Kabahatin Çoğu Sende Kardeşim

“Yeri soframızda öküzümüzden sonra gelen” kadınlarımız içinde bulundukları bu durumu neredeyse kabullenmişlik içerisinde. Bu durumdan kurtuluş için yeterli çabayı göstermemekteler. Kendilerini, çağdaş olduğu düşünülen dünyadan çok önce erkeklerle eşit haklara kavuşturan, “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Diyen Atatürk’ün yolundan değil de, nereden ve nasıl bir eğitim aldığı belli olmayan zihni de sakalları da,vicdanları da kirlilerin peşinden gitmelerine bir anlam verebiliyor musunuz?

“Cennet anaların ayakları altındadır” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Günümüzde din adamı değil de dinden geçinen adamların etkisi altında kalarak yaşamlarını sürdürmek için susan kadınlarımızın sayısı azımsanamayacak kadar fazladır.

Bu durum, fırsat buldukça kadınları ayaklar altına almak isteyen cani düşüncedekilere fırsat vermektedir.

  “Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”

Memleketimizde sadece kadınlar değil, erkeklerimiz de yeterince eğitilmiş sayılmaz.

Kimi zaman kızların eğitimine babalarının da katılıp, çağın bilimlerini öğretmeye çalıştıkları dikkati çeker.

Eskiden evlilikler beşik kertmesiyle başlar, ölünce biterdi. Şimdi elektrik alınca başlıyor, faturalar ödenmeyince veya sigorta atınca bitiyor.

Sadece o kadar mı?

Bitiyor görünse de; tek sorumlu kadınmış gibi, bazen de hayatı kararıyor. Birlikte yaşadığı veya birlikte yaşamak istemediği kişi tarafından yaşamına kast ediliyor. Kadının Yaşamına canice son veriliyor.

Kadınla birlikte yaşamak isteyen kişiyi de bir anne doğurup, yetiştirmiş.

Yemek pişirmekte gösterdiği özeni, daha kundakta iken çocuğunu eğitmeye, kısaca yontmaya başlarsa yetişkin birey olduğu zaman karşımıza birer kütük, birer moloz veya öküzün farklı versiyonu olarak çıkmazlar.  

Yüz yıllarca çeşitli hayvan türlerini eğitebilen insanoğlu, kendi soyundan bir yaratığı eğitip kendi cinsine düzgün davranabilen bir yaratık haline neden getiremez?

Bu o kadar da zor bir şey midir?

Biraz da kabahat bizi yönetenlerde değil mi?

Avrupalı yüz elli yılı aşkın zamandır köpekleri eğiten okullar açıp, onları eğitirken; biz 21. yüzyılda henüz insanları yeterince eğitebileceğimiz okulları açamadık.

 O okullarda ders veren öğretmenleri çağın gereklerine göre yetiştirebilmiş değiliz.

Elimizdeki kaynakları öncelikli olarak eğitim için neden kullanmıyoruz.

 Elimizde imkan mı yok?

 Neden olmasın?

On liralık bir pusulanın halledeceği kıbleyi bulma işi için kıble tespit uzmanı görevlendirebilen hükümet, insanların eğitimi için para bulamaz mı?

Bulmak istemediği için olmalı…

 İtibardan tasarruf etmeyen hükümet, eğitimden de tasarruf etmemeli.

Geleceğe yatırım olan eğitime de gerekli önemi vermeli.

Demek ki hükümetin önceliği eğitim değildir.

 Prof. bozuntusu birinin dediği gibi eğitilmiş insanlar değil, cahil insanlar iktidarlarının sürmesi için gerekli. Eğitimli insanları görünce onları afakanlar basıyor.

Onlara, başını emme basma tulumba gibi kullanacak, itiraz etmeyen, biat eden insanlar gerekli demek ki…

Onun için; elbisesi kirli olandan değil, düşüncesi kirli olandan korkacaksın!

Kadını çocuk doğurma makinesi olarak gören karanlık düşünceli zihniyet, kadının kendi ayakları üzerinde durmasını, çalışmasını, sokakta yürümesini, gülmesini istemiyor.

Kadının evden dışarıya çıkmasını istemiyor. 6 yaşında, 9 yaşında daha çocukken evlenilebilir cinsel obje olarak gören zihniyet, kadının gün yüzü görmesini istemiyor.

Kadını yaşatmak için önce eğitmeli, çağdaş bilgilerle donatmalı.

Huzurlu toplum kadınların huzur içinde yaşadığı toplumdur.

Kadınlar sadece senede bir gün değil, senenin her günü haklarına sahip çıkmalı.

8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun.

Halil Boz
Köşe Yazarı

Bir cevap yazın