Samsunlu Şairler: Mustafa Bilir

Şiire ve türkülere aşık adam: Mustafa Bilir  (Aşık Obalı)  

Şiir yazmaktan çok, şiir ve türkülere hizmet yolunu benimsemiş bir kalem Mustafa BİLİR.

Samsun şiir akşamlarına katıldığım ilk programda kalabalık bir şiir sever topluluğunun karşısında; sözüyle mikrofona, sazıyla seyirciye hükmeden bir adam gördüm sahnede. Konuşurken kelimeleri hızlı hızla söyleyen, sazıyla konuştuğunda türküleri tane tane aktaran bir ozan Aşık Obalı.

Kendisi 1958 yılında Artvin’in Şavşat ilçesinin Oba (Ube) köyünde doğmuştur. Öğretmen olan babasının 1959 yılından beri Samsun’da görev yapması nedeniyle Samsun’da büyümüş, Samsun’da okumuştur. İlköğrenimini Merkez Dereköy Muşta okulunda, Orta öğrenimini Devrim Orta Okulu’nda ve 19 Mayıs Lisesinde tamamladı. İlk şiirleri lise döneminde sınıf gazetesinde yayınlandı.

1978–79 yıllarında TODAİE Sevk ve İdare Yüksek Okulu lisans bölümünü bitirdi. 1976–77 yıllarında Ankara’da Halkevleri Genel Merkezi Halk türküleri örnek gurubunda yer aldı.

Samsun’da özel şirketlerde yöneticilik ve muhasebe müdürlüğü yaptı. 1994 yılından beri Samsun Büyük Şehir Belediyesinde çalışmakta iken 2016 yılında emekli oldu.

Müzik çalışmalarını Samsun Büyük Şehir Belediyesi Konservatuarı Türk Halk Müziği korosunda sürdürmektedir.

Evli ve iki çocuk babası olup, Gürcüce bilmektedir.  2016 yılında Gürcistan vatandaşlığını da almıştır.

Halk müziğine ve şiire hizmeti çok eskiye dayanır. Çeşitli televizyon programları ile Samsunlu şair ve Halk Aşıklarını halka tanıtmıştır. Daha sonra Samsun Büyük Şehir Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Dairesi Başkanlığı bünyesinde Samsun Şiir Akşamları etkinliğini başlatmıştır. Samsun ilinde bu tür şiir etkinlikleri eski yıllarda da yapılmışsa da bu kadar uzun soluklu olmamıştır.

Emekli olduktan sonra sık sık Gürcistan’a, Azerbaycan’a gitmiş, orada Samsun ilinin sanat elçiliğini yapmıştır. Resmi olmasa da gönüllü olarak bu görevi başarı ile yürütmüştür.

Aşık Obalı’nın “ GİDELİM ARTIK ” isimli bir şiir kitabı ve bestelediği pek çok türküsü mevcuttur.

Atatürk ve Türkiye sevdalısı olan Aşık Obalı, Türkçeye çok önem vermektedir. Bu konuda pek çok şiirler yazmıştır. Türkçeye, yabancı dillerdeki sözcüklerin girmemesi için büyük uğraş vermektedir. Bu nedenle her şiirinde Türkçe sevdalısı olduğunu ve Türkçeyi özlediğini haykırmaktadır.

 

TÜRKÇEMİ ÖZLEDİM


Asya bozkırından dörtnala gelip
Ruhuma can veren yeli özledim
Özgürlük denince dağları delip
Türküler söyleyen dili özledim

“Şafak vakti doğup akşam ölmeyen”
Millet kan ağlarken kendi gülmeyen
Kölelik, esirlik nedir bilmeyen
Bükülmez bileği, beli özledim

Kim sırt çevirirse bil ki dününe
Sonu uçurumdur baksın yönüne
Türk’e has ne varsa katıp önüne
Coşup getirecek seli özledim

Türk dili davamın düştüm peşine
Ata’nın sözünü herkes düşüne!
Bu boyunduruğun bende işi ne?
Uykumu bölecek zili özledim

Hey! Koca Yunus’um, Dedem Korkut hey!
Selam sana Karamanlı Mehmet Bey
İstemem, istemem başka hiçbir şey
Türkçe konuşulan ili özledim

İyi seç OBALI, kim dost, kim hasım
Dilim parça parça, diner mi yasım?
Sen ey güzel Türkçem kutsal mirasım
Seni avuçlayan eli özledim

(Türk Dili  Dergisi- Eylül 2003 ) 

 

 

Yine dili kadar türkülere olan sevdası da meydandadır Aşık Obalı’nın. Bir şiirinde türküler için şunları söylemektedir.

 

Türkü

Çağlar ötesinden gelir koşturur
Nerde söylenirse ordadır türkü
Davul olur halayları coşturur
Sazda kemençede tardadır türkü

Gün olur Mecnun’la dolaşır çölde
Gün olur Yunus’la konaklar dilde
Gün olur Şirin’le açar bir gülde
Gün olur Kerem’le kordadır türkü

Ah dedikçe yanık bağrı sızlayan
Gözyaşını yüreğinde gizleyen
Gün sayarak asker yolu gözleyen
Bir gözleri ela yârdadır türkü

Kimi zaman büyüdükçe küçülen
Kimi zaman tükendikçe içilen
Kimi zaman kapandıkça açılan
Bir hikmetli sözde, sırdadır türkü

Şimdi zamanıdır türkü demenin
Bir garip sızıdır adı Yemen’in
Obalı der altında sol memenin
İşte tam burada burdadır türkü

 

 

TÜRKÜLERİ YAKAMAZLAR 

Gül dalına baykuş konsa,
Dağlar çöküp sular donsa,
Dünya baştanbaşa yansa,
Türküleri yakamazlar.

Dermansız acılar çekse,
Dünyalar üstüne çökse,
Darağaçlarına çıksa,
Türküleri yakamazlar.

Türkü sevinç türkü çile,
Konup göçer ilden ile
İnsanı yaksalar bile,
Türküleri yakamazlar.

Sevgi eker, dostluk biçer,
Çiçek olur, barış açar,
Böyle gelmiş, böyle geçer,
Türküleri yakamazlar.

Gönüller ışıtan türkü,
Hak sözü yaşatan türkü,
Şeytana taş atan türkü,
Türküleri yakamazlar.

OBALI der, Türkü Ata,
Baş eğmedi hiç bir zata.
Böyle bilsin yedi kıta,
Türküleri yakamazlar. 

 

 

Memleket sevdalısı demiştik Aşık Obalı için. Doğduğu yerleri, doyduğu yerleri, vatan bildiği toprakları yürekten sahiplenir. Bu konuda yazdığı “ Türkiye Sevdası” şiirini sizlerle paylaşıyorum.

 

TÜRKİYE SEVDASI 

Her sabah bir sevda doğar üstüme
Isıtır içimi gözüm parıldar
Tarihten yapraklar yağar üstüme
— Gözlerim gözüne dalar öylece
— Seslenirim ona işte şöylece

Sen ki, türkülerin harman olduğu
Nice kara kaşın ferman olduğu
Sen, acının bile derman olduğu
— Sen ki, ak sütünden hayat verensin
— Nice uygarlıklar, çağlar görensin

Sevdanı ekenler bire bin alır
Güneş senden doğar senden can alır
Gönül seni söyler senden gün alır
— Ey güzel Türkiye’m baharım yazım
— Ata yadigârım kopuzum sazım

Sen olmasan yaşamayız, doğmayız
Yağmur olsak sensiz yere yağmayız
Senden başka hiçbir yere sığmayız
— Dünya gözümüzde senin kadardır
— Boyu boyun, eni enin kadardır

Yiğitler, suyundan abdest almışlar
Şehadetten önce namaz kılmışlar
Seni cennet, seni cennet bilmişler
— Sen, uğruna güneşlerin battığı
— Sen, kalplerin bayrak bayrak attığı

Dağlara Köroğlu kokusu sinmiş
Ay’la yıldız seni ikizi sanmış
OBALI bu yurda Türk yurdu denmiş
— Tufan gelse sönmeyecek bu sevda
— Yoldan asla dönmeyecek bu sevda

 

Şiirlerinde tema olarak çoğunlukla memleket meselelerini işler. Her şair, her aşık gibi aşk şiirleri de yüreğinden dökülür. Onun hafızalara kazınan en güzel aşk şiiri “Leylifer” dir. 

 

 

LEYLİFER

Ne isem öyleyim ben Mevlâ böyle yaratmış
Yüzümü başka renkle boyamadım Leylifer
Yaradan gözlerine bir büyülü sır atmış
Bin yıl yüzüne baktım doyamadım Leylifer

Sevda darağacında girsem bile sıraya
Ne kalbimi satarım, ne veririm kiraya
Gamzelerini bastım içimdeki yaraya
Başka bir reçeteye uyamadım Leylifer

Yüzünün kâinata dokunduğu yerdeyim.
Ölünün yaşamaktan yakındığı yerdeyim
Hasret türkülerinin okunduğu yerdeyim
Sensizlikte başka ses duyamadım Leylifer

Bu koskoca şehirde yapayalnız biriyim
Hüzünlerle yoğrulmuş aşkın alın teriyim
Gözlerim açık diye sanmasınlar diriyim
Kaç defa öldüğümü sayamadım Leylifer

Buralara kar yağdı, hastayım, üşüyorum
Saçlarının ucundan boşluğa düşüyorum
Her sabah ezanında kabrimi eşiyorum
Kendimi başka yere koyamadım Leylifer

Yokluğunu bağışla, ışığını kerem et
Gecelerime süzül, gündüzümü irem et
Ey bakışları büyü, ey gülüşü keramet
Varlığından bir lâhza, cayamadım Leylifer

 

 

Bu gün kendisiyle dost olmaktan ve de ailecek görüşmekten gurur duyduğum, kardeşim Mustafa BİLİR’e buralardan selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

 

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X