Godot’u Bekleyenler ile Artık Ona Güle Güle Diyenler

Okuma Süresi: 3 dk.

Artık yazılarımı Samsun’dan yazmıyorum sizlere.  Yeni görevimden dolayı Isparta’dayım. Bir müddet veda ettik Samsun’a. Sanırım  fötr şapka köşemin çekim etkisi. Bu köşeyi yazmaya başladığım ilk hafta sürekli Süleyman Demirel ve şapkasını bana verdiğini görmüştüm. Evliya Çelebi’nin hikayesi misali  ak sakallı dedeye şefaat demek isterken seyahat demiş ve tüm dünyayı  dolaşmış ya, bende sanırsam fötr diyerek Isparta’yı kendime çekiverdim.(Isparta ağzına uyduğumu göstermek için fiile – verdim ekini ekliyiverdim).

Bir aydır üniversitede derslere girmeye başlayınca gençlik yıllarıma geri döndüm Yıl 1998 ve beni kazandığım bölüme ve üniveristeye bağlayacak arayışlarım vardı. İşte o arayışlar içinde kendimi OMUTİT’de buldum. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tiyatro Topluluğu kendi içerisinde devir daimi söz konusu olan üniversite içerisinde ayrı bir eğitim ve akran öğrenmesi ağı olan topluluk.. Muthiş bir heyecanla başladığım acaba oyuna beni seçerler mi diye büyük hevesle gittiğim çalışmalar sonunda büyük gün gelip çattığı an sevgili yönetmenim Şükran Koç (Alaçam)’ın yöneteceği Ferhan Şensoy’un Güle Güle Godot adlı oyununda Godotgil rolüne seçilmek ne kadar sevindirmişti beni anlatamam. O andan sonra üniversite ve bölümle bağlantım tiyatro üzerinden oldu. Daha sonraki yıllar oyunlarda oynamadım belki ama üniversite ve bölümü sevmemi sağladı şeyde tiyatro idi.

Şimdi biraz oyuna geri dönmek istedim. Oyunun ilk aslı  Godot’u beklerkendi.1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar. Her gün yinelenen bu ritüelde bellek işlevinin yerine getiremeyince de gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar. İki kahraman neyi ve niye olduğunu bilmeden Godot’u beklerken , Godot onları kurtaracaktır. Oyunun iki ana karakteri, Vladimir ve Estragon. Kısa adlarıyla Didi ve Gogo, Godot’yu beklerler. Godot gelmez. Godot’yu beklerken, Didi ve Gogo arasında zekice olmayan, sıradan, gereksiz ve saçma olarak nitelendirilebilecek konuşmalar geçer ama bu konuşmalar asla anlamsız değildir. Beckett, Didi ve Gogo arasında geçen saçma konuşmaların arkasında saklanmış, okuyucuya ileti göndermeye ve onların hayatın gerçekte ne olduğunu anlamalarına yardım etmeye çalışmaktadır. Gerçek hayatın saçmalıklarının sahneye konmasıdır “Godot’yu Beklerken”. Bireyin birilerine bağlı olma ve sürekli birilerini bekleme arzusunun absürdlüğünü anlatır. “Godot’ya mı? Godot’ya mı bağlıyız? Ne aptalca bir düşünce bu! Söz konusu bile olamaz! (Bir an) Şimdilik.” (Beckett, 25)

Ferhan Şensoy’un Güle Güle Godot’u ise bu bekleyişleri eleştirerek yeni karakterler ile Güle Güle demiştir Godot’a. İşte o karakterlerden biri Godot’un yaverleri Godotgileri canlandırığımda aslında sadece kendimi değil hayata yeni başlayan benide tanımaya başlıyordum.  Oyun 4 defa sahnelendi. Hatta Adana’a turnesine bile gittik. Velasıl yazacak çok şeyim var oyuna dair ve oyunculara dair ama nerden başlayacağımı bilemedim. Hayatında oyun olduğunu ve bir gün son bulduğunu göstereceği için Özgeyi yazmak istedim önce, bir gün bize veda edişini sosyal medyada gördüğüm gün Godot bitmiş ve  güle güle demişti hayata tüm enerjisi ve heyecanla sonuna kadar takip etmiş ve oyunun her anında yönetmen asistanlığını yapmıştı. Bir çok isim var oyunda saymak istediğim belki ama yazmadıklarım kızmasınlar ne olur bana. Durun Delinmez değildir dağlar repliği ilen biten oyunun son repliği söyleyen İbrahim Halil Çerçi’yi anmadan geçemiyorum. O cümle yıllar sonra bana şunu gösterdi yapamazsın, edemezsin diyenlere kulak asma, senin inan dağlarda delinir suda gelir.

Godot birilerinin bizi kurtarmasını beklemek ve harekete geçmemekti belki bir gün gelirde kurtarır bizi demişti Beckett, Ferhan Şensoy beklemeyin dedi Godot’u harekete geçin belki Godot sizsiniz haberiniz yok. Hala Godot’u bekleyen bir çok arkadaşlarım var onlar kendilerini biliyorlar, boşuna beklemeyin oyunda dahi gelmedi GODOT , gerçektede gelmez.  20 yıl sonra bu oyunda oynayanın ben olduğuma bile inanması zorken, gençliğimede artık güle güle demişim daha iyi anlıyorum.

Güle Güle Godot… Güle Güle Samsun…

Yanıtla

Your email address will not be published.