Samsun Umut ailesi olarak bu hafta, toplumun en çok merak ettiği ve zaman zaman endişe duyduğu bir konuyu, madencilik sektörünün içinden bir isime sorduk. Maden Mühendisi ve Üretim Müdürü Ercan Çağlar ile altın madenciliğinin perde arkasını konuştuk. Özellikle “siyanürle altın arama” efsanesinden üretim süreçlerine, çevresel risklerden güvenlik önlemlerine kadar, bilgi kirliliğinin önüne geçecek teknik ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Ercan Çağlar’ın açıklamalarıyla madencilik dünyasına bilimsel bir bakış, sizlerle.

– Samsun Umut okurları için sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Eğitim hayatınız ve madencilik sektöründeki kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?
Merhabalar, ben Ercan Çağlar. 1981 Ankara doğumluyum. Karadeniz Teknik Üniversitesi, Maden Mühendisliği bölümünden mezunum. Meslek hayatıma Erzincan’da bir demir madeninde başladıktan sonra, Giresun Şebinkarahisar’da kurşun – çinko zenginleştirme tesisinde devam ettim. 1 yıl sonra aynı şirketin Ordu Kabadüz’deki fabrikasında tesis sorumlusu olarak görevlendirildim ve şu anda Gümüşhane’de bir altın- çinko zenginleştirme tesisinde üretim müdürü olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.
– Kamuoyunda sıkça tartışılan ve yanlış bilinen bir konuya değinelim: Altın madeni arama süreçleri. Halk arasında yaygın olan “siyanürle altın aranıyor” algısı doğru mu? Altın madeni sahada nasıl tespit edilir?
Kamuoyundaki siyanür hassasiyetine katılmakla birlikte, siyanür ve altın madenciliği hakkında toplum genelindeki korkuların, bilginin önüne geçtiğini görmek üzücü. Altın cevheri de diğer madenler gibi jeolojik ve jeofiziksel yöntemler yardımıyla aranır. Siyanür, altın madenlerinin ne aranmasında ne de çıkartılmasında değil, üretim proseslerinde kullanılır.
– Peki arama ve kazı aşamasında kullanılmıyorsa, siyanürün üretim sürecindeki asıl fonksiyonu nedir? Bu kimyasal, madencilikte tam olarak nerede ve hangi amaçla devreye giriyor?
Maden yatağındaki altın taneleri eğer yeterince iri boyutlarda ise mekanik yöntemler uygulanabilir, ancak günümüzde maalesef bu tarzda yataklar yok denecek kadar azdır. Endüstriyel ölçekte üretim yapılan maden yataklarında altın tanecikleri gözle görülemeyecek kadar küçük, mikron boyutlarındadır. Bu derece küçük altın zerreciklerini ekonomik değeri olmayan ancak bir arada bulundukları kayaçlardan ayırmak amacıyla dünya genelinde yaklaşık 150 yıldır siyanür yöntemi kullanılmaktadır. Seyreltik sodyum siyanür solisyonu, altını sıvılaştırmak suretiyle cevherden ayırma amaçlı kullanılır.
– Siyanürün toksik yapısı biliniyor. Bu maddenin çevreye ve insan sağlığına potansiyel zararları nelerdir? Modern tesislerde bu risklerin önüne geçmek mümkün müdür?
Siyanür doğal veya insan ürünü olarak hazırlanabilen, karbon ve azot atomlarının üçlü bağ yapmasıyla oluşan, yüksek toksisiteye (zehirlilik) sahip kimyasal maddedir. Doğal yollardan badem, soya, ıspanak vs gibi bitkilerde siyanür bileşikleri oluşur, fakat düşük konsantrasyonda olduğu için olumsuz etkileri görülmez. Yüksek konsantrasyonda insanlara, hayvanlara ve sudaki yaşama karşı zararlıdır. Solunum, cilt veya ağız yoluyla vücuda giren yüksek dozdaki siyanür ölümcüldür. Deri yoluyla yüksek dozda siyanüre maruz kalan kişide hipoksiya oluşur. Bununla birlikte kanserojen etkisi olduğu yönünde bir bulgu yoktur ve besin zincirinde birikip büyümez.
Siyanür yönteminin uygulandığı tesislerde ortamın pH’ı, siyanür iyonlarının zehirli siyanür gazı oluşturmasını engellemek için kireç vb alkali ilavesiyle yüksek tutulması gerekmektedir. Siyanürden kaynaklı en büyük çevresel tehdit yüzey sularına karışma ihtimalinden kaynaklıdır. Bu nedenle maden şantiyelerinde su yönetimi ve su izleme çok önemlidir. Altın üreticileri güvenlik, çevre ve ekonomik sebeplerden dolayı siyanür tüketimini olabildiğince düşük tutma gayreti içinde olsalar da, ek olarak neredeyse tüm devletler de konuya ilişkin kısıtlamalar ve kurallar uygulamaktadır.
Siyanürün zehirli olduğu, kontrol edilemez olduğu anlamına gelmez ve her kimyasal için en önemli faktörün dozaj olduğu unutulmamalıdır. Uygun yöntemle siyanür zehirli etkisine rağmen çevreye zarar vermeden kullanılabilir ve detokslanabilir. Gerekli önlemlerin alınması, sistemin dizaynı ve işleyiş aşamalarında uzman mühendislerin bulunması durumunda insan sağlığına ve doğaya zarar vermeden, çağdaş anlamda madencilik faaliyetleri yürütülüp, ülke ekonomisine büyük katkılar sağlanabilir.

– Siyanür sadece madencilik sektörüne özgü bir kimyasal mı? Endüstriyel hayatta başka kullanım alanları da var mı?
Elbette, siyanür bileşikleri madencilik dışında zirai ilaç yapımı, metal kaplamacılık, kuyumculuk, dericilik, fotoğrafçılık, kozmetik, plastik gibi sanayinin birçok farklı alanında kullanılır. Hatta endüstriyel olarak üretilen siyanürün yaklaşık %20’sinin madencilikte kullanıldığını söyleyebiliriz.
– Teknoloji gelişiyor; altın madenciliğinde siyanüre alternatif olabilecek, daha zararsız veya farklı yöntemler mevcut mu?
Siyanür ile altın taneciklerini çözeltiye alma yöntemi günümüzde altın madenciliği için kullanışlı ve güvenilir bir yöntem olsa da madencilik endüstrisi, altın ekstraksiyonunun ekolojik etkilerini azaltmak için alternatifler aramaya veya kullanılan siyanürü daha etkin yönetmek için farklı metotlar geliştirmeye devam ediyor. Bununla birlikte bilinen farklı yöntemler var elbette. Gravite yöntemleri alternatif gibi görünüyor olsa da uygulanabilecek çok az sayıda maden ocağı var, birlikte bulunduğu minerallerin yoğunlukları yakın olursa ayrım yapılamaz ve atık oranı yüksek olur. Diğer alternatifler olarak kral suyu, klorür yöntemi, tiyosülfat ve civa gibi metotlarla altın eldesi yapılabilse de mevcut teknoloji ile endüstriyel ölçekli bir üretim yoktur, kaldı ki çevreye ve sağlığa daha fazla zarar verme ihtimali de söz konusudur.
Her konuda daha bilimsel, daha duyarlı ve çağdaş üretim yöntemleri geliştirme anlayışında olan bir sanayi ve tepki göstermeden önce araştırıp, bilgi sahibi olmayı tercih eden bir toplum oluşturma ümidiyle… Teşekkür ederim.