Ziraat Odası Ne İş Yapar? – 2

Bir önceki yazıda Pazar Ziraat Odası’na bir dilekçe ile başvurmuş, 3 soru sormuştum. Dilekçenin yanıtı geldiği zaman sizinle paylaşacağıma söz vermiştim. Dilekçe gelen yanıtı aşağıda olduğu şekliyse sizlerle paylaşıyorum. Okuduğunuzda işin vahametini daha iyi anlayacaksınız.

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın: Ziraat Odası Ne İş Yapar?

3 Eylül 2020 tarihli dilekçemizde 3 soru sormuştuk:

  • 13 Ağustos’ta parasını yatırdığınız gübreyi ne zaman ve nasıl teslim edeceksiniz?
  • Dağıtımda bir çok üretici sıkıntı yaşamakta dağıtım planınız nedir?
  • Araç kiralamadan kaynaklı masrafımın tanzim edilmesini talep ediyorum.

Ben iyi niyetli olarak verilecek yanıtta “Bir yanlışlık oldu, bir daha olmaması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz” diyerek sorunu çözme konusunda bir adım atılmasını beklerken -ki olması gereken buydu- “Dilekçe sahibi İsmail Tutoğlu sanal medyada adınıza alınan fiş ile ilgili olarak malı teslim alamadığını ve ziraat odamızı ve yöneticilerimizi ve ilçemizdeki geri kalmışlığı konu ederek bizlere yersiz ithamda bulunmuştur.” sözleriyle dilekçe vereni suçlama yoluna gidilmiştir.

Bu yersiz ithamlar nelerdir? Bu yersiz ithamlarla ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz diye sormak isterim.

Şecaat arz ederken sirkatini söylemek diye bir deyim vardır halk arasında. Verilen yanıt da bunun en güzel örneği. Gübreyi teslim alamadığımızı söylememizi yersiz itham olarak niteleyen yazının bir önceki paragrafında “Sizin gübre alamayışınız da gelen aracın o günkü talebe yetmeyişi ve o gün gübre almaya gelenlerin fazla olması sizin bir sonraki araca kalmanıza sebep olmuştur. ” denilerek sirkati söylenmiştir.

“Gübreyi alamadığınız o günden sonra adınıza harekete eden İsmail beyi ve şahsınız odamızca birkaç kez aranarak gübrenizin depo da muhafaza edildiği, gelip almanız istenmesine rağmen müsait olamadığınız için almadığınız görülmüştür.” sözleriyle gelen yazıda gübreyi alamayışımızın sebebi olarak sizi birkaç kez aradık, almadınız demeye getiriliyor.

Evet aradınız. 18 Eylül 2020 günü de, gelmeden bir gün önce arayın, gelin alın dediniz.

13 Ağustos 2020 – 18 Eylül 2020 gübre daha teslim edilmemiş, el insaf.

21 Eylül’de gübreyi teslim aldık sorun çözüldü mü? Hayır! Bizim çabamız sadece bizim sorunumuz çözülsün diye değil ki.

Zurnanın zırt dediği yer ise dağıtım planınız nedir sorusuna verilen yanıt. Yanıt aynen şöyle:

“Gübre genelde depoya mal indirildikten sonra ilk gelen kişiden başlanmak üzere sıra ile mallar teslim edilmektedir. Bazen de depo da mal yokken gelen araç üzerinden yine ilk gelen arkadaşlarca sıra listesi yapılarak gelen gübreler sıra ile dağıtılmaktadır. Bazen gelen gübre az olursa sıradaki çiftçilerimiz bir sonra ki gelen arabaya kalmaktadır.”

Ne ala memleket değil mi? Bilal’e anlatır gibi bir örnekle anlatayım…

“Gel gübreyi al” diyecekler, siz de sabah erkenden kalkıp, araç kiralayıp parasını ödediğiniz gübreyi almak için köyden ilçeye ineceksiniz. Dağıtım yerine gelince “sıra çok, sana kalmadı” diyecekler, geri döneceksiniz ve kiraladığınız aracın parasını ödeyecek, bir sonraki arabayı bekleyeceksiniz. Ekonomik kaybın yanı sıra zaman ve işgücü kaybı ve stres de cabası.

Bir sonraki arabanın geldiğini haber alacak, apar topar tarladaki işi bırakıp dağıtım yerine geleceksin, “Oh be önümde 3 kişi var, bu sefer gübreyi alacağım Allah’ın izniyle” diye düşünürken, önündeki biri 10 diğeri 10 ton alacak ve 20 tonluk gübre arabasında gübre kalmayacak. Ve siz yine köyünüze döneceksiniz. Ekonomik kaybın yanı sıra zaman ve işgücü kaybı ve stres de cabası.

Daha sonra üçüncü kez aracın geldiğini duyacak ve dağıtım alanına gideceksiniz. Arabayı köye gönderdik, toplu olarak oraya boşaltacaklar diyecekler, siz yine kös kös köyünüze döneceksiniz. Ekonomik kaybın yanı sıra zaman ve işgücü kaybı ve stres de cabası.

Şansınız varsa parasını peşin ödediğiniz gübreyi alacaksınız. Artık 10 günde mi alırsınız, bir aydı mı ya da bir yılda mı, o tamamen şansa kalmış. Kaç kere araç tuttuğunuz, parasını ödediğini önemli değil. “Biz böyle dağıtıyoruz” diyorlar. Yazıda verilen yanıt, buyur buradan yak cinsinden: “Gelip de gübre alamayıp dönenlere ödenen bir nakliye fonumuz mevcut değildir.”

Sonuç olarak sorun devam ediyor. Bir üst yazıyla durumu Ziraat Odaları Birliği’ne ileteceğim. Oradan gelecek yanıtı da sizlerle paylaşacağım. Birlikten gelen yanıta göre de bir yol haritası çizeceğim. Mesela bu konuda Tüketici Hakları Derneği bu konuda ne görüş belirtecek, CİMER ve en son yargı yolu olmak üzere tüm yolları deneyeceğim ve bu sorun çözülecek.

Benim asıl merak ettiğim, tüm bunlar yaşanırken ilçedeki siyasi partilerin bu konu hakkındaki düşünceleri ve tutumları ne olacak? İktidar partisinin olaya nasıl baktığı ve muhalefet partilerinin halkın bu sorunlarının çözümüne sahip çıkıp çıkmadıkları da onlar için turnusol kağıdı özelliği gösterecek.

Peki bu konudan habersiz bir basın olması mümkün mü? Peki bu sorun neden gündem yapılmaz? Ziraat Odası’na üye çiftçi kardeşlerim bu yaşadıkları sorunu neden dilekçeye döküp hak aramazlar?

Tüm bu soruların yanıtları aranacak, süreci izlemeye devam edeceğiz.

Not: Pazar Ziraat Odası tarafından verilen cevaplar – anlatım bozuklukları ve cümle düşüklükleri dahil- hiç değiştirilmeden yazılmıştır.

Pazar Ziraat Odası

İsmail Tutoğlu
1963 yılında Rize ili Pazar ilçesinde dünyaya geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesinden 1986 yılında Tarih öğretmeni olarak mezun oldu. Son olarak Samsun İlkadım Ondokuz Mayıs Lisesinde Tarih Öğretmeni olarak çalışmaktaydı. Evli ve üç çocuk babası. Eylül ve Deniz adında iki torun sahibi. Eğitim-İş Samsun Şube Başkanlığı ve Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu.

Bir cevap yazın