4 Aralık Dünya Madenciler Günü…
Bu ülkede madencilik artık bir emek mesleği olmaktan çıkarılıp ekonomik bağımsızlığın kalbi olması gerekirken küresel şirketlere teslim edilen bir sektör hâline getirildi. Bugün madencilerimizi anıyorsak, aynı zamanda şunu da sormak zorundayız:
Bu ülkenin madenleri nasıl oldu da yabancı şirketlerin kontrolüne girdi? Bu düzene kim izin verdi? Kim yön verdi? Kim görmezden geldi?
Bugün Türkiye’nin dört bir yanı ruhsatlarla bölünmüş durumda. “Yabancı yatırım” etiketi altında bu ülkenin yeraltı serveti adım adım devrediliyor, kiralanıyor, peşkeş çekiliyor.
Atatürk “Siyasi bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıkla taçlanır.” diyordu.
Bu uyarı bugün yaşadığımız tablonun tam tarifidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında MTA, Etibank, Sümerbank gibi kurumlarla madenler stratejik birer ulusal değer olarak ele alındı. Çünkü Atatürk biliyordu: Yeraltı zenginliğini kontrol eden geleceği kontrol eder.
Bugün ise tablo tersine dönmüş durumdadır. Kendi madenini işleyemeyen, hammaddeyi çıkarıp değeri başkasına bırakan bir ülke bağımsız değildir. Bu bir kalkınma modeli değil; bir teslimiyet modelidir.
Devlet daha çok denetlemeli, madenciyi korumalı, maden gelirlerini ülke refahı için kullanmalıdır. Aksi halde olan madenciye, doğaya ve geleceğimize olacaktır.
Bu ülkenin madeni bu milletindir.
Bu düzeni kim kurduysa, gün gelecek devran dönecek halka mutlaka hesap verecektir.