MEB Taciz Suçu İşlemiştir

Koronavirüs salgını nedeniyle, okullar tatil edildi. Öğrencilerin eğitim ortamından kopmamaları için “uzaktan eğitim” yöntemine başvurulması gerekli görüldü.

İyi de edildi.

Uzun yıllardır, mektupla öğretim, açık öğretim… gibi uygulamalarla önemli deneyim ve birikimi olan eğitim yönetimimizin bu yeni girişimini  başaracağını umuyorduk.

Öyle olmadı.

Daha ilk gün, ilk dersler verilirken, başörtülü öğretmenlere yer verilmesi anlayışla karşılanabilirse de, ders aralarında ilahiler ve dinsel çağrışımlar yansıtan yayınlar yapılması, Milli Eğitim Temel Yasası’nın, laik, demokratik, bilimsel eğitim yapılmasını isteyen ilke ve kurallarına açık bir aykırılık oluşturmuştur.

Daha kötüsü, bir ders arasında, 27 Mayıs Devrimiyle iktidardan düşürülen ve yargılanıp idam edilen eski başbakan Adnan Menderes’in bu sürecini anlatan çizgi filmin izlettirilmesi büyük bir aymazlıktır.

Bu uygulama, haklı olarak laik, demokratik, bilimsel eğitim ilkelerini benimsemiş kamuoyundan yaygın tepki aldı. Almayı da sürdürüyor.

Ancak, tepki gösterenler, genellikle uzaktan eğitim uygulamasını yürüten görevlilerin bir “eğitim kusuru”ymuş gibi söz ediliyorlar olaydan.

Bu doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü yapılan şey tam bir ilkelliktir. Geçmişte yaşanmış, doğru ya da yanlış bir yargı kararının uygulanmasıyla gerçekleşen idamın bugün gündeme getirilmesi, hem de bir eğitim etkinliğine konu edilmesi, kin, intikam ve husumet duygularının yansımasıdır. İnsan ve toplum ilişkilerinde bu duygularla davranılması çağımızın uygar dünyasında ilkellik sayılmaktadır.

Bu ilkellikten söz ederken “eğitim” sözcüğü kullanılmamalı, kirletilmemelidir.

Çünkü, eğitim, çocuk kişiliğinin tam ve özgür geliştirilmesi etkinliğidir. Yani, olumlu bir etkinliğin kavramsal adıdır.

Bu eğitim uygulaması sırasında yapılansa, aslında bir tür “taciz” işlemidir. Çocukların kişiliklerini zedeleyici, ruh sağlıklarını bozucu bir girişimdir.

Çocuklarımızı ilkelliğe yöneltiş, kindarlık, husumet duygularıyla donatma girişimidir.

Bir bakıma “kan davası” yandaşlığına sürükleyiştir.

Hatta suçtur, suç…

Eğitim işkolu sendikaları başta olmak üzere, öteki demokratik kitle örgütleri, eğitim bilim çevreleri ve tüm çağdaş yurttaşlar bu yaşananların baş sorumlusu Bakan ile onun göz yumduğu görevlilerin derhal milli eğitim ortamından uzaklaştırılmalarını sağlayacak bir ortak tepkiyi göstermelidirler.

Milli eğitimimiz, daha geç olmadan, bu ilkelliğin ve bu kafaların elinden bir an önce kurtarılmadır.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts

Bin Yılın Ayıbı

Dün akşam bin yılın ayıbı yaşandı. Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanı Hollanda tarafından zorla sınır dışı edildi. Bin yıldır…
Oku
masses-of-people

Halk Mıdır Sorumlu Olan?

Ülkemizde, sorunlar ağırlaştıkça, çekilen acılar arttıkça, bir suç örgütüymüşcesine işgören iktidardan olağan yollardan kurtulma umudu azaldıkça, “Bu halk…
Oku