Sözcüklerin Efendisi

Adam Emekliydi…
Hem ülkeye hem çalıştığı kuruma yıllarca hizmet etmiş…ülke ekonomisine katma değer yaratmış ve bunca yıllık iş hayatından sonra rahat bir hayat sürdürme beklentisi ile hizmet süresini tamamlayarak emekli olmuştu…
Kurye görevlisinin getirdiği evrakta emekli olduğu ve maaşının bağlandığı haberini aldığında nasıl da mutlu olmuştu..çalıştığından daha düşük bir maaş bağlanmıştı..olsundu.

İçkisi sigarası yoktu…emekli adamın ne masrafı olur ki diye düşündü ve ilk maaşını aldığında eve keyifle döndü…
Aylar geçti..artık emekli maaşı evin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyordu..
Kredi kartında limitleri aşmış artık alışverişlerde yetersiz bakiye olduğu için zaman zaman aldıklarını kasada bırakmak zorunda kalıyordu…

Cep telefonuna sürekli mesaj geliyordu..bankada kredisinin hazır olduğu bankaya gitmesinin bu parayı alması için yeterli olduğu yazılıyordu..
Olmuyordu..geçinemiyordu..mesajın geldiği maaşını aldığı bankaya gitti…
Müşteri temsilcisi güler yüzlü bir kızcağızdı..”hoşgeldin amca” diyerek emekli adamı masanın karşısındaki koltuğa oturttu…”ne içersin amca” diye sordu…emekli adam bu içten karşılamadan hayli memnun “açık bir çay içeyim kızım…” dedi…

Müşteri temsilcisi güzel kız adamdan nüfus kâğıdını istedi..
Yan masadaki adamın nüfus kâğıdını alan başka bir müşteri temsilcisi adama “kusura bakmayın…size kredi veremiyoruz..ödenmeyen banka borcunuz olduğu görülüyor” deyince emekli adam tedirgin olmuştu..ya kendisine de aynı şeyler söylenirse ne yapardı..hem üzülür hem utanırdı..

şimdiye kadar kendisinden alacaklı hiç kimseyi kapısına getirtmemişti…
Nüfus kâğıdını alan görevli kız önündeki bilgisayarın tuşlarıyla öyle hızlı oynuyordu ki adam içinden “aferin kıza ” dedi…kızın “amca sana kredi vermemizde bir sakınca” yok demesiyle emekli adam neredeyse emekli olduğu gün kadar sevindi…

Emekli adamın alacağı kredinin kaç ay vadeyle olacağı öğrenildikten sonra aylık ödenecek taksit tutarları hesaplandı…bu arada çay servisi yapan kadın adama az demli ikinci çayı da getirmişti..adam bu ilgiden fazlasıyla memnun olarak kendisinin yandaki kredi talebi kabul edilmeyen adamdan daha itibarlı olduğunu düşünüp koltukta yayılarak daha rahat oturmaya başladı…

Adam işlemlerin bir an önce bitip parasını almanın peşindeydi..görevli kız adamın önüne koyduğu sayfalar dolusu evrağın her sayfasını imzalatırken adamın sıkılmış olduğunu fark ederek “az kaldı” amca dedi…
Emekli adam evrakların her sayfasına imza atarken askerlik çağrısı aldığında.. işe yeni başladığında ya da nikâh masasında en son da emekli olurken bu kadar çok evrak imzalamadığını düşünüp bir an önce bitsin diye nerdeyse her sayfada birbirine benzemeyen imzalar atmaya başladı…adam hiç okumadan imzaladığı evrakların en son sayfasına titreyen eliyle “okudum anladım” yazarak son imzasını attı…
Adam artık “işlemler bitti çok şükür” derken görevli kız son bir işlem kaldığını hayat sigortası yapıldıktan sonra işlemlerin biteceğini söyledi…

Görevli kız “amca bir hastalığın var mı..?” diye sordu..adam tansiyon ilacından başka bir ilaç kullanmadığını söyledi..böyle söyleyerek ne kadar sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyordu…görevli kız “kanser gibi kötü bir hastalığın yok değil mi amca..?” diye sorunca adam sinirlendi..”tövbe de kızım” dedi..kızcağız “eğer böyle bir hastalığın varsa sağlık sigortası için daha çok para kesmemiz gerekecek..” dedi…adam kanser olmadığına sevindi.. ya bir de kanser olsaydı kim bilir ne kadar daha para kesilirdi diye düşündü…kanser olmayı kimse istemezdi elbet…içinden “bankalar kanserli hastaları daha çok seviyor olmalı” diye içi acıyarak gülümsedi…
İmzalar atıldı..adama aylık ödeme tablosu verildi…görevli kızın adama verdiği sıra numarası yanınca adam para sayma makinesinin takırtılarıyla sayılan parasını aldı bir köşeye oturdu bir kez de kendisi saydı..sonra parayı çengelli iğneyle emniyete aldığı iç cebine koydu…

İlk defa banka kredisi çeken emekli adam yıllar içinde acemiliği atlatıp kim bilir kaç kez daha kredi kullanacaktı..kim bilir kaç kez daha hayatının üç yılını bankaya ipotek olarak bırakacaktı…
Japonların en çok çocuklarla yaşlılara sevgi ve saygı gösterdiğini okumuştum.. Bizim memlekette çocukların öldürülüp yaşlıların potansiyel ölü sayıldığını yaşamın pratiğinde yaşıyoruz…

Bu ülkede sayıları milyonları bulan emekli var..milyonlarca emekli anlattığım öykünün muhtemeldir ki defalarca kahramanı olmuştur…

Emekliler örgütlenebilse ve bir siyasi parti kursa şüpheniz olmasın TBMM’de ya çoğunluğu sağlar ya da ana muhalefet olur..

Yaşadığımız günler kime oy vereceğimizden çok kime oy vermeyeceğimizin çok net olarak önümüzde durduğu günler…

Ben bir öykü anlattım ve kendimce bir mesaj verdim..herkes payına düşeni alsın…sevgiyle…

Bir cevap yazın