Kaotik Düşünceler

5 mins read

Sayın Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan’a ilk ve son mektubum.

Öncelikle nasılsınız? Sağlığınız, sıhhatiniz yerinde mi? Görüyorum ki çok yorulmuşsunuz. Balkona çıkacak haliniz bile kalmamış, duyuyorum ve üzülüyorum. Kendinizi güçlü göstermeyi lütfen bırakın artık.

Biz bu ülkenin gençleri olarak bu tahtı güzellikle bırakmanızı istiyoruz. Hangi gençlik mi? Sizin yerinize geçebilecek dürüst, ahlâklı, güzel yetişmiş, bilinçli bir gelecek var.

-Reklam-

Sayın demiştim size öyle değil mi? Bunu dememin sebebi size olan saygımdan ya da sevgimden dolayı değil. Bizim oralarda her ne olursa olsun, kim olursa olsun, kötüye dahi iyi davranılır ki iyiliği görsün. Bizler sizin gibi insanlara bile el uzatırız. Kusuruma bakmayın biraz ayrıştırıcı oldu bu söylemlerim.

Ben ah etmem. Ana değilim ki ahım kabul olsun. Fakat bu ülkede bir çok ana var. Ayrıca bu ülkede yaşananları göremeyecek kadar da kör değilim.

Geleceğiniz bizim ellerimizde.

-Reklam-

İnanın sizden daha çok önemsiyorum. Sizin de umurunuzda olmayacak bu sözler, bunu da gayet iyi biliyorum. Bizler Çanakkale ruhunu yaşatanlardanız. Savaşta bile düşmana yardım eli uzatanlardanız. Olmaması gereken bir düşmana dahi.

Kin ve nefret duygusu mevcut değildir içimde. Çünkü benim köklerimde adalet ve aydınlık vardır. Sizin gibi karanlık olamıyorum. Ayrıca söyler misiniz kim ne kadar masum ki, o taşı yerden alıp size atsın?

İyi niyetle mi başladınız bu işe başka bir niyetle mi onu Tanrı bilir. Her şey apaçık ortada aslında. Tek bir umut ışığı bile bırakmadınız, kendi geleceğinize bile.

-Reklam-

Umut bende, bizde, umut her yerde. Bir umut da köylü olabilmekte, üretmekte.

Bu arada artık siz diye hitap etmeyeceğim.

Ben köylüyüm ve sen de öyle. Özünü unutma hasta adam. Benim sana bağırmama hiç gerek yok. Diyorum ki emekli olsan Rize’ye, memleketine dönsen.

-Reklam-

Biraz Kâzım Koyuncu dinlesen. Hatta ve hatta çok dinlesen. Çayını içsen ve bir şiir yazsan kendine. “Ben ne yaptım anam?” diye.

Vallahi ben senin yerinde olsam tası tarağı toplar çeker giderdim memlekete. Çocuklarda evlenmiş zaten. Sana bir şey söyleyeyim mi? Cesaretin ve yüzün kaldıysa yap bunu. Yoksa çekip git. İmkanın varsa tabi. O da laf mı? Sendeki imkan bizdeki olmayan işte.

Anlat anlat bitmez… Tüyler bitti artık dilimizde. Şarkılarımızda nota kalmadı, sağlık hiç kalmadı. Sende de öyle. Pes artık direnme. Yazıktır, günahtır yara(d)ana ayıptır.

-Reklam-

Memleket meselelerinden, dünya meselelerinden hiç bahsetmeyeceğim bile. Gören gözler var neyse ki. Kendine inanan gençler var. Sanat kapılarımız var bilime açılan. Fikirlerimiz var. İnancını kaybetmeyen koca yürekli sesler var. Yurtta Barış (Sulh) dünyada barış (sulh) diyerek yeni nesli oluşturacak beyinlerimiz var, öğretmenlerimiz var. Fikri hür vicdanı hür memleket kokan yıldızlarımız var. Kadın-erkek, genç-yaşlı ve çocuk.

Kendi aramızda anlaşamayabiliriz. Ayrılıklar yaşayabiliriz. Şunu unutma “hasta adam” biz yeniden birleşebiliriz, tamamlarız her daim birbirimizi.

Burası benim evim, burası T.C. ve sen benim dünyamı “huzursuz” edemezsin.

-Reklam-

Recep Tayyip Erdoğan senin filmin çoktan bitti. Son demlerindeyken çayın, bir veda türküsü söyle ve usul usul yürü. Dikkat et zemin kaygan.

Geçmiş olsun.

-Reklam-

Gökçe Güney

8 Nisan 1988, Diyarbakır doğumlu. Memleketi Ordu. Samsun’da yaşamaktadır. Eğitim ve Öğretim hayatı İziir ve Merzifon’da geçmiştir. 2015 yılında AÖF Görsel-İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü, Radyo ve TV Programcılığını bitirmiştir. 2018’de İlk sinema deneyimini Beyza Çimenot’un “Tutsak” adlı filminde oyuncu olarak gerçekleştirmiştir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.