Kapitalizm ve Çiş Sorunu

Yıllar önce Aziz Nesin’e sormuşlar; İstanbul’un en büyük sorunu nedir ? verdiği yanıt tuvalet sorunudur olmuş.

Sonra da açıklamış. Çişi gelen adamın tuvalet buluncaya kadar yaşadığı sıkıntı dayanılmaz, hele de prostat sorunu varsa sorun ikiye katlanır demiş.

Aziz Nesin gülmece yazarı, hayatı iyi gözlemleyen akıllı birisi, tespiti de doğal olarak akılcı ve yerinde olacak.

Yine bir ödül töreninde Savaş Ay Tarkan’la röportaj yaparken, Tarkan canlı yayında ayrılmak zorundayım çişim geldi deyince ortalık karıştı.

Herkes Tarkan’ı ayıpladı. Canlı yayında nasıl böyle bir cümle kurabilirdi. Savaş Ay’da “Sen ödül alamazsın demedim adam olamazsın dedim” diye tepki gösterdi.

Ben de söylemese iyiydi diye düşünmüştüm. O zamanlar gençtim ve çişim gelse de uzun süre saklayabiliyordum. Öyle düşünmem normaldi.

Yaşlanınca düşüncem değişti. Tarkan’ı haklı bulur oldum. Aziz Nesin ise her zaman olduğu gibi bu konuda da haklı çıktı.

Şimdi nerden çıktı bu çiş sorunu diyeceksiniz .

Kapitalizmle ilişkisi nedir diye düşünürken onu da bana Metro otobüslerinin ve Samsun Yusuf Ziya Yılmaz otogarının sahibi Galip Öztürk öğretti.

Olay şöyle gelişti. Ankara’dan Samsun’a yolculuk eden ben gece uyuya kalmışım, mola yerini geçmişiz.

Bir uyandım. Kasıklarım ağrıyor çişim gelmiş.

Sağıma soluma baktım Havza çıkışındayız.

Ha geldik ha geleceğiz diye kıvranıp duruyorum.

Bir taraftan da Aziz Baba ne kadar da haklıymış diyorum.

Samsun’a kadar dayanmak için büyük bir çaba sarf ediyorum.

Otobüs Samsun Yusuf Ziya Yılmaz otogarına girince seviniyorum.

Bu sıkıntıdan kurtulacağım. Otobüs durur durmaz muavinle birlikte aşağı iniyor ve otogarın tuvaletine doğru koşar adım gidiyorum.

Wc ye zor yetişmişim altıma kaçırmak işten bile değil. Aman Allah’ım bir de ne göreyim. Tuvalet görevlisi yok görünürde. Sağa sola bakıyorum yok yok, yok işte.

Tuvalete yöneliyorum karşımda hapishaneye girer gibi demir turnikeler. Ve yanında bir makine 1 TL atacaksın kilit açılacak ve WC ye girebileceksin.

Elimi cebime atıyorum bozuk para var ama 1 TL yok, yok işte.

Sağa sola bakıyorum kimse yok 1 TL isteyeceğim. Hemen yandaki markete girip tuvalete gideceğim parayı bozar mısın diyorum. Bozuk yok diyor.

Diğer büfeye gidiyorum bozalım abi diyor. Bir taraftan da müşterisinin hesabını görüyor. Müşterinin işi bitinceye, benim paramı bozuncaya dek zaman geçiyor kıvranıp duruyorum.

Bozukları alıyor koşarak tuvalete gidiyorum. 1 TL’yi jeton gibi atıyorum. Demir kapı açılmıyor. İtiyorum çekiyorum yok yok açılmıyor işte.

Tekrar 1 TL atıyorum ve açılıyor. Dar bir alan, geçerken aptesim bozuluyor. Yarı içeri yarı dışarı boşalıyor ve rahatlıyorum.

Ağız dolusu bir hal hatır soruyorum. Kulakları çınlıyor sorumluların.

Kafamı sorular kemirmeye başlıyor.

Kim vermiş bu emri, kim koymuş bu makineyi buraya?

Bu nasıl turnike, hapishaneye mi giriyoruz.

Sordum soruşturdum. Bir görevli anlattı. 12 tane otogarın sahibi Galip Öztürk’müş. Hepsinde aynı uygulama varmış.

Ayıp bu; şikayet edeceğim deyince, hemşerimizi mi şikayet edeceksin diye sordu. O utanmıyor bu uygulamayı yapıyorsa ben de şikayet ederim diyorum.

Kapitalizm iş gücüne para vermemek için makine koymuş, 1 TL’ye çalışan.

Kapitalizm daha fazla kar edebilmek üzerine kurulmuş bir düzen. Garibanı her hâlükârda düzen.

Galip Öztürk’e sormak lazım;

Altına kaçıran mı, orada çıkarıp işeyen mi ayıp etmiş olur ?

Bozuk para bulamadığı ya da parası olmadığı için otogarın köşesine işeyenleri içeri attıracak mısın?

İçerdeyken elektrik kesilirse dışarı nasıl çıkılacak ?

İçerde mahsur kalan otobüsünü kaçırırsa ne olacak ?

Hemşerilerinden iki kişi ekmek yese, iş sahibi olsa kötü mü olurdu?

Samsun Belediye Başkanı Yusuf  Ziya Yılmaz ne diyor bu uygulamaya ?

Adına otogar yapmış ama çiş sorununu çözememiş belediye başkanı başarılı görülüyor ve her dönem seçiliyorsa Aziz Nesin haklı.

Bu uygulamaya ses çıkarmayıp kabullendiklerine göre % 60 konusunda da Aziz Nesin haklı kardeşim.

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X