CHP Kurultayının Zübükleri

Okuma Süresi: 4 dk.

CHP 36. Kurultayını yaptı. Türkiye demokrasisinin geldiği en son noktayı bir kez daha görmemizi sağladı.

Herkes tek adayla seçime giderken bizde 4 aday adayı çıkmış demokrasi şöleni oluşacak algısı yaygınlaşmıştı.

Öncelikle aday adaylığını açıklayan dört adayı da amasız fakatsız kutlamak gerek çünkü iddia ortaya koymak bir iddia ile aday adayı olmak medeni cesaret işi. Hepsini kutluyorum.

Dört aday adaylığını açıklayınca bazı gerçekler de ortaya çıkmaya başladı. Aday adayları seviyesizce eleştirildiler kendileri iddia ortaya koyamayanlar tarafından.  Oysa bu aday adaylarının parti içinde az yada çok  karşılıkları vardı. Saldırılanlar bu kişilerden çok savundukları  ve temsil ettikleri düşünceler oldu partililerimize yakışmadı.

Kurultay bize ayna tuttu. Yıllardır eleştirdiğimiz delege ağalığı sisteminin yanlışlığı üzeri örtülemez bir şekilde ortaya çıktı.

Kimlerin nasıl delege oldukları da ortaya çıktı. 790 oyla yeniden genel başkan seçilen Kılıçdaroğlu’nun 1083 delege tarafından aday gösterildiği düşünüldüğünde Kılıçdaroğlu’nun genel başkan adaylığı için imza veren 293 delege sandık başında tercihini  değiştirmiş Zübüklük yapmıştır. Bu durum delege sisteminin ne kadar sakat bir sistem olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Sistem kötü de iradelerine sahip çıkamayan brütüsler iyimi.  Genel Başkana adaylık için imza veren 293 kişinin ne kadar karaktersiz, ne kadar iki yüzlü ve ne kadar kifayetsiz olduklarını göstermiyor mu.

Ahlak “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” demiyor mu?

Siyaset taraf olma sanatıdır. Net olma sanatıdır. Hele iki adaya da imza veren zübükler siyasetin kirli yüzleridir. Baskıya dayanamadık martavalı kimseyi kandırmasın. Baskıya dayanamayanlar delege olmak için her türlü madrabazlığı yapmayacak o zaman. Evinde oturacak.

Parti Meclisi seçimi de bize ayna tutan bir sonuç çıkardı. 160 delegemiz oy kullanmayı beceremeycek kadar beceriksiz çıktı ve oyları geçersiz sayıldı.

52 kişiyi işaretleyemeyecek kadar beceriksiz delegelerimiz var ne acı.

Acilen tüzük kongresi yapılmalı, Aktif ve pasif üyelikler getirilmeli, üyelerin seçtiği bir genel başkanın sinerjisi bu topluma kazandırılmalıdır. Aidatını ödemeyenler, başka partiye oy veren üyeler, Delege seçimleri dışında ortalarda gözükmeyen zübüklerden biran önce bu parti kendini kurtarmalıdır.

Genel başkan seçilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünü ilk adım olarak tanımlaması daha büyük adımların geleceğinin bir işareti sayılabileceği gibi büyük bir taahhüt aynı zamanda. Beni umutlandıran bir cümle takipçisi olacağım.

Genel Başkan parti örgütünün örgütlenmesini acilen gündemine almalıdır. Örgütlü güç iktidar yolunu açacaktır. Muharrem İnce taraftarlarının sinerjisi biran önce parti sinerjisine dönüştürülmelidir. Aday adayı olan birikimli ve deneyimli arkadaşlarımızın ne söylediği ve neden söylediği incelenmeli ve doğru tesbitleri  yaşama geçirilmelidir. Kazanan partimiz olacaktır.

Kazanan onarmak ve örgütü toparlamak zorundadır.  %51 i oluşturmaya parti içinden başlanmalıdır. “Tıpış tıpış” oy verecekler anlayışının başarı getirmediği yaşanan deneyimlerden anlaşılmış olması gerekir.

“Ekmelettin Vakası” partinin bir kere daha kaldırabileceği bir durum değildir. Muharrem İnce’nin üyeler ve üye olmayan ama oy kullanmak isteyen herkesin katılımı ile bir ön seçim önerisi kabul edilmelidir. Bu ön seçime gerekirse “hayır” bloku bileşenleri de aday vermeli oy kullanmalıdır.

Muharrem İnce’nin CHP Genel Başkanı Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamalıdır söylemi çok tehlikeli ve “hayır” blokuna ihanet anlamı taşımaktadır. Biz ülkeyi cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetmek için değil parlamenter sistemi yeniden kurmak için   aday çıkaracağız.

Bu sözü veren herkese koşulsuz oy veririm, ben cumhurbaşkanı seçilince Tayyipten daha iyi yönetirim diyen hiç kimseye “bu benim partimin genel başkanı da olsa” oy vermem. Ortak nokta parlamenter sistemin yeniden kurulması ve parlamenter rejimin güçlendirilmesidir. Bu konunun dışındaki her şey lafi güzaftır ve hayır blokunun bir arada durmasına engeldir.

Sonuç olarak genel başkanın çok çalışmasını değil çok çalıştırmasını arzuluyorum. Örgütün önüne iş koyabilecek ve iş üzerinden siyaset yapabilecek bir yönetim kadrosu seçmesi en büyük dileğim.

Tel tel dökülen, kifayetsiz örgütlerle büyük başarı zor gelir.

Faşizmi devirmek ve daha özgür bir ülke yaratmak Mustafa Kemal’in askerlerinin görevidir.

Mustafa Kemal’in yoldaşı olmak bunu gerektirir.

Biz başarabiliriz ve biz başaracağız..

Cumhuriyet yaşayacak AKP yıkılacak bundan başka seçenek yoktur ve olamaz.

Seçilen yoldaşlarımıza başarılar diliyorum

Yolumuz açık olsun.

Yanıtla

Your email address will not be published.