BİRİSİ HAK ARAMAK MI DEDİ…?

Okuma Süresi: 4 dk.


Anadolunun gelişmekte olan,
Eğitime aç ve güzel bir ilçesinde sosyal demokrat bir ailede,
Çocuklarını yetiştirmeye çalışan demokrat bir babanın ortanca oğlu olarak,
Her ilçede olmayan,
Her ailede bulunmayan imkanları hizmetimize sunan bir baba ve

  1. Sınıfdan terk okuma aşığı bir Anneye sahip olmanın ayrıcalığını yaşadığımı belirtmeden geçemeyeceğim.
    Kitaplara ulaşmanın aya ulaşmak kadar zorlu bir uğraş olduğu dönemde;
    Büyüklerimizin bize nasihatleri ile büyüdük.
    Hak nedir?
    Hakkını alabilmenin erdemi,
    Hakkını savunmanın kutsallığı üzerinde sayısız nasihatlerle eğitim öğrenim hayatımıza devam ederken,
    Köyümüzde, çevremizde kızını okutan ve ilkler arasında olan bir aileye sahip olmanın da gururuyla okulumuza devam ettik.
    5 numara gaz lambasının ışığında ders çalışırken sınıf atlayarak,
    Önce 7 numara gaz lambasına,
    Bir süre sonra da 14 numara gaz lambasına terfi ettiğimizde çocuk aklımızla,
    Dünyamız aydınlandı diye sanıyorduk.
    Dünyamızın aydınlanmasının yolunun lambadan geçmediğini öğrenmek, fazla zaman almadı.
    Kitap okudukça dünyamızın da değişmeye başladığını görmeye başladık.
    Günler ayları,
    Aylar da yılları kovaladı.
    Evimize pilli bir radyo geldi.
    Ana haberleri,
    Ara haberleri kaçırmaz olmuştuk.
    Derken, babamız evimize günlük gazeteler almaya başladı.
    Artık dünyadan da haberimiz olmasının yolu açılmıştı.
    Bir gün Türkiye Öğretmenler Sendikasının ( TÖS ) kurulduğu haberini dinledik.
    Artık hem Türkiye, hem de dünya olaylarıyla ilgilenmeye başlamıştık.
    Ablamın da öğretmen olması nedeniyle,
    İçimde öğretmen olma isteği de filizlenmeye başlamıştı.
    Öğretmenlerin her hareketine,
    Her yaptıklarına,
    Öğretmenlerle ilgili her habere kulak vermeye,
    Aklımın erdiğince de gidişata göre yerli, yersiz yorum yapmaya başlamıştım.
    Bir gün öğretmenlerin Hükümetten talepleri olduğu haberlerini dinlemiştik.
    Sonuç olarak Öğretmenlerin taleplerine hükümet,
    Günümüzde olduğu gibi duyarsız kalınca;
    “Öğretmen yalvarmaz,
    Öğretmen boyun eğmez,
    Öğretmen el açmaz,
    Öğretmen ders verir.”
    Diyen ( Fakir Baykurt) başkanlığında
    4 gün süren öğretmen boykotu başlatıldı.
    O güne kadar Öğretmenler sendikasına 70 bin öğretmen üye olsa da,
    Tüm Türkiye’deki öğretmenlerin 100 bini boykota katıldı.
    Sendikaya üye olmayanlar da boykota katıldı.
    Okuduğumuz okulda bize ders veren öğretmenlerin bazıları da boykota katılmasa da;
    Öğrenciler olarak aramızda toplantılar yapıp,
    Boykota katılmayan öğretmenlerin derslerini biz boykot edelim.
    Onlar da boykota katılmış olsunlar diye öğrenciler olarak karar aldık ve uyguladık.
    Bize baskı uygulamak isteyen okul yönetimi ve boykota katılmayan öğretmenleri,
    Hiç birimiz dinlemedik ve boykot süresince derslere girmedik.
    Sonuç olarak,
    Öğretmenlerimiz korktukları için boykota katılamamışlar diye düşünerek onlar adına boykotu biz yaptık.
    Bize nutuk çekmek isteyen müdürü de hiç birimiz dinlemedik.
    O zamanki çocuk aklımızla boykota katılmayan,
    Öğretmenlerin birlikte hareketinden kopan öğretmenlerimizin, gözümüzdeki değeri epeyce azalmış oldu.
    Sonradan öğrendik ki boykota katılan öğretmenlere çeşitli cezalar verildi.
    Bu arada öğretmen olan ablamın da boykota katıldığını, onun da cezadan nasiplendiğini belirteyim.
    Sonuç olarak günümüzde değişen bir şey yok.
    Affedersiniz.
    Değişen bir şey yok demişim. Olmaz olur mu?
    Eskiden her şehirde yeminlerine sadık hakimler, savcılar vardı.
    Adalet, hak, hukuk kavramları yerli yerinde duruyordu.
    Bunların yerine çağdaşlaşma belirtisi olarak, maaşımıza yeterli derecede zam yapılmasa da,hakkını arayanları açlıktan öldürmemek için olabildiğince bol bol biber gazı ile beslemeye başlanıldığı günleri görüyor, yaşıyoruz.
    Öğretmenler ne zaman hak aramaya kalksalar ilk öne şucu, bucu veya ocu diye farklı gruplara bölünüyorlar.
    Günümüzde;
    Öğretmenler Eğitim İş Sendikası öncülüğünde dayatılan haksız uygulamalara karşı duruş sergilemiştir,sergilemektedir.
    Emek,demokrasi,özgürlük ve ülkeye sahip çıkma mücadelesinin hep içinde,hep önünde olmuştur.
    Eğitim iş’in kuruluş gerekçelerinden birisi de, yetkin olmayan kadroların eline terk edilen gerici eğitim siyasetinin yarattığı yıkımı en aza indirmek, eğitim çalışanlarının içine düştüğü karamsarlıktan çıkarmaktır.
    Yaptıkları mücadele sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı’na sayısız defalar geri adım attırsa da,
    Bakanlık yine bildiğini okumaktaki ısrarına devam etmektedir.
    Yüz yıllık sendika mücadelenin ışığında TÖS ve TÖBDER‘den devralınan kültür, birikim ve cesaretiyle,
    Fakir Baykurt’un yurtseverlik ve mücadeleci ruhunun ışığında mücadeleye, öğretmenlerin haklarını savunmaya devam etmektedir.
    Gelinen bu noktada değişen bir şey yok..!
    Hükümetin eğitimi gericileştirme yolundaki ısrarı devam emekte olsa da eğitim sendikaları da mücadeleyi elden bırakmamaktadır.
    Kısacası geçmişle günümüz arasında fazlaca bir yol alınmış değil.
    Değişen, hak arayanları sindirmekte kullanılan araçların eskiyenlerinin yerine yenilerinin alınmasıdır.
    Sözün özü;
    KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA …
    YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ..!

Sonra da ayırımsız olarak gaz, cop, tazyikli su, tekme, tokatlar havada uçuşuyor.
Çağdaş uygarlığın fersah fersah gerisinde kaldığımız,
Öğretmenlere yapılan uygulamalarla,
Dünya kamuoyunun gözleri önünde sergileniyor.
Olabildiğince de dünyaya rezil oluyoruz.
Şurası hiç unutulmasın ki;
Cumhuriyetin eğitim kurumlarında,
Aydınlanma devrimlerine savaş açanlara meydan okuyacak namuslu bir soluk da mutlaka var olacaktır.
Bu da bize gösteriyor ki…
Büyük Önder’in ulusuna güzel günler gösterme hayalini asla ortada bırakmayacağız.
BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ !

1 Comment

  1. merhaba arkadaşım,
    Bugünkü ülke durumuna eğitim açısından güzel tespitler sıraladın. Bu devlet bir zamana kadar, devlet ülke yararları açısından öğretmenini ve albayını aynı kafada yetiştirdi. uzun yazmak istemiyorum gelenim bugüne. Bu hükümet de kendi siyasi ve çıkarları için albayını öğretmenini kendi kafasına göre yetiştiriyor.
    Not düşmek ve özeleştiri yapmak istiyorum; doksanlı ve 2000′ li yılların ortalarına kadar eğitim -iş sendikasını hiç bir yerlerde göremedik, yazında belirttiğiniz sloganları onlardan duyamadik.
    Gönül ister ki sol sendikalar birleşerek, Birleşe birleşe kazanacağınız. diyecekleri günler yakın olur.
    yazın için teşekkürler arkadaşım.

Yanıtla

Your email address will not be published.