Baba Denince…

4 mins read

Bu güne kadar hep “devlet baba” söylemleriyle büyüdük.

Bu da çok eski kuşaktan olduğumuzu belli ediyor.

“Baba “ diye gördüğümüz devlet;

-Reklam-

 Yarım asırdan beri onu yönetenler tarafından ezilmiş,

Horlanmış,

Kolu, bacağı budanmış.

-Reklam-

Babalık yapacak durumdan uzaklaştırılması için üzerine nasıl çullanıldığını görüyoruz.

Baba dediğimiz devletin varlıkları,

Elde avuçta ne varsa “Batan geminin malları” dercesine

-Reklam-

Besleme evlatlar tarafından “babalar gibi satarız” denilerek haraç mezat satıldı.

Bazen de;

“Ben sizin babanızım. Ben ne dersem o olur” gibisinden uygulamaları da gördük yaşadık.

-Reklam-

Halkına babalık yapsın diye seçilerek başa getirilenler, yeterince oy alamadıkları ili ilçe, ilçeyi de öfkelerini yenemeyerek köy durumuna çevirdiklerini de gördük.

Korona salgınında da gördük ki;

 “Devlet baba” uyduruk bir maskeyi bile dağıtımda aciz hale düşürülmüş.

-Reklam-

Vatandaşa yardım etmesi gerekirken, SMS yoluyla her hafta yardım ister duruma getirildiğini gördük.

Baba çocukları arasında ayırım yapamaz, yapmamalı.

Adil olduğunu çocuklarına uygulamalı olarak göstermelidir.

-Reklam-

 “Baba” adil olmak zorundadır.

Baba denince;

Öfkesini yenebilen, çocuklarının sorumluluğunu taşıyan “dağ” akla gelir.

-Reklam-

Günümüzde farklı durumlar da akla gelebiliyor.

İskele babası, liman babası, mafya babası… Ayrıntılarını sizlere bırakıyorum.

 

-Reklam-

Bir baba düşünün…

Almanya’ya işçi olarak çalışmaya gidecek.

“Gizli tutulması” tembihlemesi ile neredeyse herkesten

-Reklam-

“Gelirken sana ne getirmemi istersin?

Parasını şimdi verirsen yol parası yaparım. Yol param yok.” diyerek bir “Alamancı parası” kadar para toplayıp, yola gidiyor.

Gidiş o gidiş…

-Reklam-

İzin yok

Haber yok.

Hiç bir izi de yok

-Reklam-

Kundakta bıraktığı çocuğu büyüyüp, gücünün yettiğince babasının borçlarını ödemeye çalışıyor.

Aradan 30 yıl geçtikten sonra sınır dışı edilirken,

Gidecek yeri olmayınca eşini ve çocuklarını hatırlayıp, yuvaya dönüyor.

-Reklam-

Elde yok…

Avuçta yok…

Üstte yok…

-Reklam-

Cepte yok…

Yokluğunda evinde hem analık, hem de babalık yapan eş,

“Tek damla” katkısı ile dünyaya gelen, babanın başka hiçbir katkısını görmeyen oğlu var.

-Reklam-

Ne diyelim…

Utanma, arlanma da yok!

Bu gün, bu ekonomik şartlarda babalık;

-Reklam-

Evladının karşısında mahçup olmaktır.

Yetişememektir,

Alamamaktır,

-Reklam-

Sırat köprüsüdür.

Geçememektir.

Yüktür,

-Reklam-

Günümüzde; katkısı olan bir damla suyun zaman içinde büyüyüp, gelişmesi erkeği “baba” durumuna getirse de,  hiç bir baba üzerine yüklenen sorumluluktan kaçamaz, kaçmamalıdır.

Baba güvendir

Baba emektir

-Reklam-

Baba varsa güvendiğin dağlara kar yağmaz.

Hak edenlerin her gün babalar günüdür. Kutlu olsun!

-Reklam-

Halil Boz

Köşe Yazarı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.