Aralık’ta Kalan: İnsan ve Hak

Bazı gerçekler vardır.

insanın onları değiştirebilmesi için para pul, yasa, güç yetmez.

 İmkansızı başarabilmek … 

İşte o olmayacak duaya amin demektir.

İnsan haklarından biri, her insan eşit doğar.

İnsan kendi dilini, dinini, irkını, cinsiyetini anne ve babasını kendisi belirleyemez.

Her insanın yaşama hakkı vardır.

Şayet ülkede madenlere göz koyanlar varsa o hakkını kullanabilmek …

 Ama gücü elinde bulunduranların izin verdiği süre kadar yaşayabilirler.

Her insanın özgürlük hakkı vardır.

 Yasaları yazıp, uygulayanların izin verdiği ölçüde bu haklarını kullanabilirler.

Her insanın eğitim, öğrenim hakkı vardır.

Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkına öncelikle haizdirler.

Koltukta oturanların izin verdiği, yönlendirdiği, kayıt için zorunlu kıldığı okullarda okumak zorunda bırakılmalarını görmezden gelirsek.

Her insan yasalar önünde eşittir…

Koltukta oturanlarla bağlantısı olanların daha da eşit olduklarını uygulamalı olarak görmekteyiz.

Herkes, topluluğun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak hakkı vardır.

Bu hakkı kullanmak ancak;

Etkili ve yetkililerin sanatın içine tüküremediği zamanlarda mümkün olabilir.

Herkes, İlim sahasındaki ilerleyişe iştirak etmek ve bundan faydalanmak hakkına haizdir. Koltuklarda oturanlar bunu sadece Kur’an okumak olarak algılamazsa…

Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, ücretli tatillere hakkı vardır.

Bunun gerçekleşmesi için şahsın çok maharetli olması, Merhum Turgut Özal’ın dediği gibi; işini bilen biri olması ve de milli damat Reza Zarrap’tan kutu kutu yan ödeme almasıyla mümkün olabilir.

Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır.

Bu konuda en kısa ve net sözü Uganda eski devlet başkanı İdi Amin açıklar. der ki; “herkes düşündüğünü açıklayabilir. Sonrasına garanti veremem.”

Dünyanın farklı ülkelerindeki yöneticiler de bu sözün uygulayıcısı olmak için sabırsızlanır.

Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye,

adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya,

hiçbir fark gözetilmeksizin,

eşit iş karşılığında eşit ücret hakkına ve menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır…

Yaşayarak öğrendiğimiz; bu hakkın uygulanabilmesi için aile büyüklerinin ya iktidarda, ya da iktidardakilerin koltuklarının altında olması gerektiğini hepimiz çevremizden görüyoruz.

Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olmak hakkına haizdir ve hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden mahrum edilemez.

Tabi ki ilk öncelik yaşama hakkını temin için geçinecek kadar parayı sağlamak ve beslenebilmek…  

Asgari ücretten artan olursa biriktirip, mal mülk sahibi olabilmek…

Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.

 Kişi, Mafya tarafından tehdit edilince de can, mal ve hürriyetini korumakla görevlilerin üç maymunu oynamak hakkını çok profesyonelce uyguladıklarını görebiliriz.

Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayri insani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz…

Bu konuda İktidar koltuğunda oturanı kızdırdığınız zaman ağzına gelenleri saymasını engelleyecek yasalar henüz yazılmadı.

Kanun önünde herkes eşittir.

Eğer bu doğru ise atalarımız “zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır.” boşuna demiş olmalılar.

Çin atasözü: Sanıkların ikisi de zenginse hakim istifa eder Biri zengin diğeri fakirse zengin kazanır İkisi de fakirse adalet yerini bulur.

Evet 10 Aralık İnsan Hakları günü…

Aklıma gelen deli bir soru;

 insan Hakkı mı? Hakkı insan mı?

Ama görünen o ki duruma Irak’tan bakarsak,

Her yerde sonuç aynıdır…

Değişmez…

CONİLER insan değil!

Halil Boz
Köşe Yazarı

Bir cevap yazın