Soma Termik Santrali 2015’te özelleştirilerek Konya Şeker (TORKU grubu) bünyesine geçti. Ancak özelleştirme sonrası gerekli yatırımlar yapılmadı, rehabilitasyon eksik kaldı ve santral giderek verimsizleşti. Santralin borçları, kömür sevkiyatı kesintisi, santralin teşvik dışı bırakılması ve 2026’da üretim durdurulması, tam da CHP’li belediyenin göreve gelmesinden sonra hızlandı. Belediye başkanı değişikliğiyle halkın iradesine karşı siyasal iktidarın “cezalandırma” politikası izlendiği hissiyatı artıyor. Şirketin son açıklamasına göre kış sonu itibarıyla santral tamamen atıl hale getirilecek ve bu süreçte binlerce işçi ücretsiz izne çıkarıldı.
Bu arada yeraltı maden işçileri ne durumda;
Maden işçileri, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminde kahramanlık destanı yazdı. Zonguldak, Soma, Tunçbilek’ten gelen madenciler enkaz altında yüzlerce hayat kurtardı. Göçükten enkaza uzanan bu deneyim, madencilerin fedakârlığını bir kez daha gösterdi. Ancak siyasal iktidar, depremde bu fedakârlığı yapan yere göğe sığdıramadığımız maden işçilerini işsiz bırakacak enerji politikaları ile ülkemizi ithal kömüre mahkûm etti. Soma’da çalışan kömür madenleri ürettikleri kömürü santrale satmazlar ise üretime devam edemezler. Üretime devam etmeyen maden ocakları binlerce insanın işsiz kalmasına sebep olacak. O nedenle santral çok kritik bir noktada bulunuyor.
Soma kömür havzası, termik santralin çalışmamasıyla ekonomik ve sosyal olarak çökecek. Santral, ısınmanın ana kaynağı olarak kullanılıyor. Santraldeki atıl sıcak suyla bölgesel ısıtma yapılıyor, 12 bin aile bundan faydalanıyor. Üretim durursa ısınma krizi patlar, kışın donma riski doğar. Ekonomik olarak: Doğrudan 1.200 santral işçisi, dolaylı olarak 12 bin madenci işsiz kalır. Taşeron madenler durur, nakliyeciler, esnaf batar. Gençler göç eder, ilçe hayalet kasabaya döner. Peki ya Ülke ekonomisi? Yerli linyit baltalanır, ithal kömür lobisi kazanır. Döviz gider, cari açık büyür, enerji güvenliği erozyona uğrar.
Yerli kaynak varken ithalata teşvik etmek, milli servete ihanettir!
Bu tablo, AKP hükümetinin yerli madenciliği yok etme politikasının sonucudur. Özelleştirmeyle santrali peşkeş çektiler, yatırımı yapmadılar, sonra “zarar” diye kapattılar. İthal kömür lobisine selam çakarken, Soma’yı, madenciyi, havzayı sattılar. Bu, sadece bir santralin kapanması değil; yerli üretimin, istihdamın, enerji bağımsızlığının katledilmesidir. Soma’nın acısı 2014 faciasıyla bitmedi; bugün siyasi kin ve ithal kömür sevdasıyla devam ediyor. Bu utanç tablosu değişmezse, Soma havzası tarih olur.
Sözün özü Soma Termik Santrali acilen kamulaştırılmalı, gerekli iyileştirmeler yapılarak verimli bir şekilde çalışır hale getirilmelidir. Hep birlikte yerli madencilik için sesimizi yükseltelim:
İntikam değil, üretim;
Kin değil, istihdam;
İthal değil, yerli kömür!