Kıra-Döke Demokrasi

Şöyle geçmişi bir gözden geçirelim efendiler… Hani Saddam’ın tepesine çökerlerken, nükleer yalanına baş-vur-muşlardı da, sonrasında “yanılmışız, öyle bir şey yokmuş” dememiş miydiler?..

Hani Kaddafi’de aynı şekilde alaşağı edilip, linç edilmesi sağlanmamış mıydı?..

Sonuçta BOP denilen o ucube Amerikan projesi uygulanacak ülkeler arasında böyle rastlantılar öyle bir hal aldı ki, hepsinde böylesi senaryolar devreye sokulmakta, bir şekilde yönetenleri zorla görevden alınmakta, bir şekilde katledilmeleri sağlanmakta, Amerikan projelerine çanak tutan, yerli işbirlikçileri yoluyla durumun daha da hızlanması sağlanmaktalar tabii…

Bizdeki az gelişmiş kafalar, bilboardlarda astıkları afişler ile, Kudüs konusunda duyarlı olduklarını göstermek adına, insanları kandıracaklarını sanmaktalar… Oysa geldikleri günden bu güne, “haçlı zihniyetine” tutmaya çalıştıkları çanak ile, gerçekleri sizlerin gözlerinden kaçıracaklarını sanıyorlar…

Yıllardan beri ülke içerisinde kışkırttıkları “mezhepçiliği” artık uluslar arası coğrafyada da tüm acımasızlığı ile körüklemekteler… Bunlar örnek aldıkları kişilerin yaptığı her şeyi alkışlamasını bilirler de, K. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yakılan, katledilen canlara karşı en ufak bir tepki dahi vermezler… Hatta örnek aldıkları kişi, Türk’ün en büyük zaferlerinden bir sayılabilecek “Kut-ul Amare” zaferini bile sırf, İngilizlerin gözüne girebilmek için, 1952 yılında kutlanmaktan kaldırmalarını bile, bir türlü içlerine sindiremedikleri CHP’ye mal etmekten kaçınmazlar…

Bunlar tarihimizde “kanlı pazar” olarak yer etmiş olan, 6. filonun topraklarımızdaki varlığına tahammül etmeyen yurtsever gençlerin katlinden doğan kanları henüz ellerinde olan, üstüne üstlük bu katliamı, 6. filoyu kıble yaparak namaza duran insanın meclis başkanı olduğu bir meclis tarafından yönetilmeyi içlerine sindirenlerin varlığı karşısında, duyduğum rahatsızlığı anlatmakta zorlanıyorum, sevgili okurlar…

Böylesi tipler omuzlarında asılı heybelerine bakılarak, kendilerine yükledikleri misyonun kutsiyetini her fırsatta dile getirirler de, o heybenin içerisine sığdırdıkları öfkelerinden hiç de söz etmezler… Oysa o heybeler, asırlar boyu intikam dolu, öfke dolu, devletimizi kuran o kutlu insanlara karşı intikam hırsıyla doludur…

Dikkatinizden kaçmadığına inandığım, bunlardaki Atatürk düşmanlığı her zamankinden daha azmış bir durumda devam etmektedir…

Geçmişte kendisi hakkında demediğini bırakmayan yöneten irade konusunda bu gün, iktidar borazanlığına soyunan, “yavru muhalefet” liderine bakar mısınız?.. Kendisine edilen tüm hakaretleri unutmuş, geçmişten gelen bir başka partinin koltukları altına sığınma geleneğini o kadar ileri götürmüş ki, ana muhalefetin her olumsuz atağını eleştiren demeçlerine ve eylemlerine birinci ağızdan yanıt vermeyi görev bilmiş, kendi partisini işlevsiz duruma getirmek konusunda elinden gelen her türlü çabayı sarf-eden bu “iktidarsız” zat-ı muhtereme ne demeli?..

Artık siyasi ortamdan silinecek olan partisinin kaygısını bir tarafa bırakıp, iktidar borazanlığına ne ad verilir bilmiyorum…

SÖZÜN ÖZÜ

İktidarsız ! iktidara payanda,

İtirafı geçtik açık beyanda,

“Tek adam” bir yanda kendi bir yanda,

Vesayet altında bak bu zamanda.

Bir cevap yazın