Anlamazsanız, Anlamayın!

“ZORUNLU İHTİYAÇTAN FAZLASINI” diyorum. Olmaz diyor arkadaşlarım.

Yani, beslenme, barınma, giyim, sağlık, eğitim, güvenlik… sağlanacak,  gelirin ve servetin kalanı kamuya verilecek.

Yoksulların ihtiyaçtan fazlası olmayacağı için bir şey vermeleri olanaksız.

Verebilecekler zenginler.

Onlar ihtiyaç fazlasını verince, ellerinde zenginlik kalmayacağına göre, eşitleneceğiz demektir.

Eşitlik olunca, adalette gelir kaçınılmaz olarak.

Saray da, saltanat da yaşayamaz eşitliğin ve adaletin olduğu yerde.

Özgürlükleri engelleyecek güç de kalmaz.

Ne diktatörlük kalır, ne faşizm…

Şurada iyi kötü yurttaşız. Aynı ulusun bireyleriyiz.

Ben gönüllüce olsun diyorum bu iş.

Kırmadan, dökmeden…

Hazır salgın, haksız ve gereksiz servetin, acımasız sömürünün ne yararsız bir hırslılık olduğunu göstermişken…

Eşitsizlik, işsizlik ve yoksulluğun da, zengin-yoksul, genç-yaşlı, kadın-erkek, soy sop, inançlı-inançsız ayrımı yapmaksızın herkes için virüs kadar tehlikeli olduğunu ortaya koymuşken…

Üstelik, kendini en doğru inanç sahibi sayanlara anımsatayım ki, “ihtiyaçtan fazlasını verin” ilkesi, Kur’anın İnfak Suresinin bir âyetidir.

Şimdi bir düşünür müsünüz, hem sözde çok müslümansınız, bu âyetin gereğini yapmıyor, dahası, namazdan, cumadan bile vazgeçebiliyorsunuz…

Daha ķötüsü, “ihtiyaçtan fazlasını vermek” şöyle dursun, kamu kaynak ve olanaklarını yakın ve yandaşlarınızla yağmalıyor, talan ediyorsunuz. Yetim hakkı yiyorsunuz. Tarikat, cemaat, vakıf, dernek, siyasal parti ve hileyle ele geçirdiğiniz iktidar gücüyle insanları aldatıyor, sömürüyor, geleceklerini karartıyorsunuz.

Özellikle, işçi, köylü, küçük esnaf ve zanaatkâr, memur, emeklileri yıllardır yarı aç, yarı tok yaşamaya zorluyor, darbeniz, faşizminiz, diktatörlüğünüz, yasaklarınizla eziyorsunuz.

Yıllardır bu sorunları dile getiren, çözmek için mücadele eden, gençliğini, ömrünü ve hatta canını veren insanları şucu bucu diye ezdiniz.

İşkencelerde, hapislerde eziyorsunuz.

Halâ kendinizi gözden geçirip insanlığınızı anımsamayacak mısınız?

Bir silkinin. Kendinize gelin.

Zırt pırt uyarıp durmayız.

Gereğini hakettiğiniz gibi yaparız.

Ona göre.

Artık yeteeer…!

Bir çift sözüm de, “ihtiyaç fazlasını bağışlayalim. Var mısınız?” paylaşımıma tepki gösteren, arkadaşlığımdan ayrılan, hakaret bile edenlere.

Hastirin ulan…

Feyzi Coşkun
Ankara'da yaşıyor.

Bir cevap yazın