamını onaylayan insanlar oluşturabilmekte ve bu
çerçevede kitleleri yandaş olarak devşirebilmektedir.( Hatta esefle söylemek gerekir ki kendini solda
tanımlayan bazı kesimler bile bu tutumun içine girebilmektedir. Örneğin geçenlerde sosyal medya
üzerinden arkadaşım olan pek çok şahıs, kendilerini solda tanımlamış olmalarına rağmen, Filistinden
banane, ve hatta İsrail haklı diyebilmiştir.)
İsrail bunu çeşitli mitler, yalanlar ortaya koyarak başarabilmiştir.
Bu mitlerden biri bu toprakların tarihsel süreçte ilk olarak kendilerinin olduğu yalanıdır.Yahudiler Bu
bölgeye M.Ö-1250 li yıllarda göç etmişken Filistinlilerin Ataları olan Kenaniler M.Ö-2300 lerde Bu
topraklara gelip yerleşmişlerdir. Yahudi Toplulukların bu bölgeye Kenanilerden en az 1000 yıl sonra
yerleştikleri, bu yerleşimin işgale dayandığı açık bir gerçekliktir.
Bir başka mit ise Arzı Mevud saçmalığıdır. Tevrata göre Tanrı Yahve İsrail oğullarına iki nehir
arasındaki toprakları vadetmiştir. Bu vaatten dolayıdır ki İsrail oğulları bu topraklara istedikleri gibi
sahip olabilirler ve bu topraklar üzerinde yaşayan kendilerinin dışındaki topluluklara istediklerini de
yapabilirler. İşte yüzyıllar öncesinin bu iddiaları çağdaş siyonizmin de temel dayanaklarından biri
olmuştur.İnançlar üzerinden ortaya konan bu iddilar üzerine elbette hak iddia edilemez. Ama
Emperyalizmin bu şımarık çocuğu bu temelsiz yapı üzerinde hak iddia edebilmektedir.
Filistin eskiçağda doğu akdeniz uygrlığının iki merkezi arasında yer alıyordu.Bu iki uygarlık Mısır ve
Mezopotamya uygarlıklarıdır. Kenanilerin buraya geld iği dönemde bölgede ileri derecede refahın
olduğunu tespit ediyoruz.Filistinin nispeten özerk olduğu bu dönemde Mısır ile sürekli kültür ilişkileri
sözkonusu olmuştur. M.Ö-1900 lardan itibaren Filistini işgal eden Amurrular yarı göçebe
topluluklardı.M.Ö- 1700 lerdeFilistin Hiksoslar Hikoslar yönetimindeki Mısırın bir eyaleti haline
geldi.M.Ö-13. Yy sularında pek çok düşman topluluk bu bölgeye gelip işgal etmeye başladı. Bu
topluluklar arasında Yahudiler istila sürecinde çok acımasızdılar.Davut ve Süleymn Kralların
zamanında Kudüs Flistinlilerin elinden tamamen alındı ve Yahudi Krallığının başkenti oldu.Daha sonra
sırsıyla Asurlular, Babilliler,Persler ve M.Ö- 64-M.S 324 yılları arasında Romalılar Filistini ellerinde
bulundurdular.Romalılar, bir dönem Yahudilerin Filistine girişini yasakladı ve daha sonraki süreçte
Filistin Bizanslıların payına düştü.Daha sonra tekrar Perslerin eline geçen Filistin 636-637 yılında
Müslüman araplarca ele geçirildi.1099 da Kuduste Haçlı seferleri sonucunda Kudüs Haçlı krallığı
kuruldu.Selahattin Eyyübi tarafından tekrar Müslümanların eline geçen Filistin ve Kudus 1516 yılında
Osmanlının eline geçti. 400 yıl Osmanlı yönetininde kalan Kudüs ve Filistin Balfour bildirisinin
yayımlanmasından sonra (2-11-1917) 1920 de Milletler Cemiyeti tarafından İngiltere nin mandasına
verildi.
Bu konuda ileri sürülen bir başka mit de Yahudilerin holokost (jenosid- toplu kırım) a uğramasıdır.
Evet Yahudiler özellikle Almanyada ciddi bir holokosta uğramışlardır. Ama bunun arkasında tabiri caiz
ise bir karamanın koyunu durumu vardır.
Modern zmanlarda Filistinin Avrupalılarca ilk ele geçirilmesi Napolyon Bonapart öncülüğünde
Fransızlar tarafından gerçekleştirildi. Anca Bonapart Cezzar Ahmet Pşa yönetimindeki Osmanlı
Ordusunca yenildi.
Daha sonraki süreçte Filistine el atan güç İngiliz Emperyalizmi oldu.İngiltere 19. Yy ın başlarında
Ortadoğunun zenginliklerine el atmak ve hakim olmak için kendi güdümündeki Yahudileri bir bayrak
altında toplamak ve güdümü altına almak için Filistide bir Yahudi devleti kurulmalı fikrini ortaya
attı.Avrupanın bazı devletleri, Amerika ve Çarlık rusyası da buna destek verdi.İngiltere deki Yahudi
Lobisi , Hükümet gücünü de arkasına alarak Sir Hery Fich adlı bir avukata CALLİNG OF THE JEWS adlı
bir kitap yazdırdılar.Bu kitap Filistinde bir Yahudi devleti kurulması fikrini savunur ve bu konuda
kamuoyu oluşturulması hususunda bu kitabın rolü büyüktür.
Musos Haim Montefiore adlı bir Yahudi İtalyan , Londra da büyük bir servet edinmişti.Fiilistinde bir
Yahudi devleti kurma düşüncesi doğrutusunda 1824 te Filistine göç etti ve 1837 tarihine kadar
Filistinde kaldı.Bu tarihlerde Filistinde 8000 kadar Yahudi bulunyordu.Bu kadar az kişiyle bir devlet
kurulamayacağını görünce Londra ya döndü1837 de bastırdığı bir kitapta Filsitinin tarıma elverişli
topraklar olduğunu ve Yahudilerin filistie göç etmesi gerektiği lonusunda propagandalar
yaptı.İngiltere hükümeti bir tamim yayımlayarak Filistindeki İngiliz konsolosluklarını Yahudileri himaye
etmekle görevlendirdi.1862 de HESS adlı bir Alman yahudisi ROMA VE KUDÜS adlı kitabında Yahudi
davasıbın ortaya atılacağı emellerinin gerçekleştirileceği günün yaklaştığını , her ne pahasıa olursa
olsun Filistinde bir Yahudi Devleti kurulacağını , Fransa nın bu işe yardımcı olacağını yazdı.Bu esere
cevap veren Fransız Yazar Ernest Laharn kurulacak Yahudi devletinin sınırlarının dar olmayacağını ve
alabildiğine geniş olacağını söyledi1878 de Rusyada Yahudi öğrenciler çeşitli dernekler kurarak bu
süreci hızlaırmaya katkıda bulundulr.Hayfa yakınlarında 2000 dönüm arazi alınarak MİKFEH İSRAEL
adıyla bir tarım okulu kuruldu.Rusyada YAHUDİ İDEALLARİNİ ADANANLAR CEMİYETİ kuruldu. Filistine
göç teşvik edildi.Yine bu amaçla kurulan BİLI ve HOVEVEİ ZİYON gibi faal cemiyetler 1881 de Çar 2.
Aleksander öldürüldükten sonra faalyetlerini daha a arttırdı.Ve bu çabalar sonucunda Filistinde koloni
kuruldu.
1884 tarihinde Kattowitz şehrinde ilk ‘’’ Yahudi Ulusal Kongresi’’ toplandıKongre Başkanlığını Rus
Yahudisi Leon Pinsker yaptı.1891 de Rusyadan Kudüse gelen El Leze Ben Yehuda ,Yahudi Diliin
kaybolmaması için , İBRANİCE SÖZLÜK yayımladı.Alman Yahudisi Hırsdch , Yhudi Devletinin Aarjantin
de kurulması düşüncesini öne sürdü. Yahudi Yazar Shmaryahu Levin ,YOUTHİN REVOLT adlı eseri ile
Yahudi Devletinin Arjantind kurulma düşüncesinin Yahudi ideallerine ihanet olduğunu söyledi.1896
da Avusturyalı Gazeteci Dr Theodor Herltzel THE JEWİSH STATE ( Yahudi Devleti ) adlı kitap yazdı. Bu
kitap bir tür manifesto idi. SİYONİZM MANİFESTOSU. 1897 de Dünya Siyonist Teşkilatı kuruldu.1897
ye kadar Yahudilerin Filistinde toplanması 1897 de hedef haline geldi.
Siyonizmin hedefini gerçekleştirmesdi için ticari bir şirket kuruldu.Çok u8luslu şirketler olgusu böylece
ortaya çıkmış oldu. 1897 de İsviçre nin Basel kentinde llk Siyonist kongre Dr Theodor Hertzel
başkanlığında 200 delege ile toplandı.Bu kongre de önemli kararlar alındı. İkinci Siyonist kongre 1898
de yine aynı kentte toplandı 2 milyon sterlin sermayeli ‘’ karen kaymet ‘’ adlı bir vezne aracılığıyla
Filistinde Yahudi kolonilerinin oluşturulmasına karar verildi.Norman Bertwich adlı bir Yahudi İSRAİL
RESURGET isimli kitabında Filistinde Yahudi Devletinin İngilizlerin siyasi ve mali yardımı ile inşa
edildiğini belirtmektedir.
Dünya savaşından önce İngiltere ve Fransa Yahudilere teminat verdi.. Bu teminat Filistinde
kurulacak Yahudi Devleti ile ilgili idi.İngiltere ve Fransa arasında mayıs 1916 da imzalanan
Sykes Picot gizli alaşmasına göre bölge toprakları önce ingiltereye bırakılacak daha sonra da
süreç içinde Yahudi devleti kurulacaktı.2 kasım 1917 de Lord Belfour bir beynname
yayımladı.Bu beyannameye göre Yahudiler bölgede muhakkak bir devlet kuracaktı.İngilizler 6
ekim 1917 de Gazzeyi , 10 aralık 1917 de Kudüs ü işgal ettiler.11 aralık 1917 de Kudüs e giren
İngiliz Kuvvetleri komutanı Alenby beraberinde Siyonist kuvvetleri de kudüs e soktu.ingilixler
Herbert Samuel adlı bir Siyonist üyeyi Filistinde komiser tayın ettiler.Ve düzenli olarak göçü
teşvit ettiler. Göçle gelen Yahudiler İngiliz güci ve desteğiyle zorla Filistinlilerin topraklarına
yerleştirildiler.
Siyonistler Hitlerin iktidara gelmesi için büyük çabalar sarfettiler. Çünkü Hitlerin faşist tutumu,
üzerlerine ölü toprağı serilmiş Yahudileri harekete geçirecek ve onların Filistine göç etmesi ve
burada bir Siyonist Yahudi devleti kurulmasına yönelik olarak Yahudileri motive edecekti. İngiltere
17 mart 1939 da bir kitap yayımladı.Bu kitapta İngilizler Filistinli araplara vadettiği hususlardan
geri döndüğünü belirtti. Siyonistler dolaylı olarak Hitleri hem iktidara getirdiler hem de holokost
uygulaması için teşvik edip cesaret verdiler. Büyük sermaye ortaya koydular. Çünkü demin de
belirttiğimiz gibi hem Yahudiler uyanacaktı hemde dünyanın vicdanı Yahudilerin mazlum ve
mağdurluğu üzerinden harekete geçecek ve destek olacaktı. Nitekim öyle de oldu.Marks YAHUDİ
SORUNU yazılarında uyarmasına rağmen Stalin bile aldandı ve Filsistinin gasp edilmiş toprakları
üzerinden Faşist bir Yahudi devletinin kurulmasına pek çok devlet onay verdiği gibi Stalin dönemi
Sovyetleri de onay verdi.
Düyanın her yerinde Siyonistlerin etkileri kadar antisyonistlerin etkileri de kendini göstermeye
başladı. Ancak Siyonistler kurdukları terör örgütleri ile antisiyonistleri susturdular.Bunlardan biri
BM lerin arabulucu olarak seçtiği KONT BERNADOT tur. Bernadot Siyonizm hesabına çalışmayı
reddediyordu bunun üzerine Siyonist terör örgütlerince katledildi.
İşte burada bir mit in daha çöktüğünü görüyoruz. Bu mit Yahudilerin antisemitist amaçlarla
katledildiğidir. Evet doğrudur, Yahudiler katledilmiştir ama bu katliam asla Siyonistlerin
yönlendirmelerinden bağımsız değildir. Hemen hemen açık ve net olarak şu yargıyı ortaya
koyabiliriz ki, dünyada antisemit her oluşumun arkasında muhakkak Siyonizm doğrudan veya
dolaylı olarak mevcuttur.
Burada çöken bir başka mit te Filistinlilerin toprak satışıyla ilgilidir.
Burada dillere destan yapılıp neredeyse Filistinlilerin her türlü baskıyı hakettiğine, israile de her
türlü zorbalığına hak verdirecek derecede haklı gösterilmesine gerekçe edilen Filistinlilerin
toprak satışı hususu tamamen manipülasyona ve dezenformasyona uğramış bir husus olarak
karşımızdadır. Yukarıda da değişik vesilelerle belirttiğimiz gibi, Siyonistlere en çok destek çıkan
İngilizler olmuştur. İngilizler devlet zoruyla, , polis ve asker marifetiyle, zaman zaman zorla ve
zaman zaman çeşitli oyunlarla Filistinlilerin elinden toprakları almışlardır ve alınan bu topraklar
Yahudi göçmenlere verilmiştir.Syket Picot ve Belfour antlaşma ve beyannameleri buna örnektir.
Filistinliler toprak satmışmıdır? Filistinliler toprak sattı denilen şey aslında ağırlıklı olarak İngiltere
ile birebir ilişkisi olan bazı arapların sattığı topraklardır. Bunun yaısıra bazı Filistinli köylülerin
sattığı tarım arazileri sözkonusudur. Bu toprakların toplamı bu günkü İsrail topraklarının yaklaşık
100 de 9 una tekabül eder. Geriye kalan 100 de 91 lik toprak işgal ve yağmadır. Ve İsrailin kuruluş
ve genişlemesi işgal ve yağmaya dayalıdır.Dolayısıyla İsrail topraklarını Filistinlilerce satıldığı
iddiası bir mitten ibarettir.
Filistinlilerin Türk düşmanı olduğu ırkçı ve Faşizan bir tutumun ürünüdür. Filistinliler Türk düşmanı
olmak bir yana Türkiyeye dost olan birkaç ulustan biridir.
Kaldıki emperyalizm tarafından kuşatılmış, yaşama hakkı bile elinden alınmış bir ulusun dostluk
Showları beklenmez. Ona insanlık adına yardım edilir ve destek olunur.
İsrail Yahudi ajansı Başkanı David Ben Gurion tarafından 14 Mayıs 1948 de kuruluşu ilan edildiği
tarihten itibaren, bölgeye kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Dün ve bu gün
kapitalizmin en büyük destekçisi ve faşizmin en önemli kışkırtıcılarından biridir. İsrailin dış
politikası savaştır.Bu da faşizmin dış politikasıyla paraleldir.
İsrail Filistin meselesini sosyalist damardan koparmaktadır. FKÖ, FHKC gibi sosyalist çizgideki
örgütlerin tasviye edilmesini sağlamış onun yerine , Arapçı veya Dinci örgütlerin at koşturduğu bir
alan haline getirmiştir.Filistin Halkının kurtuluşu için Türkiyeli nice devrimci oraya gitmiş ve
mazlum , zulme uğramış bir halkın kurtuluşu için mücadele vermiş ve orada can vermiştir. Deniz
Gezmiş ve Bora Gözen bunlardan sadece bir kaçıdır.
Son süreçte Hama sın saldırıları bahane edilerek Nazi Almanyasının uygulamalarını aratmayacak
jenosid uygulamaktadır İsrail. Arafatların , Leyla Halidlerin tasviye edilmesi için her türlü gücü ve
olanağı kullanan emperyalizmin taşeronu olan İsrail, şimdi de olan bitenden şikayet edip
sıkıştırılmış bir halkı, yiyecek , içecek , tıbbi malzemeden mahrum bırakrak insanlığın önünde
ölüme mahküm etmekte , geriye kalanları ise silahlarla hunharca katletmektedir.
Yaşadığımız Dünyanın faşist sembollerinden en ilerde olanlarındandır İsrail. Ve Emperyalizmin
Ortadoğuya saplanmış kanlı hançeridir İsrail.
Filistinin kurtuluşu, akıldan ve emekten yana olanlar için büyük bir kazanç olacaktır. Öncelikle
insanlık direnişle , bir halkın emperyalizmi yenebileceğini görmüş olacak ve bu çerçevede
emperyalizme başkaldırı sürecinde işaret fişeği olacaktır.Filistin ne Araptır, Ne islamdır, ne
hristiyandır ne de Ortadoğudur. Filistin insanlıktır. Filistinin yanında olmak demek, İsrail zulmüne
karşı olmak demek n insn olmak ve insan kalmak demektir.
Empereyalizmim naşası olan İsrail Filistini terörist olmakla suçlamaktadır. Peki İsrailin kendisi
nedir?kurulmadan önce Haganah kimin terör örgütü idi? Kurulduktan sonra Golan Tepelerini işgal
eden , bölgedeki her dişi geçtiği ülke ve topluluğa karşı devlet terörü uygulayan, BM lerin
kınamasını, yaptırımlarını en büyük destekçisi Amerikanın desteğiyle umursamayan
kimdir?Hamile kadınların doğumuna izin vermeyen, çcukların üzerine bile tanklarla giden, uçak ve
helikopterlerin aracılığıyla fosfor bombalarını silahsız toplulukların üzerine atan, İnsan hakları
aktivisti Rachel Kore yi buldozerlerin paletleri altında hunharca katleden kimdir?Bölgedeki
cemaat ve tarikatlarla yobazlığı, çeşitli örgütlere destek vererek terörü kışkırtan hangi
ülkedir?Hastahaneleri ve ambulansları bile gözetmeden kıyım yapan kimdir?Ve dünya neden
sana sessiz kalacaktır ey emperyalizmin maşası İsrail?
Son olarak diyoruz ki insan olmak zulme karşı çıkmak ise eğer , bu gün insan olmak zulmün devlet
kimliğine bürünmüş şekli olan srail e karşı çıkmaktır. Yine insan olmak ezilenden, zulüm görmüş
olandan yana olmak ise , bu gün en çok zulüm gören ve ezilen halk Filistin halkıdır. Dolayısıyla bu
gün insan olmak demek Filistin den yana olmak demektir. Bu durumda herkesi emperyalizmin
maşası İsraile karşı çıkmaya ve Filistinin yanında olmaya çağırıyoruz.