Hüküm Var, Adalet Yok!

İsmail Tutoğlu
2 dakika

Türkiye’de artık mahkeme salonlarında sadece kararlar okunmuyor; aynı zamanda bir dönemin hukuk anlayışı da ilan ediliyor. Ve o ilan açık: Hüküm var… ama adalet yok.
#ÖmerFarukEminağaoğlu hakkında verilen 1 yıl 10 ay 15 günlük ceza, bir yargılamadan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu karar, hukukun nerede durduğunu değil; nereden savrulduğunu gösteriyor.

Çünkü yargı, susması gereken yerde konuşuyor; konuşması gereken yerde susuyor.
Uğur Mumcu yıllar önce uyarmıştı: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Bugün ise tablo daha ağır: Delil olmadan hüküm kuruluyor. Teknik tartışmaların yerini kanaatler, hukuki değerlendirmelerin yerini politik refleksler alıyor.
Peki soralım:
Aynı dosya, farklı kişiler için neden farklı sonuçlar doğurur?
Aynı iddia, birine suç sayılırken diğerine neden görmezden gelinir?
Bu soruların cevabı hukukta değil, siyasette aranıyorsa, orada yargıdan söz edilemez.
Orada ancak yargı görüntüsü altında bir mekanizma vardır.
Eminağaoğlu kararı da tam olarak bu mekanizmanın ürünüdür diyenlerin sayısı az değil. Çünkü toplumun önemli bir kesimi artık mahkeme kararlarına “hukuki metin” olarak değil, “siyasi sonuç belgesi” olarak bakıyor.
İşte tehlike burada başlıyor.
Bir ülkede insanlar adaletin tecelli ettiğine değil, tasarlandığına inanıyorsa, o ülkede hukuk devleti kağıt üzerinde kalmış demektir.
Bağımsız yargı, sadece hâkimlerin bağımsız olması değildir.Aynı zamanda toplumun, verilen kararlara tereddütsüz inanabilmesidir. Eğer bir karar, toplumun yarısında şüphe uyandırıyorsa, orada sadece bir dava değil, bir sistem tartışması vardır.
Ve bu sistem tartışması büyüyor.
Bugün Türkiye’de yargı, siyasetin gölgesinden çıkamadığı sürece her karar tartışmalı olmaya mahkûm. Çünkü adalet, sadece dağıtılmakla değil, görünmekle de ilgilidir.
Adalet görünmüyorsa, yok hükmündedir.
Uğur Mumcu’nun yıllar önce uyardığı gibi:
Bir kişiye yapılan haksızlık, tüm topluma yönelmiş bir tehdittir.”
Bugün mesele bir isim değildir.
Mesele, yarın kimin sırada olacağıdır.
Eğer yargı bağımsız değilse,
hiç kimse güvende değildir.
Ve eğer bir ülkede insanlar mahkeme kararlarını tartışmak zorunda kalıyorsa, orada sorun sadece hukukta değil, rejimin adalet anlayışındadır.Bağımsız yargı, kararları kimseyi ikna etmek zorunda kalmamasıdır.
Bugün ise her karar, toplumun yarısını ikna etmeye çalışıyor; diğer yarısını ise susturmaya.
Bu, güce göre şekillenen bir düzendir.
Ve unutulmamalıdır:
Adalet bir gün herkese lazım olur.
Ama o gün geldiğinde, eğer bugün bu düzen sorgulanmazsa, kimse adalet bulamayacaktır.
Çünkü…
Hüküm vardır.
Ama adalet yoktur.

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir