Rize Pazar Yerel Basını Sınıfta Kaldı

İsmail Tutoğlu
2 dakika

Rize’nin Pazar ilçesinde yaşanan tablo artık “haber atlama” kelimesiyle açıklanamayacak kadar nettir: Bu düpedüz sansürdür. Halkın doğru haber alma hakkına vurulmuş bir darbedir.
Atatürkçü Düşünce Derneği Pazar Şubesi’nin düzenlediği yürüyüş ve basın açıklaması ortadadır. İnsanlar sokağa çıkmış, sözünü söylemiş,Amerikan ve İsrail emperyalizmine tepkisini göstermiş yurtta ve dünyada barış diyerek Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmıştır.

Ama ne gariptir ki Pazar’daki bazı yerel basın organları bu gerçeği yok saymayı tercih etmiştir. Görmemişlerdir. Duymamışlardır. Yazmamışlardır.
Bu artık gazetecilik değildir. Bu, açıkça taraf olmaktır. Daha doğrusu; halktan değil, korkudan yana taraf olmaktır.

Yerel basın, bulunduğu toplumun aynası olmak zorundadır. Ancak Pazar’daki bazı medya organları bu aynayı bilinçli şekilde karartmayı tercih etmiştir.
Yerel basın dediğiniz şey, ilçenin nabzını tutar. Ama burada nabız tutulmuyor; bilinçli şekilde kesiliyor. Çünkü mesele haber değeri değil, mesele cesaret meselesidir. Kaleminiz varsa ama kullanamıyorsanız, o kalem gazetecilik yapmaz; sadece suskunluğu meşrulaştırır.
Sormak gerekiyor:
Neden yok saydınız?
Kimden çekindiniz?
Hangi telefonlar geldi?
Hangi baskılar sizi bu kadar görünmez kıldı?
Eğer bir yürüyüş “işinize gelmediği” için haber olmuyorsa, siz basın değil, ilan panosusunuz. Üstelik tek taraflı bir ilan panosu.
Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkan bir toplumsal duruşu karartmaya çalışmak, sadece bir kurumu değil, bu ülkenin hafızasını yok saymaktır. Bu topraklarda Mustafa Kemal Atatürk’ün adıyla yürüyen insanları görmezden gelen bir medya, kendi varlık sebebini inkâr ediyor demektir.
Daha açık söyleyelim:
Bu suskunluk masum değil.
Bu sessizlik tesadüf değil.
Bu yok sayma bilinçlidir.

Daha da vahimi, bu sessizlik bir alışkanlığa dönüşüyorsa, ortada basın değil, “seçici yayıncılık” yapan bir yapı var demektir. Bu tür bir anlayış, yerel demokrasiyi zedeler, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir ve halkın güvenini yok eder.
Gazetecilik; güçlüden yana susmak değil, gerçeği yazmaktır. Ama siz gerçeği değil, “izin verileni” yazmayı seçmişsiniz. Bu da sizi gazeteci değil, sadece metin yayımlayan birer memur haline getirir.
Unutmayın: Halk her şeyi görüyor. Kimin sustuğunu, kimin susturulduğunu, kimin de boyun eğdiğini biliyor. Ve günü geldiğinde, gerçekleri yazmayanları da tarihin dipnotuna yazıyor.

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir