Yobazın Derdi

Başında bizim eskilerin “püsküllü bela” dedikleri kırmızı püsküllü serpüşü, bir tarihçi afrasıyla ekrana kurulmuş, sözde Atatürk’e çamur atacak ya, öyle buyurmuş tasmasını tutanlar…

Ne diyor bizim mahir (!) tarihçi, Çanakkale savaşı yapılmamıştır… Bak şu densize, bunu taaa dünyanın öbür ucundan insanlar biliyor, her yıl Çanakkale’ye gelip, kendi evlatlarımızla koyun-koyuna yatan evlatlarının yasını tutmak adına ülkemize gelip, bizlere minnetlerini sunuyorlar, ama bizim mahir tarihçimiz (!) hâlâ bu  savaş olmamıştır desin dursun, bunlarda utanma duygusu zaten yok, ar damarları çatlamış durumda…

Şimdi çıkmış bir -kendi deyimleri ile- meczup, “yeni devlet kuruyoruz, kurucusu ise bizim dünya liderimiz” (!) demeye getiriyor…

Artık bu densizlere biraz tarih dersi vermek gerekiyor değil mi, tabii yalandan saf ayağına yatmıyor ise ?..

Ey kafasını birilerinin vesayetine teslim etmiş, beyninin kontrolünü kaybetmiş, tarihinden bi-haber soysuz zat-ı muhterem (!)

eğer o dediklerin doğru olsaydı, şu anda yaşadığın ülke Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Afganistan gibi tarikat ve mezheplerin  kol gezdiği, kafa kestiği, insan olmaktan öte, birer müritten  -oda ülkeyi yöneten- hanedan mensubuna dahil bier şekilde kuldan başka bir şey olamayacağın idi… Ey benim “dinim gereği örtündüm” diyen samimi bacım, seni yıllarca okul önlerinde kullanıp, bir mollanın haremine, bir yobazın üç karısına kuma olarak düşünmediler mi ?.. Yıllar önce g….ünün kılı olmayı sana layık görenlerin asıl amacının seni birey değil de, sadece cariye sınıfında görmek istediğini neden görmek zahmetinde bulunmadın… Sana geçmişte “şıhının” yatağına girmeyi “cennete” girmekle -tıpkı Fadime Şahin olayındaki- gibi eş değerde göstermediler mi ?..

Sana Avrupa’nın o çağdaş ve demokrat geçinen ülkelerinden önce birey olmak ve seçme-seçilme hakkını veren, o kutlu insana karşı saygı göstermeni istememin, benim kendi çıkarımla ilgili olmadığını daha nasıl anlatmam gerekir ?.. Ben yaş olarak belli bir aşamaya gelişim,  bu ülkenin çağdaş ve gelişmişlik düzeyine erişmesinden başka hiç bir talebi olmayan, evlatlarını hiç bir devlet kurumundan nemalanan birer asalak olarak yetiştirmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı en büyük  erdem olarak gösteren  birisi olarak senden beklentim, kimsenin dümen suyuna kapılmadan, gerçek değerlerine bağlı olarak yetişmen ve başka Türkiye olmadığı gerçeği ile yetişip, ülkenin kaygısını taşıyan, kendisini bir birey kabul edip ona göre tavır alan birisi olarak yaşamını sürdürmen…

Unutma bu cennet vatanın kurtarılması konusunda kendi geleceğini riske edip, varını-yoğunin samimi inancını u ortaya koyan o kutsal insanlara karşı görevini yerine getirmen… Emin ol ki bacım benim bundan en ufak bir çıkarım yok… Benim ne kurban derilerini istismar edip, sizlerin rızkına göz diktiğim, ne de “deniz feneri” benzeri kurgularda olduğu gibi, planım yok… Ha önemle belirtmeliyim ki, benim ta bilemem ne ülkesinden gelen yardımlar ile ülkede, senin samimi inancını kullanan şehzadelerin kurduğu gibi bir vakfa sahibi olmadığımı bilmeni istiyorum…

İşte egemen güçlere biat eden, onların inayetine kimliğini teslim eden  -kimilerinin ecdat diyerek kutsadığı- zavallı zevatın getirdiği ülkemizi kurtaran, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah  arkadaşlarına olan minnet duygularımızı tazelediğimiz ve tarihimizi gündemde tuttuğumuz bu kutlu günde, kendilerine olan sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz…

Evet efendiler 30 Ağustos bizim geçmişimizin bu günlere taşınan mirasının teyidi ve kutsanmasıdır… Bunu kutlamayı yasak eden yöneten zevata, şunu anımsatmak isterim ki, eğer 30 Ağustoslar olmasaydı, sizlerin bu gün işgal ettiğiniz o makamlarda oturanların hiç de sizin ulaşabileceğiniz yakınlıkta olmadığını bilmelisiniz… Tıpkı bu gün geldiğiniz yerin, o yere-göğe koyamadığınız Osmanlı’da olduğu  gibi  “at bakıcısı, savaşlarda canını verecek nefer, vergisini ödeyen teba’dan öteye bir anlan ifade etmeyecektiniz…

Evet tüm bu olan-biten kutsal davayı yadsımayı çıktıkları televizyon programlarında büyük bir keyifle anlatan o sapkınlara biraz olsun utanmaları umuduyla paylaşmak gereği duydum…

 

SÖZÜN  ÖZÜ

Soyunu unutan karanlık kafa,

Geçmişini öğren küsme etrafa.

Dini siyasete alet etsen de,

Bizim yanımızda iki “Mustafa”.

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X