Ters Bir Yazı: Eli Öpülesi Canlı

Aslında “canlı”  ama nasıl?

Gerçekten canlı mı?

Nasıl bir canlı?

Tiyatro, sinema, kitap, dergi, gazete, tatil, eğlence…

 Bunlardan hangisini veya hangilerini yapabiliyor geçim sıkıntısını düşünmekten…

Bir an düşünelim…

Birlikte mezun olduğunuz sınıf arkadaşlarınızı düşünün.

 Siz öğretmen olurken onun başka mesleklerde olduğunu düşünelim.

 Örneğin, bir tanesi de polis olsun.

Siyasilerin vaatleri bitmez bilirsiniz.

Bunlardan biri de hükümetin vaatleri…

Her seçimde ısıtılan ve bir türlü uygulanmayan 3600 ek göstergesi değil mi?

Siz  “hak” isterken, hükümet karşınıza sizin sınıf arkadaşınızı sürer ve “dağılın!” talimatı gelir.

Daha diyeceklerinize başlamadan gelen bu emre azıcık direnirseniz;

Görevlilerin aldıkları talimat gereği ya beleşten “biber gazı “ yersiniz.

Ya da beleşten tazyikli ilaçlı suda yıkanırsınız.

Sınıf arkadaşınız bu durumda ne yapsın?

Bir tarafta her türlü sorununu, nasıl zorluklara katlanıp ta okuduğunu bildiği arkadaşı, diğer yanda görevinin getirdiği sorumluluk…

 Bu ikilem arasında ne yapsın?

Siz olsanız ne yapardınız?

Bir prof. düşünün cahilin ferasetine güvenen…

Bir iktidar düşünün  hemen her yıl eğitim bakanı değiştirir …

Bir “BAKAN” düşünün; “sevgili öğrenciler, öğretmenlerinizin verdiği ödevleri yapmayın!” der.

Ve de bakanlığa devam eder.

Bir “hükümet” düşünün…

Okula kayıt ederek, birkaç haftalık devamla ve yeterli eğitim !!! sonucu atadığı yandaşları halen öğretmen olarak devam etmektedir.

Bir iktidar düşünün “HALKIN ÇOCUKLARINI, HALKA HİZMET İÇİN EĞİTEN” köy enstitülerini kapatsın!

Bir iktidar düşünün, halkın ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek, hazırladığı eğitim programını uygulayacak öğrencilerden öğretmenler yetiştirir.

Uçak yaparak satan bir durumdan, saman ithal eder bir duruma gelişimizin tarihçesi de eğitime iktidarların bakışının tarihçesi gibidir.

Eğitimimizdeki bu günkü durumu düştüğümüz çukurdan yukarıya doğru özetlemeye çalıştım.

“Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”

Mustafa Kemal Atatürk

“Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.

Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanatı.

Türk ekonomisi, Türk edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.

Bir millet, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin,

 o zaferlerin yaşayacak sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir.

Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.

Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz…

En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır. “

Diyerek, bugünkü durumumuzu bize yıllar öncesinden işaret eden ebedi önderimizi bir kez daha saygı ile anıyorum.

Şimdilerde ise;

Hemen her gün suçlu olarak gösterilen konumdadır öğretmenler. 

Sadece 24 Kasımlarda bir gün olarak hatırlanılır.

Gelecek, okuyan insanlarındır.

Gelecek Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hürnesilerindir

Gelecek hepimizindir.

.

Bir cevap yazın