Hala Horoz Dövüşü, Hala İnce Mi?

Okuma Süresi: 2 dk.

Türkiye iki aydan kısa bir süre içinde belki de tarihinin en kritik seçimine 11 ili vuran depremin ardında bıraktığı binlerce ton moloz, resmi rakamlara göre yaklaşık 50 bin can kaybı ve siyasi manevralar eşiğinde ilerliyor.

Bizler kendini bildiğinden bu yana başka bir iktidar görmemiş, siyasal islam süslü ad hominem döneminin çocuklarıyız. 20 yılda yaşananlar heybemizde. Vicdan terazimizin bir tarafı yüreğimizin derinliklerinde geri dönülemez hasarlar bırakmış belki yüzlerce olayla dolu. Ancak ilk günden bu yana o kadar canı toprağa verdik, o kadar acıyı içselleştirmek durumunda kaldık ki, belli ki modern çağın hastalığı unutkanlığa tutulduk.

Oysa kalan takatimizin son demlerini hatırlamak için kullansak, gereğinden oldukça az bir eforla bile onlarca olay sayabiliriz. Ali İsmail’i unuttuk mu? Peki ya tek dileği hastalığı için ilaç olan Dilek Özçelik’in eline tutuşturulan paraları? Henüz 9 yaşındayken hızlı tren cinayetiyle yaşamı elinden alınan Oğuz Arda Sel’i? Babasının çığlıklarını duyduğunuzda hatırlayacağınız Rabia Naz’ı? Ankara’daki tren garına gömdükleri 103 bedeni? Bitsin bu sıla hasreti dedikleri, ne istedilerse verdikleriyle daha fazlasında anlaşamayıp neden oldukları 300’den fazla kişinin ölümünü? Hrant’ı? Peki ya depremde yitenleri? Unuttuk galiba. Unuttuk çünkü bir neslin gençliğini, en güzel çağlarını mahvedenlere karşı hala birlik olamadık. Hala horoz dövüşü, hala İnce.

İnananlar için sorulmayan hesapların sorulacağı gün bir gün gelecek, peki ya inançlarını sarstıkları nesil? Pamuk ipliğiyle tutundukları hayattan temelli kopup gitmemek için son bir nefesle ha gayret diyenler? Günahı, vebali öte dünyaya bırakmak istemeyenler? Milyonlarca insan belki hiç gerçekleşmeyecek olsa bile ilk kez bu ihtimale bu kadar yakın.

Küçük fikir ayrılıklarıyla büyük resme kör olanlar sizden tek ricam, yapmayın. Yapılan her şeyin herkese kar kaldığı bir ülkede, en azından birilerine bir şeylerin kar kalmaması için bir orta yol aramanın kıymetine sahip çıkın. Ağababalarınız gibi olmayın. Biliyorum özür dilemenin, yaptığı hatayı kabul etmenin, kibar olmanın ve elinden geldiğince dürüst yaşamanın aşağılandığı, hor görüldüğü bir toplumun ektiği tohumlarda büyüyüp yeşerdiniz. Ama umutsuzluğa kapılmayın. Yalnız değilsiniz. Coğrafyası kaderi olan tüm toplumlar bunu yaşadı. Kaderinizi kendiniz çizebileceğiniz ihtimaline sıkı sıkıya tutunun.

-Reklam-

Modern çağın hastalığı unutkanlığın panzehri hafızadır. Hatırlayın. Birleşin.

Elinizdeki mührün son mührünüz olmaması için İnce hesapları, Özdağ’ları kendileri yaratanları boş verin, elinizde mührünüz ve pusulanızla kabine girdiğinizde tercihinizi insanlık onurundan yana kullanın.

Yanıtla

Your email address will not be published.