Guernica’dan Coronaya Farkındalık

İtalyanlar balkonlarda şarkılar söylerken, bizler evde oturup,  virüsün etkilerine dair haberleri beklerken, sınırda göçmenler yeni hayatlar için umut ararken, dünya bir yere doğru gidiyor…  Çocukken izlediğim olması imkansız bilim kurgu filmlerinin birinde gibiyim.

Dünya yaşadığımız yer gezegenimiz. Bir mesajı var bize. Kulak verin sesime diyor insanoğlu kendinle savaşmayı bırak diyor. Birlik ol insan ol demeye çalışıyor.

Artık galaksiler arası savaş çıkar mı? Zamanda yolculuk için turlar var mı?  Işınlanma ile Paris’te olur muyum? Bu soruların  cevaplarının gerçek olması beni veya bir çoğumuzu şaşırtmayacaktır. Dünya üzerinde kara vebadan, su çiçeğine, koleradan tifüs salgınına kadar bir çok hastalık görüldü.  Bizi şaşırtan sadece gelişen ve değişen teknoloji ve bilimin  çaresizliği olsa gerek. Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz buna çare bulunmuyor diyoruz içimizden ( Bu arada iki öğrencim Abdullah ve Batuhan bu cümleyi size ithaf ediyorum). Küreselleşen dünya bilgiyi ve sınırları kaldırıp serbest dolaşımı tam sağlamışken, geldi ve tüm sınırları kapadı Corona, küreselleşmeye karşı olduğu belli, özünüze dönün diyor bize galiba.

Artık lafı çok uzatmadan gelecek bizi nereye götürür bilemiyorum ama geçmişte bildiğim bir hikaye ile veda ediyorum. Evde kalmak bana yaradı yazmak için daha çok vakit var. Bazen yaşanan kötü olaylar sanata vesile olabilirler. İleride  İtalyan Karantina Müziği ya da  Balkon serenatları tencere tava direnişi ezgileriyle karşılaşırsak şaşırmayacağız. Tıpkı İspanyol iç savaşını anlatan Guernica gibi.

İspanya’daki faşist yönetim şirin bir Bask kasabası olan Guernica’ya bombalar yağdırır. Katliamdan sonra hem İtalya hem de Almanya bu katliamda rol aldıklarını reddeder. Aynısını Franco da yapar. Öyleyse bu bombaları kim yağdırmıştır. Bunun ardından Almanya kanadından bir açıklama daha gelir. Asıl hedefin stratejik noktalar olan demiryolu ve Mundaca Köprüsü olduğunu söylerler.

Ama işin ilginci, 3,5 saat boyunca onlarca ölüm makinesi ve onları kullanan cellatlar köprüyü bir kere vuramamış ama tesadüfi bir şekilde hepsi pazar yerini bombalamıştır. Küçük kasaba, şirin Guernica tam 3 gün yanar. Ölü ve yaralı sayısı kasabanın nüfusunun yüzde kırkıdır, 1600 kişi ve kasabanın yüzde 70 lik bir bölümü yerle bir olmuştur. İspanya iç savaşının en acılı sahnelerinden birisidir bu ve binlerce sivil insanın ölümüyle sonuçlanır.

Picasso’nun eşsiz Guernica tablosu işte bu olayın ölümsüzleştirilmesidir. Tablo içinde bir sürü gizli imge barındırır. Yangın içinde can çekişen haykıran, ellerini açmış insanlar, masum halkın acısını simgeler. Atın sağ üst tarafında, bu vahşi sahnelere tanıklık ederek camdan içeri girmekte olan, korku dolu bir kadın figürü vardır. Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır. Boğanın, atın ve çocuk için ağlayan kadının dilleri olarak çizilmiş olan hançerler çığlıkları simgeler.

 Anti savaş ikonu olan “Guernica” günümüzdeki en önemli eserlerden biridir. Sanatın sadece görsel hazlar için değil, toplumsal olaylara bir bakış açısı olduğunun en büyük kanıtlarındandır Guernica. Renk yoksunluğu, yaşanılan acının resime yansıtılmasıdır Sanatın tek amacı insanlarda haz duygusu uyandırmak değil, farkındalık yaratmaktır da.

Katıldığı bir sergide Alman bir general Picasso’ya yaklaşır ve sorar;

”Bu tabloyu siz mi yaptınız”

Picasso’da;

”Hayır, siz yaptınız” der.   O zaman fona bir müzik gelir,  Sezen Aksu Masum Değiliz Hiçbirimiz Der…

1 Yorum

Bir cevap yazın