Birkaç günlük bir tatil için şu an Yunanistan toprakları olan Sakız Adasına (Chios) gittik. Gideceklere rehberlik etmek gibi bir gaflete düşmeyeceğim ama oradaki deneyimlerimi ve gözlemlerimi paylaşacağım.
Sakız adası Yunanca Chios 904 km2 lik görece büyük bir ada. Adada yaklaşık 54 bin kişi yaşıyor. Yaz aylarında turizmin artması ile birlikte nüfusun 100 bini bulduğundan bahsediliyor. Elektriğini fueloil yakıtlı termik santralden, suyunu adadaki yeraltı suyundan sağlayan kendi kendine yeten bir ada. Bu ada bizim 10-15 yıl öncemizi yaşıyor gibi evler ve oteller genellikle eski. Ama oteldeki kablosuz internet bizimkinden iyi. Mesela kaldığımız otel yığma taştan yapılan arada ahşap hatıllar atılmış, merdivenleri ahşaptan olan görece eski bir binaydı. Yeni binaları yer yer görmekle beraber çok az sayıda idi.
İzmir’den Çeşme Limanından kalkan feribot ile ulaşılıyor yaklaşık 20-25 dk da Sakız’da oluyor feribot. Tabi giriş çıkışta pasaport işlemleri yapılıyor. Sakız adasında yollar bayağı dar, ana yollar iki aracın geçeceği genişlikte olmakla birlikte mahalle aralarında tek aracın bile zorlanacağı yerler çok. Adayı kendiniz turlamak istiyorsanız araç kiralama yapılabilir ya da taksi tutabilirsiniz. Ya da tura “güney ada turu” veya “kuzey ada turunu” rehber eşliğinde otobüsle yapabiliyorsunuz. Bu arada adada döviz bürosu yok. Politika gereği turizm adası olmasını istemiyorlarmış bu nedenle bu tarz adalarda döviz bürosu yok. O nedenle yanınızda bir miktar nakit euro bulunması önemli, çoğu işyerinde kredi kartı geçerli nadiren kart hata veriyor ama tahminim yurtdışındaolduğunuz için güvenlik amaçlı bankanız engelliyor olabilir.
Farkındayım rehberlik yapmayacağım dedim ama rehber gibi anlattım artık gözlemlerime geçiyorum. Köylerde ve şehir merkezinde sokaklar çok temiz hatta sigara izmariti bile yok. Çünkü sokakta sigara içen kişiye rastlamak zor. Nadiren karşılaştığımız kişiler ise ne yazık ki bizim Türkler. Trafiktekiler yayalara karşı çok saygılı, yaya geçidine gelince araçlar mutlaka durup yayaya yol veriyor. Emniyet kemeri takmayan kimseyi görmedim. Adada motosiklet kullanımı çok fazla. Motosiklet kullanan herkesin kask taktığını gözlemledim. Suyun iki yakasını da görünce şunu net söyleyebilirim. Bizim tarafta sokakta da denizde de çöp görebiliyorsunuz ama suyun öte yüzünde ne sokakta ne denizde çöp göremiyorsunuz.
Yeme içme özellikle deniz mahsullerinde görece ucuz ve bol kepçe. Bizde aynı standartta bir yemeği, yani deniz kenarında bir mekânda kalamar, karides ve balık yanında alkol / içecek ile en az iki katı ödersiniz. Damak tadı da bizimkineyakın. Dondurmaları lezzetli ama bize göre pahalı ama mahalle dondurmacısına göre pahalı ama tatil bölgesi dondurmacısı kadar pahalı diyebiliriz. Restoran, kafe veya barlarda açık su ücretsiz olarak veriliyor. Şişe suların bir kısmı alkali (pH:7,8) bu nedenle çok alışık olmadığımız tarzda ama fiyatı bizdeki market fiyatında. Spor mağazasına girdim marka ayakkabıların fiyatları bize göre ucuz. Taksiler tarife usulü çalışıyorlar bize göre ucuz. Araç kiralamanın pahalı olduğundan bahsediyorlar ama bize göre ucuz. Meyve ise çok pahalı. Öğlen 2-3 ten sonra akşam 6 ya kadar siesta yapıyorlar tüm işyerleri kapalı (izinli turizm acenteleri hariç). Dükkanlar genellikle sade görünümlü çok fazla şatafat yok. Birçok dükkânın vitrinindeki ürünlerin fiyatları yazıyor yani bizdeki gibi gel gel yok.
Ya Sas (Merhaba)
Adadaki Yunan bayrağı sayısı ilk başta fazla gibi görünse de İzmir’deki Türk Bayrağı sayısının yanından bile geçemez.Kapitalizm adaya çok uğramamış gibi yani ulusal markaları daha fazla. Bir Alman süper marketi var. Akaryakıt istasyonlarında kendi markaları var bir tane deniz kabuğu olan marka gördüm yabancı olarak. Sokakta polis, asker vb. sayısı çok az. Mekanlarda Türkçe menü var. Personeller ile biraz Türkçe biraz İngilizce dozunda tarzanca anlaşabiliyorsunuz. Çok zorda kalırsanız çeviri programları iş görüyor.
Birçok şeyden bahsettik adaya ismini veren Sakız’dan da bahsedeyim. Sakız ağaçları adanın her yerinde var devlet politikası ile koruma altında. Sakız ağaçlarının altına serilen kalsiyum karbonatı devlet ücretsiz olarak veriyor. Sakız ağacına ailenin büyüğü aralıklarla çentik atıyor ve tabiri caizse ağacın yaralarının ağlaması sağlanıyor. Sabah gün ağarmadan hava ısınmadan akan sakızlar toplanıyor. Toplanan sakızlar kooperatife verilebiliyor. Ya da üreticiler kendileri de kullanabiliyor. Rehberden aldığımız bilgiye göre ise fiyatı evet tahmin ettiğiniz gibi bizdekinin yarısı kadar. Sakızdan üretilebilecek her şeyi yapmışlar. Sakız reçeli, sakız suyu, sakız gazozu, sakız likörü, sakız rakısı vb.
Kısacası Sakız Adası tatili birkaç günlük dinlenmenin yanında aynı zamanda iki yakaya dışarıdan bakma fırsatı sundu. Gördüklerimle kıyaslama yaparken, güzel olanı örnek almanın ve kendi ülkemizde daha iyisini yapmanın mümkün olduğunu bir kez daha düşündüm. Bir sonraki yolculukta görüşmek üzere… Adio!
Adio! (Hoşçakal)