Söz Sende Karar Senin

İçerisinde bulunduğumuz günler ateşli, hararetli günler.

Her ne kadar kış geldi, soğuklar arttı,

Pastırma sıcakları da bitiyor diye konuşulsa da;

Bu günler çok sıcak geçiyor. Herkes dersine harıl harıl çalışıyor.

Bu güne kadar aranıp sorulmayanlar aranılmakta, hal hatırı sorulmakta.

Hareketlilik güzel. Çok da güzel bir durum.  Öyle değil mi?

Bizim de takdir ettiğimiz bu durum.

“ Neden bu güne kadar hiç kimseyi arayıp, sormadılar” diye düşünüp, karalamaya gerek yok ki!

Onlar büyük. Onlar ağır toplardan. Elbet vardır bir bildikleri. Hatta bir değil de, birden çok bildikleri vardır.

İşte bu günlerin hararetli olması, sımsıcak geçiyor olması da bu yüzden.

Demokratik hakkını kullanıp, yönetime talip olduğunu açıklayan Doktor Sayın Alper AKTAŞ, delege listesini isteyince; listenin hazır olmadığı bildiriliyor.

Aynı anda ise;

Liste başkalarında elden ele dolaşıp, delegelerden imzalı desteklerinin  istenildiği görülüyor.

Ben de;

Partiye gönül veren herkes gibi, yarışın demokratik kurallarda ve adilce geçmesini, kırmadan dökmeden geçmesini istiyorum.

Davamız; “yerelde ve genelde iktidar olmak”

Siyaseti bu güne kadar alışılagelmiş yöntemlerle yapmak artık yok!

Kafa kol, abi kardeş, ahbap çavuş ilişkileri ile oy toplama dönemi artık eskidi. Bit pazarına düştü!

Eskici pazarına da rağbet yok!

O durumu savunanlar da artık, her geçen gün değer yitiren antika konumundalar.

Öylelerine artık yeni nesil gençler ”dinozor” demeyi uygun görmüş ve kullanıyorlar.

Bize göre de o çağ geri gelmez. Devir yeni devir. Dinozor çağından kalan bir çorap reklamı vardı ”atın atın!  Eskimişleri atın! “

Dinozorların tarihinde onlar da yerini almalı. Artık siz de “Atın! Atın! Oylarınızla dinozorlaşmış beyinleri, dinozor beyinlileri atın!”

Artık onlar için bir köşede oturma vakti geldi de geçiyor!

Geçmişte yaptıkları çalışmaları anlatmak için, danışılacak kaynak kişiler olsunlar.

Kızılderili reisi gibi “oturan boğa”  dönemi kapandı.

Bu zamanda “Ayak oyunlarını bilen “ değil de; ayaklarını oynatanlar gerekli.

Bugün zekasını, zamanını halkla kullanacak, halkın içinde olacak, ayakları yorulmayacak dinamik bir kadroya ihtiyaç var.

Denenmişleri tekrar tekrar denemeye gerek var mı?

Hepimizin de bildiği gibi; eskiyi ne kadar denerseniz de hep aynı sonuç çıkar.

Değişmez. Sadece zaman kaybı olur.

Yönetime talip şimdilik iki aday liste var.

Bunlardan birini iki yıldan beri hepimiz izledik.

Neler yaptığını, neler yapabildiğini hepimiz gördük.

Yeniden yönetime talip olmak onların da en doğal hakkıdır.

Bu güne kadar plansız, programsız, hedefsiz bir şekilde yarışa girildi.

“Onu değil, beni tercih edin” denildi.

Programsız bir şekilde seçime girmek sizce hangi mantıkla izah edilebilir?

İsteğimiz, herkes bir program ortaya koysun. O program görücüye çıksın.

Delegelerin tercihine sunulsun.

Kabul gören, programı uygun bulunan koltuğa otursun.

Günümüze kadar yönetimler oluşturulurken;

Parti içinde grupları olanlarla tek tek ve gizlice görüşülür, seçim gününe kıran kırana pazarlıklar yapılırdı.

Hatta seçim günü bile listelerde değişiklikler yapılırdı. Başkan olacak kişi bile listedeki isimlerden birkaçı dışındakileri tanımazdı. Böylece yönetimler oluşturulurdu. Bu nedenle;

Toplanamayan, karar almakta zorlanan, kendi içlerinde uyumsuz yönetimlerin oluştuğunu hepimiz biliyoruz.

Son halini alan listeler delegelerin oylarına sunulmakta ”sandık demokrasisi” uygulanmış olmaktadır.

Bir an düşünelim.

Bütün bunlar partiyi iktidar yapmak için mi olur? Parti içinde iktidar olmak için mi?

Soruyorum,  kararı verecek delege bu seçimin neresindedir?

Arzuladığımız demokrasi bu mudur?

Delege, oyunu vereceği listedeki isimleri tanımadan, adlarını bile duymadan, görmediği kişilerin oluşturduğu listeye oyunu kullanmaya zorlanmış olmuyor mu?

Yönetimi seçecek delegelerin aklı, fikri, önerisi, tercihi neden dikkate alınmaz?

Delegeler düşünemeyen kişiler mi?

Kısa ve öz olarak;

Delegeler birilerinin robotu mu?

Bu durumu kabullenen delegeler de olabilir.

“Abi sen ne dersen o! “  diyen delegeler de olabilir.

CHP üyesi düşünür, karar verir. Biat etmez!

Benim de düşüncelerim var. Gözlemlerim var. Benim de aklım var.

Ben robot değilim” der. Kararını verir.

İşte bu seçimde onu göreceğiz.

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X