Postmodernizm, Uçurumdan Yukarı Değil Aşağı Uçan Bir Özgürlük Güvercinidir

Postmodernizmin, “Hiçbir şey yoktur, olsa bile bilinemez, bilinse de aktarılamaz” iddiası, lunapark ışıkları altında Ortaçağı aratacak nitelikteki vahşi dönemi usulca, acımasızın lehine yeniden kurmanın lokomotifi olmuştur.

Pozitivizme çatarken asıl hedeflediği, bilimin ışığında ortak iyiyi yaratma tezine dayalı liberalizmi veya sosyalizmi çökertmektir ve bunu da onların tezini çürüterek değil toplumun adalet temelli ortak değer algılarında bütünleşmesini hedef alarak yapmıştır. İyinin kime göre neye göre değişebileceğini meşrulaştırırken aslında çok çeşitlilik arz eden bir iyi anlayışını olumlama peşinde de değildir kötünün meşrulaştırılmasına yol açma derdindedir.

Çünkü küresel sermaye gittikçe fakirleşen ötekilerle ilgili kendilerinde sorumluluk aranmasını engellemek istemektedir. Bu hedefi fark edilmeksizin yazar çizer tayfası tarafından destek görmesi ise daha kabul edilemez olanıdır.

Bana göre krizin temel noktası: Postmodernizmin neyi yıkmayı hedef aldığını ve neyi savunduğunu iyi anlamamış olmaktır. Modernizm, Ortaçağdan farklılaşan iktisadi yapı ile yeniden şekillenen yaşamı yeni ortak iyiler bularak restore etmek istemiştir. Bilimin öncülüğünde ortak iyinin peşine düşmüş olmasını demode muhafazakar bir perspektif olarak eleştiren postmodernizm esasında doğmatik inançları veya mutlakiyetçi yapıları hedefine almış değildir insanlığın kendisini hedefine almıştır.

Hayvanlıktan insanlığa geçmeyi başlatan en temel devrim, içgüdüsel refleksleri aşmış bilinçle üzerinde düşünülmüş herkese ait ortak iyi yaratım çabasıdır. Bunu, dinlerin laik bilinçlerde bıraktığı demode bir iz olarak görmenin esasında çok teolojik bir bakış açısı içerdiğini gözden kaçırmaktadırlar. İnsanlık tarihinin her daim laik olan bir bilincle şekillendiğini görülüp olanı biteni nesnel bir yaklaşımla incelemek istememektedirler, incelemelerini hep izafi bir perspektifle ve geçiciliği meşrulaştırmak üzere yapmaktadırlar.

İnsan yaşamının karşılıklı ilişki temelinde nitelikli bir yapı kazanabildiği realitesinin; yasami duzenleyen doğruların, dönemsellik arzetmesini ve dahası kendi dönemimiz için doğrular ortaya koymayı küçümsemeyi mantıksız yapacak güçte olmasından rahatsızdırlar, bunun fark edilmemesi için ellerinden geleni yapmaktalar. Çalışmalarıyla sürekli güç pompaladıkları bu geçicilik ve izafilik algılarıyla cahil insanlara inançlarını günah işleme özgürlüğü modunda yaşama kanalları açarak esasında ortada hakkında sorumluluk hissedilecek bir erdemli insan kitlesinin bulunmadığının da ispatı peşindedirler.

Elbette modernizmin aksaklıkları vardır ancak postmodernizmin savundukları yanında insanlığa vereceği zarar devede kulaktır.

İlknur Ünsal
Tarihçi, Eğitimci, Araştırmacı Yazar, Çevirmen.

Bir cevap yazın