Umut Taşırım Heybemde

İçini umutla doldurduğum küçük bir odam var..bir ben varım odamda bir de ağır işçiliğine soyunduğum sözcüklerim var…söz işçisiyim yani…

Çocukluğumda oynadığım “saklambaç” oyununu şimdilerde yeniden oynuyorum…gözlerim kapalı umudu arıyorum…oda küçük nereye kaçarsa kaçsın yakalayacağımı bilmenin keyfiyle düşüyorum umut dolu sözcüklerin peşine…

Sözcükler öfkeli ve nefret yüklü olduğunda yumarım gözlerimi… Yeniden yeniden sayarım içimden “sağım solum sobe” derim düşerim umudun peşine…Bu günlerde umut odamın kuytularına saklanmış olsa da ortaya çıkacak elbet… Bu günlerde hoyratça örselense de, gizli bir el kendi zifiri karanlığında tutsak etmeye çalışsa da umudu..başaramayacaklar… Umut dağılan bulutların arasından doğan güneş gibi gelip doğacak içimizde…

“Umut Daima”
Bir direniş olur…nöbete durur işi elinden alınan babanın yavrusu…
Türkülerle halaya durur analı kızlı emekçi kadınlar… Umut greve durur yılgınlığın karşısında…
Bir kadın direnir töreye…bir gelin çocuk bedeniyle isyan ateşini yakar…tetiği çekmekte olan bir kocanın şiddetine karşı direnişe geçer umudu yüreğinde büyüten kadın…

Her yılgınlığa karşı umudu her korkuya karşı direnişi örgütleyen sözcükleri silahım olan kalemden hedefe gönderilmiş kurşunlar gibi eksik etmem heybemden…

Oğullarını kızlarını yitirmiş analar…dul kalan kadınlar..yetim kalmış çocuklar çıkar karşıma..umut beklerler…fırtınalı denizlerde sığınılacak bir liman gibi olsun isterler sözcüklerim…

Heybeme bakar çocuk ve sonra gösterir annesine..heybemden uçuşan umut yüklü sözcükler göğün mavisine yükselir…göğün mavisinden yağmur gibi yağarsa umut eteklerim zil çalar sevinçten…

“Umut Daima”

Umudu birlikte büyütmeye ve “güneşli güzel günler görmeye” bir katkım olacaksa varsın sözcükler odamda o duvardan bu duvara yüzüme çarpsın…Öyleyse merhaba…

Bir cevap yazın